hava 23° Orta
DOLAR 17,2073 % % -0.08
EURO 17,6548 % % 0.43
ALTIN 965,97 % % 0,34
ÇEYREK A. 1.579,35 % % 0,34
BITCOIN 20.475,60 % 0.36
SON DAKİKA

Karanlıkta bir melek (bölüm 10-Final)

Son Güncelleme :

13 Haziran 2022 - 10:44

/ 189 kez okundu.
Karanlıkta bir melek (bölüm 10-Final)

Yasemin inanmakta hem zorlanmakta hem de korkmaktadır. İbrahim ile Asena onu istediği hayata özgürlüğe terk ederek gitmişlerdi.

Yasemin’in aklına hemen Selma Hanım gelir. Hemşireden rica eder. Ve hemen arar, ’’ abla ben Yasemin hani peçeteye yazmıştın ya! Abla ben hazırım. Tabiki fikriniz değiştirmedi ise?’’

Selma Hanım,’’ tamam Yasemin hemen geliyoruz abinle. Kalem alayım adresi söyle. Tamam kızım.’’ deyince Yasemin sevinçten ağlamaya başladı.

***

Nasıl bir hayata kaderi sürükleyecekti. Ertesi sabah erkenden Selma Hanım eşi ile hastaneye gelir. Yasemin Almanya’da olduğu için çıkış işlemleri biraz sürdü. Sonra arabaya bindiler ve Selma hanımın evine doğru yol aldılar.

Selma hanımın evine vardıklarında evde yetişmiş 20 yaşlarında bir genç kız kapıyı açar. Güler yüzle “hoş geldiniz” der.  İçeri girerler muhteşem bir yer evidir. Zevkle döşenmiş her şey beyazdır. İçerde yaşlı bir dede vardır 15/16 yaşlarında iki oğlan çocuğu vardı.  Biri 7 yaşında biri 2 yaşında 2 kız çocuğu vardır. Hayli neşeli bir ailenin evidir. Sanki Yasemin’i yıllardır tanıyormuşlar gibi, tatlı sıcak bir samimi karşılama olmuştu. Yasemin dünyada hala iyi insanların olabileceğine inanmıştı.  Akşam yemeği çok Neşeli bir atmosfer içerisinde geçti. Selma Hanım evini çok güzel yönetiyordu. Yemekte Selma Hanım,’’ benim sevgili ailem: birkaç gün kıymetli misafirimiz Yasemin kızımız bizde misafir olacak. Bizde ailece üzerimize düşen görevimizi yapacağız.  Kendisinin alması gereken kararları var.” Şeklinde bir konuşma yaptı.

***

O dönemde Hollanda’da Türkçe televizyon yayınları henüz başlamıştı.  Çanak antenler popülerdi. Pahalı olmasına Rağmen her Türk evine rahatça alıyordu. Yemekten sonra Türk dizisi izlediler.  Meyve, çekirdek, çerez evin en küçük oğlu Nazım’ın muziplikleri,  evin kızı Türkan çay, kahve getiriyor. Oğlanlarla takışıyor,  Nazımın muzip şakalarına kızıyor, küçük kızı kucaktan, kucağa seviyorlardı. Evin bu güzel atmosferi, Yasemin’i çok rahatlatmıştı.  Sanki fırtınadan kurtulmuş bir kazazede gibiydi.

Çocuklar ve dede erken yatmıştı. Selma Hanım Yasemin’i yanına çağırarak,’’ Nasılsın Yasemin?  Sevdin mi bizi? Rahatına bak,  Misafir gibi görme kendini, birkaç gün hiçbir şey düşünmemeye çalış, Türkan ile çarşıya çıkarsınız, iki genç kız hoş vakit geçirin. Türkan iyi kızdır. Naiftir, anlayışlıdır. Karar verdiğin zaman konuşuruz. Tamam mı canım? Çekinme evindeymiş gibi rahat ol.” der.

Yasemin,’’ Sağ olun Selma Hanım. Çok teşekkür ederim,  hızır gibi yetiştiniz bana, ne yapacağımı bilmediğim bir anda umut ışığı oldunuz, sağ olun.” dedi.

Selma Hanım şefkatle yaseminin elini iki avucunun içine alarak, ’’ Yasemin, güzel Yasemin belliki bazı insanlar seni çok yanıltmış. Ama insan olan insana daima elinden geleni yapmalıdır. Ben seni ilk gördüğüm gece yüksek ayakkabıların üzerinde yürüyemiyordun.  Yaptığın makyaj yüzünde emanet gibi duruyordu. Mutsuz ifaden zaten itiraf ediyordu. Birazda araştırdım senin mutsuzluğunu öğrendim hissetim. Neyse hepsi geçti artık, önümüze bakacağız.’’ dedi.

Yasemin Selma hanıma uzunca baktı ve sonra, ’’ abla ben hamileyim.” dedi.

Selma Hanım,’’ biliyorum Yasemin, ama sen anlatmazsan saygı duyarım. Senin özel hayatın.’’ Dedi.

Yasemin,’’ sıkılmaz mısın?’’ dedi ve başladı anlatmaya. Böylece Selma hanıma hayatının son eksik kalan parçasını da anlatmış olur.

Tertemiz bir odada Türkan ile yatıyor, dertleşiyorlardı. Gece sütleri, abartılı kahvaltılar, mangal partileri, Adana yöresinin leziz yemekleri… Yasemin aileye iki haftada alışmış, ailenin bir parçası olmuştu. Evin kızı gibi Türkan ile ev işlerinde yardım ediyordu hatta yemek yapıyordu. Alış verişlere kalabalık gidiyorlardı. Çok özlediği eşofmanı, sıcacık pijamaları velhâsıl ev hayatını çok ama çok özlemişti. 

