Ufuk Gazetesi

Umduğunu bulamayan misafirler-3

Umduğunu bulamayan misafirler-3
Yaşar İçyüz
Yaşar İçyüz( yhanim01@hotmail.com )
914
17 Şubat 2020 - 16:13

Merhaba sayın gönül dostlarım. Öykümüzün üçüncü ve son bölümüne kaldığı yerden devam ediyoruz. 

Ahmet ve abisi artık Temel’e yüz vermiyorlardı. Dursun işini, okulunu, spor hayatını kaybetmişti. Üstelik kız arkadaşını da. Dağılmaya başlamıştı. Uyuşturucu alır korkusu ile babası para vermiyordu. Ahmeti’n abisi arabayı Dursun’un borçlarına karşılık geri almıştı. Temel kol saatine kadar satıyordu ve ablasına yalvarıyordu. Zavallı Fadime dualar ediyor, ağlıyor dayanamıyor, harçlık veriyordu. Dursun gidip uyuşturucu alıyordu iyice müptela olmuştu, çığırından çıkmıştı. Babasına karşı geliyordu. Evden para çalıyordu. Anne baba çaresizdi. Yunus bey sabahlara kadar uyumuyordu. Dursun ablasını çok zorluyordu. Oysa nasılda severdi ablasını. Param yok deyince babasına, annesine Fadime’ye küfürler ediyor, kırıp döküyordu. 6 ayın içinde defalarca hastaneden kaçmıştı. Mutlu günler geride kalmış, aile çok zor günler yaşıyordu. Artık Dursun ablasında kalıyordu, babası ile tamamen arası açılmıştı. Çünkü krizli bir anında babasına el kaldırmıştı.

Bir gün; her gün geç uyanan Dursun yine uyanmış, kahvaltısını yapmıştı. Kardeşinin iyileştiğine inanmasada, Fadime evde şefkatle davranıyordu, kardeşine yakıştıramıyordu. İkisi kâh şakalaşıyor, muhabbet ediyorlardı. 

Yine bürgün eniştesi sabah vardiyasındaydı. Saat 2 de geliyordu. Öğlen olmuştu Temel kaskon iki hafta her şey yolunda gibiydi. Doktor her ne kadar artık krizlerin tehlikeli olacağını söylese de, Fadime’nin yüreği hala kardeşini mahzun bir çocuk gibi görmesini engelleyemiyordu. Dursun kahvaltıdan sonra bir sigara yakar. Televizyonu dalgın dalgın izlemektedir. Fadime’de salonu toplamaya başlar.

Dursun seslenir: “abacım Fadime”

“geliyorum ula bağırma!”  der Fadime

Elinde çayla salona girince şaşkınlığını belli etmez ama çok şaşırmıştır.

