Ufuk Gazetesi

Kanatlarımızdaki ‘tüyleri’ yolmayın

Kanatlarımızdaki ‘tüyleri’ yolmayın
H. Melda Hattısarı
H. Melda Hattısarı( hma_0107@hotmail.com )
253
03 Ağustos 2020 - 12:11

İşmizin bir parçası olması münasebetiyle basını biraz fazla didikliyoruz galiba. Hele de enteresan bir haber ya da yazı görünce dayanamıyor ve “bunu herkes duymalı ve okumalı” diyerek sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Tabi yazarın emeğine saygı çerçevesinde.

İşte o yazılardan birini Hürriyet’ten Nil Karaibrahimgil ‘Bana bilgiçlik taslayan adamalar’ başlığıyla kaleme almıştı geçtiğimiz günlerde.

Önce özetle o yazıyı paylaşayım sizlerle:

***

Daha biz el kadarken, bir tabure çekip oturuyor içimize erkekler.

Bazen içimizde o erkek sesi, kız kardeşlerimize karşı acımasızca konuşmamaız da bundan. Hatta bazen içizimdeki erkek gözüyle, karşımızdaki kadını acımasızca aşağılıyoruz. O taburedeki adamı kızdırmamak için, sürekli kendimize de çekidüzen verip duruyoruz. Kariyer hırslarımızı rafa kaldırıyoruz. O kadar ki bazı işlere kalkışmıyoruz bile.

Aynı işi yapıp, onlar kadar kazanmamayı kabul ediyoruz. Bazı sporları hiç denemiyoruz. Her türlü şiddeti onların doğası kabul ediyor, sinirlendirmemeye çalışıyoruz. Sürekli alttan almaya alışıyoruz. Bağırır da, saldırır da, döver de, öldürür de diyebiliyoruz. Çünkü kadın olmanın zorluğunu, kadın ölmenin kolaylığını biliyoruz. Birbirimize ne elimiz, ne de sesimiz ulaşmıyor. Kendi kabuğumuza çekilip, kimseye karışmamaya o kadar çok alışmışız ki; sonunda “Herkes başının çaresine baksın” diye düşünüyoruz. Ördeklerin uçup gitmesini engellemek için, birkaç tüyünü yolarsınız ya, kızların da küçükken kanadındaki tüylerini yoluyorlar.

Neden ? Havalanmayalım diye…

Sadece erkekler ve sınırsız hakları değil, içimizdeki tabureli adamın ağzıyla konuşan bizler de, bir çırpıda kendimize olan güvenimizi yok ediyoruz.

İçimizdeki sesleri değiştirmedikçe, daha çok kadınlara karşı yapılan üzücü haberleri okuyoruz.

“Erkektir elinin kiridir”leri, “Erkektir yapar”ları, “Erkek adam ağlamaz”ları,

Sadece erkeklere inanmayı, onların kurallarına uymayı, onların suyuna gitmeyi, zaman içinde fark etmeden erkekleşip, kendimize bile gölge olmayı… Kızlar bunları bırakmamız lazım!

Onların (masumları hariç.) yaralayıcı, tüylerimizi yolup bizi kanatsız bırakan, birbirimize düşüren bakış açılarından çıkmamız lazım.

Neden her şeyi bize erkekler anlatıyor?

Hayatı, hatta kendimizi bile onlardan dinliyoruz?

Neden “Dur şimdi ben sana bir anlatayım da sen onu bir anla” diyorlar bize?

Biz de hemen dinliyoruz da,  Neden, “Bir dakika o öyle değil” diyemiyoruz?          

Hatta; “Ben öyle hissetmiyorum” diyelim. “Bu lafı hak etmiyorum” diyelim.

“Bu açıklamayı beğenmedim, bana uymadı” diyelim. “Bunu yapamazsın, izin vermiyorum” diyelim. Diyelim de diyelim.

Biraz kendimize olan güvenimizi başkalarının ellerine bırakmayalım. Neden masal dinler gibi o tabureli adamın söylemleriyle uykuya dalıyoruz?

Neden kadında hep bir bahane, hep bir özür, hep bir açık? Biz kendimizi bu kadar kapatırsak, içimizdeki tabureli adam tüm benliğimizi ele geçirir. Sonra başkaları görmezden gelmesin diye ölmezden gelemeyiz. İnsan, nasıl bir bedende doğmuş olursa olsun, insandır neticede.

Erkeklere aslansın, kaplansın, koçsun demeyi de bırakalım artık.

Ormanda olmadığımızın farkına varalım, insanız biz insan. İnsanlığı, kadınlığın da erkekliğin de önüne koymak istiyoruz.

Önce orada bir eşitlenelim. Bizim kanatlarımız böyle değildi. Kendimize güvenimiz de tamdı bizim. Yolmayın tüylerimizi, uçmak için doğduk biz.

***

Yazarın yazısı böyle.

Yazı biraz aşırı feminizim kokuyor olabilir. Ancak benim de bir eşim var, ben de anneyim ve nihayetinde her erkeği aynı kefeye koyma ihtimal ve cürrete sahip de değiliz.

Ancak lütfen son yıllarda kadınlar üzerinde yaşanan baskıya da dikkat.

Başka daha ne denebilir ki,

Selametle,

SON EKLENEN FİRMALAR

Ufuk Gazetesi Hollanda'nin en uzun soluklu Türkçe gazetesi Türkiye haberleri - nieuws van Turkije, Hollanda haberleri - nieuws van Nederland