GÜNDEM
A.Hamit SÜRMENELİ

Bir yaz hikayesi

Oldukça hareketli bir sezon sonunda sıcak yaz günleri kapıda ve gerek Hollanda’da kalacaklar gerekse Türkiye’ye tatile gidecekler için bu mevsim planların programların hazırlıkların vakti.
Kısa bir değerlendirme yapacak olursak; geride bıraktığımız aylar Türkiye-Hollanda ilişkileri açısından olduğu kadar Türkiye-Avrupa ilişkileri bakımından da oldukça kötü geçti. Yüzyıllardır devam edegelen görece de olsa dostluk havası yerini açık tavır almalara ve hatta Türkiye’nin terörist olarak gördüğü kişi ve kurumlara destek çıkmaya kadar vardı. Neyse ki yaz sezonunda politikaya da ara verileceğinden daha fazla gerilme ihtimalimiz yok denecek kadar az.
Özelde Hollanda genelde ise Avrupa, gerektiğinde kendi hesap ve menfaatleri için başka ülkeleri rahatlıkla çiğneyecebileceklerini gösterdiler. Son alınan kararla Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne giriş müzakereleri de durduruldu ki beklenen bir gelişmeydi.
Standart Avrupa demokratı için Taksim Gezi Parkı’ndaki eylemci kutsalken, Hamburg eylemcisi teröristten daha beterdi. Bu çifte standart felan değildi aslında, aynen ve olduğu gibi böyle inanııyorlar. Eylemleri batıya yönelmedikçe onların gözünde kimse terörist olmuyor.
Bu sırada pek yoğun gündem olamasa da hükümet kurma çalışmaları yani koalisyon görüşmeleri devam ediyor. Arada haber konusu olan açıklamalar dışında kimsenin pek umursadığı yok sanki. Hollanda, geçici bir hükümetle de pekala idare edilebiliyor, kimse kriz tellallığı yapmıyor, devlet batmıyor, işler aksamıyor ve vatandaş hayatına devam ediyor. Benzer bir durumda Türkiye’nin kaldığı zamanlarda neler olduğunu, nasıl krizler pompalandığını, nasıl manşetler atıldığını ve korkularla endişelerin tahrik edilerek toplumun huzursuzluğundan menfaat arandığını hatırlamamak elde değil...
Bunu sadece Türkiye devlet yapısı ile izah etmek mümkün değil, medyası ve iş dünyasıyla topluma yön veren ve sesleri çok çıkan tüm organlarıyla ortak milli menfaatleri değil, başkalarının hesaplarını gözeten bir yapıda kriz kaçınılmaz oluyor.
Türkiye’nin atlattığı hain darbe girişiminin yıl dönümünü yaşadığımız bugünlerde hesapların yenilendiğini ve kartların neredeyse her gün yeniden karıldığını hepimiz az-çok biliyoruz. İslam dünyasını saran şiddet tuzağına düşenlerin hem kendi halklarını hem de dünya halklarını tedirgin etmeye devam ettikleri ve bu hengamenin arkasında yapılan enerji ya da etkinlik kavgalarını da biliyoruz.
Herhangi bir ülkede Abd mi Rusya mı etkin olacak kavgasının nasıl sonuçlar verdiğini 80 öncesi Türkiye’sinden ve günümüz Suriye’sine kadar pek çok zamanda ve ülkede gördük. Kavganın verildiği ülkelerin nesilleri yok edildi, ekonomileri çürüdü, toprakları kurudu daha da önemlisi birlikleri bozuldu ve sonu belirsiz bir savaşın içine düştüler.
Bu sürecin sonunda ayakta kalmayı ve kendi çapında gelişmeyi ve büyümeyi başaran Türkiye, birçokları için düşmanlığın hedefi olsa da dünya ekonomisi içinde edindiği yer ve ortaya koyduğu insani politikalarla saygınlığını artırarak yoluna devam etti.
Hollanda ekonomik ve siyasal olarak etkinlik kaybetse de kriz dönemlerini atlattığımızı artık hepimiz hissediyoruz. Yavaşta olsa yoluna giren işler ve toparlanan toplumsal yapı gelecek için biraz daha umut verici görünüyor.
Biz iki toplumlu bireyler olarak hem Hollanda’nın hem de Türkiye’nin işlerinin yolunda gitmesini arzulayan belki de tek kitleyiz. Her ikisinde de hayatımızın ve geleceğimizin menfaatlerini görüyor ve bunlara sahip çıkıyoruz. Dileğimiz her iki ülkenin sorunları aşmaları ve birbirlerine yeniden yakınlaşmalarıdır.
Bu duygu ve düşüncelerle tatilini Türkiye’de geçirecek olan herkese huzurlu, mutlu ve umutlu günler dilerim. Hollanda’da kalacaklar içinse az yağmur dileği kafi gelecektir umarım.

Yazdır | Kapat