Ünlü sosyal medya fenomenlerine dava açıldı
Devlet fırsatçıların ensesinde:: 81 bin 666 ürün denetlendi!
Kaşıkçı'nın nasıl öldürüldüğü ve son sözleri ortaya çıktı
'Tüm Yahudilerin ölmesi gerekiyor' diye bağırarak ...
“Para kazandınız” diye arayan olursa dikkat!
Müzik dinlemek haram da, dizi izlemek helal mi?

Müzik dinlemek haram da, dizi izlemek helal mi?


“Cinsel arzuları tahrik eden ifade ve tasvirleri içeren haramları güzel gösteren müzikleri yapmak ve dinlemek günah ise aynı şartlara sahip dizileri izlemek helal olabilir mi?'

Karakter Boyutu:

Yeni Akit Yazarı Ali Osman Aydın, bugünkü köşesinde “Cinsel arzuları tahrik eden ifade ve tasvirleri içeren haramları güzel gösteren müzikleri yapmak ve dinlemek günah ise aynı şartlara sahip dizileri izlemek helal olabilir mi?" diye sordu

İŞTE O YAZI

Bir grup İTܒlü genç, ellerinde sazlar, Aşık Dertli’den “Şeytan bunun neresinde?”
türküsünü söylüyorlar. Amaçları kampüste dağıtılan müzik dinlemenin haram olduğuna dair o broşürü protesto etmek.


Öğrenciler protesto için Hadise ya da Teoman şarkısı değil de türkü tercih ederek akıllarınca uyanıklık yapıyorlar. “Şampiyona şeker geliyor, geliyor” diyemezlerdi ya…
Popüler kültürün bu ülkede İslam’dan daha fazla müdafii olduğundan hiç şüpheniz olmasın. “Müzik” tartışması bunun çok açık bir örneği…

Dağıtılan broşürün bir provokasyon olma ihtimali ise çok yüksek. Ama din ve Müslümanlarla ilgili söylenenlerden sonra artık bunun bir önemi yok. Tartışmalar dolayısıyla sosyal medyada dindarlarla ilgili yazılanlar ise size Sovyet Rusya’sında olduğunuzu düşündürebilir. Ama değil. İşte birkaç örnek:
“Ruh hastaları,
İslam’ın rezillikleri…,
O…çocuğu yobazlar,
Millet uzaya gitti bu gericiler hala…
Bu bildiriyle üniversiteler bilim yuvası olmaktan çıktı,

Müzik ibadettir. Her türküden sonra sadakallahulazim diyorum…”

İTܒNÜN GEZİCİLERİNDEN HER ŞEY BEKLENİR

Ağustos 2013’te yani gezi kalkışmasından birkaç ay sonra Ethem Sarısülüklü sahne fonunun önünde, Pink Floyd’un solisti Rager Waters  "Bu konseri dünyadaki devlet terörü mağdurlarına adıyorum. Onları hiç unutmayacağız." dediğinde İTÜ Ayazağa Kampüsü’nü dolduran yaklaşık 40 bin öğrenci "Her Yer Taksim, Her Yer Direniş", "Bu Daha Başlangıç, Mücadeleye Devam" diye dakikalarca slogan atmıştı. O cahil kafadan bu kazuratın fışkırmasına şaşırmıyoruz.

Ama biz konumuza dönelim.

Öncelikle hepsini aynı kefeye koyarak bütün müzik türlerine haram demenin yanlışlığı üzerine konuşmaya gerek olmadığını söyleyeyim. Bütün müzik türleri haram değildir elbette ama bazı müzik türleri vardır ki onlar kesinlikle haramdır…
Ama problem olan müziğin türünden ziyade muhtevasıdır…

Muhtevanın ölçüsü ise ahlaktır…

İTܒdeki arkadaşlar, sizinki bu olmayabilir…
İnsanlar her şeyde tek ölçülerinin nefisleri olduğunu da söyleyebilirler.
Ama bu ölçü, başka her görüşe küfür ve hakaret için bir dayanağa dönüşüyorsa bu durum insanlıkla tevil edilmesi mümkün olmayan bir alçaklık halini alır. O zaman da başkalarına cevap hakkı doğurur…
Aslında Diyanet işleri Başkanlığının “Müziğin dindeki yeri nedir?” sorusuna verdiği cevap bu Gezici İTܒlülerin bile anlayacağı kadar açık: “Kur'an ve sünnette, müzikle meşgul olmanın, müzik dinlemenin mutlak anlamda günah olduğunu gösteren deliller bulunmamaktadır. Bu itibarla, dinimizin temel inanç, amel ve ahlak ilkelerine aykırı olmayan, haramların işlenmesine sebep olmayan müzik türlerini dinlemekte dinen bir sakınca yoktur.Ancak cinsel arzuları tahrik eden ifade ve tasvirleri içeren, haramları güzel gösteren müzikleri yapmak ve dinlemek ise günahtır."

