BAMTELİ
Muhammed KÖSE

Aynaya bakmak lazım

İnsan olmanın en normal sonucu hata etmek ise erdemli insan yahut iyi müslüman olmanın en zaruri gereği de kendini hesaba çekmektir. Bu hususta gerek dini gerekse insani hemen her şey söylenmiştir ve her birimiz bunları çok iyi biliriz.

Özellikle üzerinde durduğumuz ve hepimize çokça lazım diye üstüne basa basa tekrarladığımız, kişinin başkalarından önce kendi kusurlarıyla meşgul olmasının ne kadar önemli olduğunu anlatmakla bitiremeyiz. Fakat ne hikmetse, birilerinin hataları bize kolayca görünürken kendimizkini yahut kendimizden bildiklerimizin işledikleri gözden kaçar! Ya da biz bir şekilde kaçmasını isteriz, göz yumarız.

Diğerleri olarak gördüklerimizde ortaya çıkan adaletsizlik, ahlaksızlık gibi temel kusurları anında görebilir ve anında eleştirilerle reddiyeleri peşpeşe dizebilirken; kendimiz ya da kendimizden saydıklarımız hakkında övgüden başka sözümüzün -çoğu zaman- olmayışı aslında adalet duygumuzu yitirdiğimizin de göstergesidir.

Dinin ve insan fıtratının iyileri ve kötüleri herkes için aynıdır.

Herhangi bir insanın dini, ırkı ya da konumu hatta bizim için çok özel biri olması onun yaptıklarına özel bir anlam yükleyemez! Yaptıkları ya iyidir ya kötü.

Eğer birilerine; inançları, yakınlığı veya bize hoş gelen başka bir özelliği sebebiyle kötülük etme hakkı veriyorsak aslında biz de kötü bir insan ve dahası kötü bir müslümanız demektir. Aynı şekilde iyiliği ortaya koyanın kimliğine has kılıyorsak bu bizim iyi olmadığımıza alamettir. Kötü biri iyi bir iş yapabilir ve sadece o işini tasdik etmek kötüyü ve kötülüğü onaylamak anlamına gelmeyebilir. İyi biri kötülük edebilir ve sadece o işini normalleştirmemiz sebebiyle iyilik sıfatını kaybedebilir.

Kötülük bir şekilde iyiliğe bulaşmakla aslını kaybettiği gibi, iyilikte bir şekilde kötülüğe bulaşmakla özünü kaybedebilir.

İyilik; her zaman daha hassas, daha kırılgan, daha zayıf, daha ince ve daha naziktir.

Kendimiz ve sevdiklerimiz için en büyük iyilik ise hatalarımızı görmek ve göstermektir. Zira kişiye onu düzeltenden daha yakın dost olmadığı gibi, hatalarını onaylayan ve hoşgörenden daha tehlikeli düşman yoktur.
Bunun en basit kontrol yöntemi kendimize bir ayna edinmektir. Aynaya bakarak şekli şemalimizi düzeltebilir, dağınıklıklarımızı toplayabilir ve hatta olduğumuzdan daha güzel ve düzgün görünebiliriz. Oldukça basit ve sıradan bir yöntemdir bu.

Bütün mesele; aynamızı sadece saç ve sakallarımızı düzeltmek için değil benlik ve kişiliğimizi düzeltmek için de kullanabilmemizdir.

Bunu yapabilmenin ilk ve olmazsa olmaz kuralı aynanın bizi göstermesidir. Öyle ya saçımızı düzeltmek için bile aynaya bakarken kendimizi görmezsek gerekli müdahaleleri yapamazken; benlik ve kişiliğimizi düzeltmek maksadıyla kendimizi görmeyi umduğumuz aynanın işlevinin gerçekleşmesi bizi göstermesine bağlıdır.
Eğer aynamız bizi değil de başkalarını gösteriyorsa, bunun çok basit bir izahı vardır: Ya biz yanlış noktada duruyor ve aynaya bakamıyoruz yahutta aynaya bakış açımız yanlıştır ve ayna bizi değil başkalarını gösteriyordur.

Bunu değiştirmediğimiz sürede, aynamızdan başkalarını görecek ve onların kusurlarıyla meşgul olacağız ancak kendi dağınıklığımızı görme imkanımız olmayacağından düzeltme ihtiyacı bile hissetmeyeceğiz.
Evet; bu onu yaptı, diğeri şunu dedi! Aslında o şöyle biriydi, öteki zaten berbattı!

Ya da; felanca çok iyiydi, çok güzel insandı, harika müslümandı!

Neticede başkalarının iyilik ya da kötülüleriyle uğraşmaktan kendimize sıra gelmedi.

Bu kısır döngüyü aşmak mümkün, tek yapmamız gereken aynaya bakmak; hem de tam karşısından, sağa-sola yamulmadan direk kendi gözlerimizin içine bakmak...

Ayna; kişiyi yalnız Allah için seven ve Allah için kardeşlik eden, Allah için nasihat eden ve Allah için onu düzeltendir.

Yazdır | Kapat