Adil mi olalım, adaletli mi yoksa adaletin kendisi mi? « Ufuk Media

12 Nisan 2021 - 18:27

Adil mi olalım, adaletli mi yoksa adaletin kendisi mi?

Adaletle hükmetmek bir hâldir. Bugün vardır, yarın yoktur. Hâller gelip geçicidir.

Adil mi olalım, adaletli mi yoksa adaletin kendisi mi?
Son Güncelleme :

01 Nisan 2021 - 10:50

Adalet, her bir işin, hak ettiği/layık olduğu yerde olmasıdır. Zulüm ise bunun tersidir; her bir işin, hak etmediği/layık olmadığı yerde olmasıdır. Bir yerde olmak, yahut olmamak ise bütün bir oluşu, kainatı kapsayan bir durumdur. Öyleyse adalet ve zulüm, aklınıza gelebilecek her konuyu kapsayan durumlardır.

“Herkes adalet ister” diyerek ne kendimi, ne de siz değerli okuyucuları kandırmak isterim. Bunun böyle olmadığını İslam ülkelerine bakan, oralardaki zalim recimleri göre(bile)n herkes görür… Adaleti isteyecek olanlar, nefislerinin prangalarından kurtulmuş, hevasını ilah edinmeyen, Rabbini gerçekten Rab olarak bilenlerdir.

Bu yazıyı maalesef tam olarak bir sonuca bağlayamayacağım herhalde ama bu noktadan itibaren Arap dilinin inceliklerinden istifadeyle adalet kavramı etrafında sesli düşünmek istiyorum izninizle:

Adaletle hükmetmek bir hâldir. Bugün vardır, yarın yoktur. Hâller gelip geçicidir.

Adil olmak bir sıfattır. Sıfatlar kişinin zatından kaynaklı olabileceği gibi, başkalarının emelleri, beklentileri, yakıştırmaları da olabilir. Kişiye duyulan korkudan ötürü, bir umut denerek yapılan bir niteleme olabilir. Kişinin kendisini yalan yanlış sunmasından ötürü de “adilsıfatını alması mümkündür.

Adalet ise bizzat işin, oluşun temelidir. Adalet yoksa iş de yoktur, oluş da yoktur. Adaletle hükmetmek veya adil olmak değil, bizzat adaletin kendisi olmak lazım gelir. Tıpkı Hz. Ömer’e عادل (adil) yerine عَدْل (adalet)denmesi gibi. Bir kez adil davranmış birisine adil denebilir. Adam öldürene kâtil dendiği gibi. Çok adil davranana addâl denebilir ama Hz. Ömer bizzat adaletin temeliyle anılmış. Hz. Ömer adalet kavramıyla o kadar bütünleşmiş ki, adaletin kendisi haline gelmiştir. Ona adil yahut adaletle hükmeden denmemiş, bizzat “adalet” denmiş.

Adil ve addâl’dan adalete ters uygulamalar sadır olabilir. Tıpkı kâtil olan birisinin ömür boyu bunu sürdürmemesi gibi, adil olan da bunu her zaman sürdürmeyebilir. Ama adl‘den bu mümkün değildir. Çünkü adl zaten bu işin temelidir, mananın kendisinden türediği kaynaktır. Adl’den adalet dışında bir şey sudur edebilir demek, bütün manaların, bütün bir oluşun bozulması, fesada uğraması demektir. Hz. Ömer de böyle birisiydi işte. Kendisinden adalet dışında bir şey sudur etmemiş.

Adil olmak ise ancak nefisten sıyrılarak, maddeden yüz çevirip manaya yönelerek mümkündür. Ve bu maalesef her babayiğidin harcı değildir. Allah’ı unutmuş, hevasını ilah edinmiş olanlardan adalet ummak ise ancak Allah’ı unutanların becerebileceği bir haldir…

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.