HAYATIN İÇİNDEN
Murat YAKAR

Bir geyik muhabbeti

“Bana bak Muharrem”

“Ee sana baktım Recep söyle”

24 Haziran seçimlerine hazırlanılırken siyasilerin mitinglerinde atışmaları çok konuşulmuştu. Erdoğan ve İnce arasında geçen bir diyalog ise CAPS haline dönüştürülmüştü.

Biz buna geyik muhabbeti de diyoruz.

Sosyal medya haftalardır karşılıklı atışmalar ve bu geyik muhabbetiyle kaynıyor ve bu muhabbetin sonuncusu,

“Bana bak Muharrem”

“Ee sana baktım Recep söyle”

“Yukarı bak yukarı, balkondayım” şeklinde son buldu...

Her iki tarafta birbirlerini makaraya sarıp durdular. Bu sarmalar daha nereye kadar devam eder bilemem ancak bazı notlarımızı da hatırlamakta fayda var diye düşünüyorum.

Şimdi herkes zafer sarhoşu ve Reis-i Cumhur nihayetinde artık BAŞKAN

Eğer demokrasinin gereğini yerine getirmemiz gerekiyorsa;

Ne kadar geyik, muhabbet ve makara varsa gerektiğinde hepsni kenara bırakarak yeniden kucaklaşarak ve hazmederek; kabullenerek ve kabul etmeyi de bilerek sımsıkı kenetlenmeliyiz diye düşünüyorum.

Sözüm her iki tarafa;

Ayrısı-gayrısı;

Ötesi-berisi;

Seni-beni yok.

Yok arkadaş,

Var olan şu: Cumhuriyetimiz ve ülkemiz. Eğer burada hem fikirsek şöyle devam etmek isterim.

...

BAŞKAN’ın balkon konuşmasını geç saate kadar dinledim. Teşekkürler edildi ve her seçim sonrasının benzeri konuşma bir kez daha yapıldı.

Bir ayrıntı farkıyla;

MİLLETİMİZİN PARTİMİZE VERDİĞİ MESAJI ALDIK

Erdoğan konuşmasında aynen şunları diyordu: “Milletimizin sandıkta partimize verdiği mesajı da aldık. Önümüzdeki dönem milletimizin karşısına tüm bu eksiklikleri tamamlayarak çıkacağımıza emin olunuz. AK Parti'yi milletimizle kurduk ve bu günlere milletimizle getirdik”

Dikkat ettiyseniz Erdoğan bu kez ve ilk kez Ak Parti içerisindeki bazı ayrışmalara ve o ayrışmalara el atılacağına dikkat çekti. Her ne kadar bahsetmese de eksiklikten kasti, ayrışma diye düşünüyorum.

O ayrışmalardan bir tanesini Devlet Bahçeli seçim önsesinde dile getirmişti zaten. (Hani şu bazı AKP’li vekil adaylarının ittifakla alakalı malum sözleri.) Erdoğan’ın konuşması sonrası ortalık durulmuş, her şey normal haline geri dönmüştü nihayetinde.

Ancak bir şeye dikkat:

Bu AKP-MHP birlikteliğin adı herkesim malumu olduğunca CUMHUR İTTİFAKI öyle değil mi?

Eğer ‘İTTİFAK’ aynı zamanda ‘BİRLİKTELİK’ anlamına geliyorsa şu halde biz buna ‘CUMHUR BİRLİKTELİĞİ’ de diyebiliriz hakeza.

Birliktelik aynı zamanda bir nevi ‘ortaklık’ tır da bana göre.

Şu halde; Bu ortaklık aynı zamanda “koalisyon”dur da diyebiliriz öyle mi?

Evet öyle,

Kabul ederiz ya da edemeyiz ama bal gibi de öyle.

Aradaki tek fark, sonradan ‘mecbur’ kalarak değil de öncesinden ‘gönüllü’ koalisyon. Bu gün bence burada sorulması gereken tam da bu terimden ibarettir.

Haa!

İtirazımız mı var?

Yok, hayır, kesinlikle!

Ancak bu ülke, hepimizin ve bizim olan bu ülke bir viraj aşamasındaysa, bazı eğrileri ve doğruları dile getirmekte fayda olduğu kanaatindeyim.

Devam edecek olursak;

Siz bunun adına ister ittifak, ister birliktelik, isterse koalisyon deyin.

Önemli olan bu beraberiliğin ülkemize ne kazandıracağı ya da ne kaybettireceğidir (Allah muhafaza). Asıl zurnanın zırt dediği yer de bu olsa gerek.

Mesela:

-Acaba Bahçeli artık aşikar olan AKP içerisindeki triollerle nasıl bir mücadele sergileyecek?

-BAŞKAN Erdoğan’ın göremediği ya da göstermedikleri bazı tutarsızlıkları ve gevşeklikleri Bahçeli görebilecek mi?

-Görürse ne olacak?

-Nasıl bir tavır sergileyecek?

-Daha önceki, “İçimizdeki meymenetsizler” yazımdan da hatırlayacağınız üzere ve üstelik hükümete yakın bir çok yazar ve çizer çok kez kere dile getirdi bu var olan güruhu.

-Bunlara karşı nasıl bir tavır sergilenecek. O yazımda da dile getirmiştim. Bu mesele basit bir mesele değil. Kazan kaynatır kazan.

Ülkenin menfaatini düşünenlerdenseniz eğri oturup doğru konuşmalısınız. Öyle davulu eline alarak, sokak sokak ERDOĞAN tezahüratı yapmakla olmuyor bu işler. Oy oranlarına bakınca ya da “Ya bu ittifak olmasaydı?” sorusuna cevap aramaya kalktığınızda ne demek istediğimi zeten anlayacaksınız.

Ne demişti Hakan Albayrak ve Melih gökçek gibileri: “Nefisleri bir kenara itelim, hesapları sonraya bırakalım.”

v-AK-it Türkiye vaktiydi ve millet gereğini yaptı.

Şimdi sıra sende Cumhur-u BAŞKAN,

vAKit artık biraz da ders vakti.

Ödevini umutanlar var. Dersten kaçanlar var.

Haksızlıklara, densizliklere, yolsuzluklara, şımarmalara, gösterişlere, şakşakçılara, kotuk severlere, kabalara, dayılara...

Millet görüyor Cumhur-u BAŞKAN, Herşeyi görüyor. Herkesi görüyor.

Kimlerin İNCE’den İNCE’ye hesaplar yaptığını da, kimlerin KILIÇLARINI kuşandığını da, kimlerin İYİ’lik melaİkesi kesildiğini ve daha fazlasını da bu millet görüyor.

Ve gördüğü için ‘ille de sen’, ‘ille de ERDOĞAN’ diyor.

Yanıltma bu milleti olur mu vesselam?

Yazdır | Kapat