Dursun’un gözleri kızarmış bir halde: “abuğum hadi bana 50 gulden ver da” Fadime biliyordu, korkmuştu, “eyvah” dedi! Anladı ve hiç belli etmeden,” yok gardsam Vallahi yok! Bir nefes gideyim anamdan alirum” der. Maksadı dışardan acil numaraya telefon etmekti. Dursun’un yüz hatları gerilir, “aba beni kandırma. Sende para olmaz mı? Hadi bak beni kızdırma, hadi ver şu parayı.” der. Fadime: “Vallahi yok gerçekten yoktur. Sen bana inanmıyorsun” demeye kalmaz Dursun ablasının saçlarını eline dolar. Fadime çığlık atmaktadır. Karşı evde annesi duymuyordu. Dursun hızlı-hızlı nefes alıyordu, gözleri kocaman olmuştu. “Yalancı ablacım.” diyerek Fadime’yi dövüyordu. Fadime: “yapma gardsam! Kurban olama yapma. Sarı uşağım bana nasıl kıyarsan?” diyerek feryat ediyordu. Boğuşarak hole kadar gelirler. Fadime’nin ağzı yüzü kanlar içindeydi. artık mecali kalmamıştı. “Demekki ölümüm elimle büyüttüğüm gardasumun elinden olacakmış” diye hem yumruk tokat yiyordu, ağlıyordu ve aklından bunlar geçiyordu. Holde tam artık teslim olmayı düşünmüştü ki, hayal mayal sokak kapısı gözüne geldi. Dursun artık çıldırmıştı, “Seni keseceğim” diyerek mutfağa yöneldi. Fadime nasıl yaptığını anlayamadı ama kapının arkasındaki anahtarı alıverdi. Kapıyı nasıl açmıştı, kendisi de şaşırarak, bir anda kendini dışarı attı. Kapıyı telaşla çekti hemen kilitledi. Panik içerisinde merdivenlerden düşe-kalka indi. Apartmanın kapısında yine düştü. Kocası ona doğru koşuyordu. Demekki bir saat dayak yemişti. Kocası şaşkın: “giz sana ne oldu?” diye sordu. Fadime’nin ayağa kalkacak hali yoktu. Fadime kocasına: “Girme içeri, Dursun delendi.” Dedi. Sesleri çığlıkları duyan üst kattaki Hollandalı komşusu hemen polisi aradı. Dursun içerde kırmadık şey bırakmamıştı. Kapı ve balkon kapalı olunca evin içinde kırılmadık bir şey kalmamıştı.  Fadime eli yüzü kan içinde, koşarak gelen babasına annesine sarıldı. Feryat ederek: “kendine bir şey yapacak anacım.” diye feryat ediyordu. Yunus bey ve asiye hanım yüreklerinde yangınlar yana yana, sarılırlar Fadime’lerine. Dursun cam kapı kırıyordu. Yunus bey ve anne dizlerine vuruyor, feryat ediyorlardı. Sonra Ambulans ve polis gelir ve Dursun’u bayıltarak alırlar. Zavallı Fadime hala, “gardaşım seni bu hale getirenler senden beter olsun.” diye feryat ediyordu. Yara bere içindeydi ama duyup hissetmiyordu. Yüreğindeki yara daha çok acıyordu. Bu olaydan sonra Aile 8 ay Temel’i göremedi. Bir kaç kez hastaneye içeriye uyuşturucu sokmuşlar, Durusun’un tedavisi boşa gitmişti. Bu nedenle çok sıkı disiplin almıştı doktorlar. 9. ayın sonunda doktorlar “Dursun’u Türkiye’ye götürün.” buralardan uzak olsun demişlerdi. Yunus bey o yaz tüm aileyi yıllar önce bıraktığı karatenizin küçük şirin köyüne baba ocağına götürür. Dursun durgun sessiz kendi halinde. Suskun bir halde olunca hayata bağlanması için akrabalardan güzel bir kızla nişan ederler. Yunus bey kaderin sukut ettiğine inanmaya başlamıştır. Asiye hanımda biraz da olsun mutludur. Geriye dönüp bakmak istemezler. Düğün hazırlıkları başlar. Kına gecesi gençler toplanır eğlenir. Aksine Temel durgundur. Sabah düğün günüdür. Herkes heyecanlıdır. Gelinlikler, çeyizler her şey tamamdır. Yunus bey nihayet Temeli evlendireceği için mutludur. İlk defa derin bir uykuya dalar. Sabahın ilk saatleri herkes uyanır. Sofa doğaya bakan ahşap yeşil cennetin içinde yayla evidir. Herkes neşe ile mutlu bir telaştadır. Yunus bey Fadime’ye:  “hadi gazım uyandır bakalım damat uşağımı.” der. Fadime neşe ile, “Temel, kalk uşağım kalk, damat olasun da. Hamsi damat” diyerek kardeşinin odasına neşe ile girer. Fakat Temel yokturdur. Telaşlanırlar, Yunus bey: “ula bu uşak Hollandaya mı gactı!” Diye hayretle söylenirken. Çoban Ali bağırarak, “Yunus ağabey! Yunus ağabey! Gocun, gocun, hele tez gelin” der. Evin tüm ahalisi fındık bahçesine doğru telaşla koşarlar. Nefes nefese kalan Fadime, yunus bey ve Asiye hanımın gördükleri karşısında şaşkın şaşkın feryat ederler.  Gördükleri sahnenin karşısında afallamış bir hale gelirler. Dursun kendini ağaca asmıştı. Yunus bey ve Asiye hanım dizlerinin üzerine çökerler. Dizlerini döverken, Yunus bey, “uy yy uşağım ne yaptın bize uy diyerek” Figan, feryat, çığlıklar damlarına şifan düşmüştür. Fadime çırpınmaktadır.

Her yer ana baba günü olmuş; polisi, doktoru, savcısı bir anda dolar etraflarına. Asiye hanım Fadime perişandır. Yunus bey dizlerine vura vura, “benim yüzümden” diyerek sinir krizleri geçirir. Temel, kardeşi ağaçtan indirilirken kucağına alır. Ana, baba ve Temel çökerler. Fadime perişandır. Yüzünü gözünü öperken: “uy yy sar gardsam, nasıl kıydun hem kanuna hem uda bize? Sensiz aban ne yapacak şimdi? uy yy” diye feryat ederek ağıt yapıyordu. 

Doktor uyuşturucu krizinden çıkamayan hastalarda psikolojik bunalım oluştuğunu, intiharın çok sık rastlanan bir vaka olduğunu raporunda belirtir. Dursun’u damat odasına yatırırlar. Evin ahalisi feryat ile ağlamaktadır. Fadime bir köşede perişandır. İçeri giren savcı sorar:  Fadime kimdir? Fadime iki eli ile gözlerini sile, sile hıçkırarak:  “benim efendim” der.  Savcı, elinde bir mektup uzatır Fadime’ye, “bu mektup sana Fadime. Dursun sana veda etmiş. Nesi oluyorsun Dursun’un diye sorar. Fadime hıçkırıklara boğularak: “abusuyum efendim.” Savcı: Dursun seni çok seviyormuş ablası, sana veda etmiş, helallik istemiş senden.”

Fadime: elleri titreyerek mektubu açarken; dudakları, dizleri, tüm vücudu titriyordu.

Nihayetinde açar mektubu Fadime. Bakalım birlikte neler yazıyormuş: “abuğum canimin yoldaşı abacım, sen bana emek verdin büyüttün besledin anam oldun her derdime katlandın.  Abuğum ben sana çok kötülük ettim üzdüm ama bilesin abuğum ne yaptımsa bilmeden istemeden yaptım. Pişmanım, çok pişmanım abuğum. Benim çarem yoktu. Çok çabaladım abuğum. Ağlama ne olur. Keşke bumbam köyümüzde kalsaymış diyeceğimde lakin kader böyleymiş. Ben namussuzların eline düştüm. Bilemedim. Dün gece hep bana nasıl analık ettiğini düşündüm. Kaç defa intihar etmek istedim. Yapamadım. Yoruldum aba. Beni affedin, çok yordum sizi. Ben ölümü hak ettim. Dilerim kimse bu uyuşturucu tuzağına düşmesin abacım. Anam, canım anam. Neler ettim anama. Bumbam, ben nasıl olupta beynimin içindeki bu şeytana uyarak bumbana elimi kaladurdum. Allah’a nasıl hesap vereceğim aba çok korkuyorum. Benim bu büyük yanlışım Hollanda’da tüm gençlere ibret olsun. İsteyerek ölmüyorum. Artık size yük olmaktan yoruldum. İnsanın ailesinden başkası arkadaş olamazmış. Temel abirum eniştecum affeden beni da. Kendi cezamı kendim veriyorum abacım. Arkadaş yokmuş, yalanmuş, hep bana derun da bu eşek kafamdaki şeytana uyayurdum. Bu uyuşturucu beni insanlıktan çıkardı abacım. Beni besledin büyüttün affet ne olur. Hakkınu helal et. Anamın bumbamın ellerinden öperim. Sizlere doyamadan ama sizi severek ölüyorum. Beni affedin.”

Vefasız Dursun..

Umarım gerçek hayat hikayelerinden oluşan bu öykülerimiz bir nerlere; nasihat, mesaj ve tebliğ olur.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

SON EKLENEN FİRMALAR

Ufuk Gazetesi Hollanda'nin en uzun soluklu Türkçe gazetesi Türkiye haberleri - nieuws van Turkije, Hollanda haberleri - nieuws van Nederland

film izle