Peki Diyanet’in fetvası bu kadar açıkken ve tüm müzik türlerini değil, sadece belli türleri içeriyorken gezici küfür korosu neden kuyruğu yanmış kedi gibi saldırganlaşıyor.
Arkadaşlar Dede Efendi, Vivaldi, Hacı Arif Bey, Bach, Tamburi Cemil Bey değil de Ceza, Hadise, Tarkan dinledikleri için alınganlık gösteriyorlar tabii.

E haksız da sayılmazlar.

Diyanet’in yaptığı açıklamadan da, selim bir akıldan da dinledikleri sığ müziğe dair bir cevaz çıkamayacağı için gezici şarlatanlar küplere binmişler.   

Tepki gösterenlerin özellikle üniversiteli gençler olması popüler müziğin gençler dünyasındaki tartışmasız hakimiyetini ortaya koyuyor zaten.

Bunu görmek zor değil.
Türkiye’de müzik başta olmak üzere her türlü eğlence ürünü hormonlar dikkate alınarak üretiliyor…Popçuların en kalabalık konserlerini üniversite kampüslerinde yapmalarının nedeni de bu!  Orası onların hangi kültüre ait olduklarını seçemeyen tebaalarıyla dolu krallıkları. Sokaklarda bulabileceklerinden daha fazla budalaya ancak kampüslerde rastlayabilecekleri için oradalar...  

Şurası net ki her müzik türünün ardında bir düşünce ve yaşam biçimi vardır.
Her düşüncenin de notalara yansıyan bir sanat dili...

Blues, caz, rock, bozlak, klasik müzik…
Popüler müzik cinsel aşkın propagandasının yapıldığı bir müzik türüdür.
Yunan panteonlarında görülemeyecek beden tasvirleri bu şarkılarda arzı endam eder.
Şehvet, kibir, magandalık, tutku adına ne varsa envai çeşidini bu müzik türünün içinde bulabilirsiniz.

Sanki Kur’an’da ve kutsal kitaplarda men edilen cinsel suçların bin bir türlüsünün sergilendiği bir galeridir popüler müzik…
Modern insanın aptalca duygularını, bastırılmış arzularını, duygu kısırlığını ifade eder.

Genel geçer olması, iz bırakmaması, abartılı duyguları yayması, ahlaktan nefret etmesi bu yüzdendir.

“Gel, gel bu yana gel! Belki kocam affeder.” sözlerindeki yasak aşk, popüler müzik için sorun değildir. Çünkü onun asıl işleviahlaki sınırsızlığı en geniş manasıyla topluma yaymaktır. Cinsel aşkı tahrik ve teşvik etmek, cinsel aşkın yegane hedef olduğunu amaçsız modern insana dikte etmek popüler müziğin en büyük politikasıdır.  
Dinleyenler de bu şarkılardaki açık imaları, erotik tasvirleri anlamakta güçlük çekmezler zaten. Şarkıları okuyanlar seslerine özellikle cinsel efektler yaparlar ki mesajlar hormonlarla tam anlaşılabilsin.
Popüler müzik toplumun ikiyüzlülüğünün açık bir delilidir.

Herkes bu cinsel mesajları alır ama almıyormuş gibi yapar. 
Herkes bu müzik türündeki dünyeviliğin farkındadır ama değilmiş gibi yapar…
Müzik için din, Diyanet komayan devrimci kampüs sürüngenlerinin rahatsızlığını buna bağlamak gerekir. Müzik tanrılarına dokundurtmama çabalarını anlamak zor değil.
Müzikleri gitti mi afyonsuz kalmış keşler gibi boşluğa düşer bu dar kafalı ergenler. Bu yüzden pek bilimsel höykürüp duruyorlar. Dinleyin haytalar, sizin üniversite diye bellediğiniz o yerin ciddiye alınacak bir metodolojisi olsaydı önce dinlediğiniz faydasız, bayağı, aptalca müzikleri sorgulamayı öğretirdi size, dine küfretmeyi değil.  

Ne diyordu Yıldız Tilbe veciz bir şekilde, “Müzik bir duadır…”
Siz duanıza devam edin…
Ama asıl konumuz bu değildi.
Her zamanki gibi önceliğimiz olan dizileri konuşacaktık…

Müziğin haram olma şartlarını Diyanet’ten duyunca insan düşünmeden edemiyor.
“Cinsel arzuları tahrik eden ifade ve tasvirleri içeren haramları güzel gösteren müzikleri yapmak ve dinlemek günah” ise aynı şartlara sahip dizileri izlemek helal olabilir mi?

Artık şu baş belası dizilerin dini temelde konuşulmasının, sorgulanmasının zamanı gelmedi mi? Diyanet yetkililerimizden bu tartışmaya da bir el atmalarını isteyelim ve kaldığımız yerden Cuma günü devam edelim, inşallah…


Tarih: 26.12.2017

Kategori : Islam

555


Bu kategorideki diğer haberler: