Ufuk Gazetesi

Hal böye olunca!

Hal böye olunca!
Murat Yakar
Murat Yakar( rsmmrt68@hotmail.com )
174
02 Aralık 2019 - 14:00

Bizans-Pers savaşlarının akıbetine dair mucizevi bir haberin yer aldığı bir ayet vardır Kur’an-ı Kerim’de.

Rum suresi,

Sure bir rivayete göre Hz Peygamberimizin, peygamberliğinin 8. yılına tekabül ediyor ve zamanın iki süper gücünün küresel güç savaşının nasıl sonuçlanacağına dair bilgiler veriyor.

Bu güçler, başında Heraklius’un bulunduğu Bizans (Rum) ve 1.Hüsrev’in bulunduğu Pers devletleridir. Bir asır boyunca birbirlerinin nüfuz alanına göz diken iki süper güç bir türlü birbirlerine üstünlük sağlayamazlar. Bir an gelir ki Persler Bizans’taki iç kargaşadan faydalanarak büyük bir saldırı başlatır ve 613’te Suriye’ (Şam), 614’te Filistin (Kudüs), 615-616’da Mısır’ı düşürürler. Anadolu’yu da baştan başa geçerek İstanbul’u kuşatıp,  Bizans’ı baştan aşağı sarsarlar. Tam imparatorun kaçmayı bile düşündüğü bir anda ise Bizans’ı küçük düşüren bir anlaşmaya imza attırırlar. Hal öyle bir durum alır ki, Hüsrev imparatoru rezil etmek için onun ateşe secde etmesini isteyecek kadar bile ileri gider. Ancak 624’de Bizans  Azarbeycan’a girerek ateş tapınağını yerle bir eder. Yeniden zafer kazanır. Hüsrev ise bir iç darbeyle devrilir, 18 oğlu öldürülür. Kendisi ise hapiste ölür. O dönemler Hristiyanlar akidevi manada kafir sayılmıyorlardı. Zira henüz kendilerine ulaşan bir davet yoktu. Bütün bu haberler Mekke’ye geldiğinde müşrikler sevinir mü’minler üzülür.

Medeniyetlerin kıyametine atıfta bulunur bu sure. İlk ayetlerde Rumların yeniden zafer elde edeceğini söyler. Ayrıca da yaratılmışlar aleminin, ‘oluş ve bozuluş’ yasasını irdeler.

İnsanların oluşturduğu medeniyetler de, tıpkı tabiat gibi bu yasaya bağlı olarak yaşarlar ve ölürler. Bütün bu oluş ve bozuluş aleminde insanın farklı bir yeri vardır. Bu yerin adı ‘fıtrat’tır.

İşte bu yerde fıtratın bozulmadan korunmasını vahiy şu şekilde ele alır,

“Her türlü sapmadan uzaklaşarak tümüyle doğru ve asıl dine, Allah’ın insanlığın özüne yaratılıştan nakşettiği fıtrata çevir.; (taki) Allah’ın yarattığında olumsuz bir değişme olmasın: İşte doğru din (in amacı) budur ve fakat insanların çoğu bilmezler” (Rum; 30)

Şimdi bana diyeceksiniz ki neden böyle bir giriş yaptın?

Yaptım çünkü aradan geçen yüzyıllara rağmen medeniyetler savaşı farklı versiyonlarla da olsa hala devam etmekte ve her geçen gün biraz daha  fazla oynuyorlar fıtratımızla. İstedim ki durumu biraz da bu yönüyle ele alalım.

Günümüz dünyasında ülkelerin; toplumsal, ekonomik, ahlaki, kültürel ve politik seyrine yön verebilecek kadar güçlü ve kudretli olan medya kuruluşlarından ve bu kuruluşların her ülkede, her zaman olduğu gibi; kendi perspektifleri, görüşleri, inançları ve çıkarları doğrultusunda var güçleriyle gündemi ve komuoyunu yönlendirmeye nasıl çalıştıklarından daha önce de bahsetmiştim.

İşte o medya… İnsan fıtratıyla akıl almaz derecede oynayan ve bizi biz olmaktan çıkararak, kim olduğumuzu ve neden dünyada olduğumuzu unutturan o medya.

Şimdi diyeceksiniz ki konu nerden nereye geldi.

Ben getirmedim ki arkadaş.

Dünya ve medeniyetler günümüzde savaşını böyle veriyor. Bize böyle hükmediyorlar. Böyle yozlaştırıyorlar. Bizi birbirimize böyle düşürüyorlar. Morfini bize böyle veriyorlar. İstiyorlar ki; magazin, evlilik, kadın, yemek, dedikodu, genelev bülteni gibi yayın, program ve dizilerden başımızı kaldırmayalım. Bir şeyler üretmeyelim. Hep dövüş-sövüş, mahalle kavgası izleyelim.

Hal böyle olunca bir zamanlar,

“Kadın vücudu üzerinden para kazanan, kalitesiz ve faydasız diziler yayınlayan, din deyince tüyleri ürperen, her gün dini hakaretler, uygulamalar, örgütler ve hizmetler aleyhinde yayın yapan, işi gücü Kur’an Kursları, İmam Hatip Okulları, başörtüsü, tarikatlar, din hizmeti için kurulmuş dernekler ve vakıflarla uğraşmak olan, dedektif gibi bunları takip eden, yalan yanlış haberler yapan gazeteleri ve kanalları evlerinize sokmayın, satın alarak ve reklam vererek desteklemeyin; aksi halde manevi sorumluluğunuzun ağır olacağını unutmayın”

…diyerek o gazeteleri almak haramdır diyen İlahiyatçı Prof. Dr Hayrettin Karaman’ın haklılığı ortaya çıkmıyor mu?

Ellerindeki medya mekanizmasının gücüyle, istedikleri konunun sesini açıp, istedikleri konunun sesini kısıyorlar. O yüzden lütfen, “Hadi be oradan” demeyin bana. Ancak bütün bunlara rağmen, bütün bu ses ayarlarını kimlerin neden yaptığını bilen insanlarımız da yok değil Elhamdülillah.

Bu insanlar: dualarıyla ülkesini, yaşadığı toprakları süsleyen ezanını, al renkli bayrağını, bir o kadar da bayramını, kandilini ve gücü yettiğince Mehmet Akif’lerle beraber Milli Marş’larını söylüyor artık.

“Biz hiç bir ülkeyi, oranın halkı birbirlerine zulmetmedikçe helak etmeyiz.” (Kasas; 59) diyor Allah (cc)

Hem siz kimsiniz ki?

Bu dünya Firavunları, Hamanları ve Karunları da gördü. Bunlardan ilkinin elinde siyasi, ikincisinin burakrasi ve üçüncüsünün de sermaye gücü vardı.

Şimdi neredeler?

“Kim makamıyla övünürse, FİRAVUN’a baksın!
Kim malıyla övünürse, KARUN’a baksın!
Kim soyuyla övünürse, EBU LEHEB’e baksın!
Kim ilmiyle övünürse, ŞEYTAN’a baksın!”

…diyor Osman Gazi’nin hocası ve kayınbabası Şeyh Edebali.

Ve bir gün olacak hesap günü de gelecek. Ve o gün, o zor ve kor olan günde, herkesin ahiret ve akıbetini, bu hayatta kendi ettikleriyle inşa ettiği hakikat belirleyecek.

Zulmetmeyeceğiz o yüzden birbirimize, kanmayacağız bunlara ve kirli yayınlarına.

Vesselam,

SON EKLENEN FİRMALAR

Ufuk Gazetesi Hollanda'nin en uzun soluklu Türkçe gazetesi Türkiye haberleri - nieuws van Turkije, Hollanda haberleri - nieuws van Nederland

film izle