FİKİR
M. Sait YAKUT

Mal bozuk ise mal sahibi ne yapsın?

Yaşasa, nasıl biri olurdu? diye soruyorum kendime. Karşıma, en iyi ihtimalle Doğu Perinçek'in ihanetle suçladığı bir Ertuğrul Kürkçü modeli çıkıyor.

En kötü ihtimalde ise hoşt amarika puşt amarika sloganıyla nümayişlerde serpeşlik yapan ve kimsenin İPlemediği İPli bir adam, topal bir eylemci, Doğu Perinçek

Ama her iki hal ve her iki ihtimal de, asılmış bir devrimcinin ruhuna karşı haksız ve saygısız bir yakıştırma olur ki bu, ayıbın da ötesinde sistem yardakçılığına girer. O da bana değil Nihat Genç ve onun lunapark manejindeki ekürisi Serdar Akinan'a yakışır. Yeni Ulusalcılık Akımı'nın dehdehçi aprantileri

Mümtaz ve müstesna üçüncü bir model yakıştırması yapılacak olursa, İsmet Özel'den başkasına benzemeyeceğine ant içebilirim. Bu da İsmet Özel'e yapabileceğim en büyük ta'zim ve taltif olur ki bu durumda, Deniz Gezmiş'in ruhundan özür dilemem gerekir.

Yaşadıkları süre zarfında, fakülte kantinlerindeki hergele aşıkların huzurunu kaçıran bu ütopist ama namuslu devrimcilerden hiç birisinin macerası, ölümlerinden daha fazla heyecan vermemiştir geride kalanlara.

Ancak ölümleri, bir bedel olarak çetelelere kazınmış ve yerli-yersiz her fırsatta, kalitesiz mirasçıları tarafından sisteme karşı bir tahsilat aracı gibi kullanılmıştır.

Ulucanlar'da, Kızıldere'de, Metris'te, Mamak'ta, Diyarbakır'da ve daha adresi belirlenmemiş meçhul ve muamma bir sürü zindan ve işkence tezgahlarında; can vermiş, asılmış yüzlerce devrimcinin verdiği can, bir davanın bedeli değil de ne olsundu başka

Kuşkusuz ki zafer namuslu bir devrimcinin hakkıdır.

Ama en çok teslimiyetsiz bir ölüm yakışır devrimciye.

Bugün muzaffer bir devrimcinin akıbetine baktığımda; sübyan kızları 1 dolara pazarlanan, bir paket Camel sigarasına ülkesini peşkeş çekecek kadar yokluğun ve yoksulluğun kıskacında kıvranan ve halkına baktıkça çaresizlikten altına kaçıran, yaşlı, bunamış ve aslında yoldaşı Che ile ölmediğine bin pişman yaşayan bir Fidel Castro çıkıyor karşıma, yatalak haliyle.

Yatağında altına işeyerek ölümü bekleyen Fidel, hasta siempre deki gibi bir mısra kadar anılacak ama Che Guevara; rüzgarları yakarak gelen ve kalbe sıcaklık veren o tatlı varlığıyla sonsuza dek kumandan olarak anılacaktır.

Peki, bu ülkede bedeli kimler ödedi de kimler zaferi hak etti?

Deniz Gezmiş'in ödediği bedel üzerinden kapkaççılık yapan bugünkü lümpen sosyalistler mi (soldan), yoksa Menderes'in verdiği can üzerinden havarilik yapan çoban siyasetçiler mi (sağdan)

Adnan Menderes ve arkadaşları, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarından daha önce bedel ödediler. Şu feleğin işine bakın ki ikisi de kutsal devleti birbirinden korumak adına darağacına gittiler.

Peki hangisi devleti için can verdi, hangisi devlete karşı kavgası için bedel ödedi?

Hangi güçtü o ki, bilinmez bir hak namına ikisini de haksız gördü?

Kuşkusuz ikisini de cürm-i mutlak üzre muhakeme edip ölüme mahkûm eden bir güç vardı ki, o güç bu gün de meriyetini devam ettiriyor. 3. şahsın kudretine münhasır hükmedici bir güç

Gövdeden bacaklı, kıllı göbeğini kaşıyan bidon kafalı milyonların bugünkü serencamı ne?

Bir bedel mi ödüyor? Öyle ise neyin bedeli bu?

Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüklerinizden sorumlusunuz hadisine bakarsak, ekinleri talan eden davar değilse neden çoban sorumludur

Herkes çoban ise davar nerede?

Herkes davar ise çobanın suçu ne?

Çok yayıldınız! diyen mal sahibi; istediği zaman davarı ahıra, çobanı hesaba çekiyorsa bir çobanın verdiği can hangi kavganın bedeli olarak düşünülmeli?

Davar olmayı suç sayan bir hukuk olmasa da, davarın hiç mi suçu yok?

Çobanların ödediği bedel sürüye refah getirir mi?

Çobanların bedel ödemesini yaşamının garantisi sayan bu davarlık ite-kurda karşı nasıl bir güç örgütleyebilir.

Ör-güt/lendirilmiş (örülmüş ve güdülmüş) bir ahalinin, bidon kafalı ya da gövdeden bacaklı kıllı mahlûklar olarak tanımlanmasından, dahası davara benzetilmesinden duyduğu rahatsızlık başka kimleri rahatsız eder?

Yani 85 yıllık demokrasi denemesinde; Millet hep mal, devlet hep mal sahibi, hükümetler hep çoban ise; bir tutam ot için uçurumdan atlayan ahalinin davar gibi yayıldığı bir ülkede demokrasi olsa ne olur, olmasa ne?

Bidondan kafalar bile dümbelek gibi kullanılsa çıkaracağı gürültü mal sahibini ürkütmeye yetmez mi?

Bu ülkedeki namuslu devrimciler bedel ödedikleri için yiğit oldular.

Bu ülkenin çoban siyasetçileri ise yiğitlik yaptıkları için ceza ödediler.

Ama sürü hiç zayiat vermedi.

Sağmal sürüdeki davarlardan biri de benim.

Ama beni bir kuduz köpek ısırdı, ondandır saldırganlığım?

NOT: Merhum'un 04-04-2008 tarihli yazısıdır

Yazdır | Kapat