***

Bir gün sabah kahvaltısından sonra Selma hanımla Türk kahvesi içerken, Yasemin samimi ama çekingen, bir sesle, ’’ abla sana bir şey diyeceğim,’’ der.

Selma Hanım,’’ söyle canım.’’ der.

Yasemin,’’ abla ben Almanya’ya gitmek istemiyorum.  Herkes beni unuttu şükür. Beni tekrar bulmalarından korkuyorum. Ben Türkiye’ ye gitmek istiyorum, orada babadan kalma evimiz var. Orada yaşayabilirim. Babamın emeklisi var onu alırım.’’ dedi.

Selma Hanım,’’ peki canım seni hafta sonu Ankara’ya uçuralım, sen nasıl istersen öyle olsun.’’ dedi.

Yasemin Selma hanımın evinde çok mutlu olmuştu. Kendini Ankara’da eski günlerde olduğu gibi hissetmişti. Özlem duyduğu genç kızlık hayatını biraz olsun yaşamıştı. Selma hanımın huzur dolu evinden ayrılmak çoluk çocukla bir aile içinde yaşamak ne kadar istiyordu. Ama olmazdı. Onları daha fazla rahatsız etmek istemiyordu.

***

Ancak devamlı endişeli idi. Ya topal izimi bulursa, ya İbrahim korkudan beni bulursa bu güzel insanlara sorun getirmek istemiyordu. Selma Hanım Yasemin için çok güzel hamile kıyafetleri almıştı. Terlikler, hemen hemen bebeğin biberonuna kadar kocaman bir valiz yapmıştı. Yasemin mahcubiyetini anlatması zordu.  Fakat Selma Hanım kendi kızına hazırlık yapar gibi mutlu idi. 

Cumartesi günü sabah kahvaltısından sonra Selma hanımın eşi arabayı hazırlamıştı. Selma Hanım Yasemin ve Cem bey Dusseldorf Havaalanı’na gideceklerdi Türkan’ın elinde sürahi, dede, çocuklar, minik bebeğe kadar kapının önüne çıkarlar. Bu tablo Yasemin’i çok duygulandırmıştı.

Gözleri doldu yüreğinde bir heyecan vardı. Bu aileden ayrılırken, sanki annesi, babası, kardeşleri dedesinden ayrılacakmış gibi bir hüzün sarmıştı yüreğini. Herkesi tek tek kucakladı. Çocuklar okulda çizdikleri resimleri, Türkan bir paket vermişti. Selma Hanım zaten valizler çantalar doldurmuştu. Dede bir paket çikolata verince Yasemin hıçkırarak ağlamaya başladı.

Cem Bey,’’ istersen gitme sarı kız, bizim kızımız ol.’’ dedi. Yasemin acı acı gülümsedi, içinden, “keşke! Keşke diyordu.”

***

Veda bittikten sonra arabaya binerler. Yasemin sevgi ile arkaya bakarken, Türkan elindeki sürahiden su atıyordu. Hepsi sevgi ile el sallıyorlardı. Otobana çıkana dek arabada ağladı. Bir ara Cem bey benzinlikte kahve molası verdi. Selma Hanım arka koltuğa geçti. Yaseminin yanına oturdu. Çantasını açtı. İçinden çıkardığı parayı hiç göstermeden, Yasemin’in avucuna sıkıştırırken parmağını sus anlamında dudaklarına götürdü ve, ’’ “sus Yasemin bana hiç bir şey söyleme, bunu Cem abin bebeğe hediye ediyor, bilette sana hediyemiz olsun bize hiç borcun yok.” dedi.

Yasemin,’’ ama ablacım.’’ diyerek utanarak elini sıktı.

Selma Hanım, ’’ sus Yasemin, bizi kırma biz seni kızımız olarak seviyoruz.’’ dedi. Yasemin ablam canım ablam diyerek,  hızla sarıldı Selma hanıma. İkisi de sarılıp ağladılar. Böylece havalimanına geldiler. Valizleri verdiler. Ankara yolcuları çağrılınca, son kez gözyaşları ile sarıldı Selma ablasına Yasemin,’’ ablam canım ablam seni yaşadıkça sizleri ömrüm oldukça unutmayacağım. Sizlere teşekkür kelimesi yetersiz kalır. Sen beni ve bebeğimi, çamurdan kurtardın sana minnettarım.” Diyerek ağlayarak sarıldı. Sonra döndü, ’ abim Cem abim bana babalık yaptın hakkını helal et abim.” dedi ve çıkışa doğru yürürken gözü arkadaydı.

***

Polisten geçtikten sonra içinde ne yapacağım endişesi vardı. Ankara’ya inene kadar bin bir türlü yaşam planları kuruyordu. Uçaktan indi. Arabaya çantalarını koydu, çıkış kapısından çıktı. Taksi tutup eski evine gitmesi lazımdı. Çantasına ilk defa baktı. Selma Hanım 1000 gulden sıkıştırmıştı.  Eline. Kısık bir sesle,’’ ablam canım ablam.” dedi.

Sonra taksi çağırmak için elini kaldırmıştıki mavi bir araba durdu önünde. Şaşkınlıktan dilini yutacaktı! Eli ayağı titremeye başladı. Çok şaşkın ve heyecanlı idi. Sesi titreyerek bayılmak üzereydi olamaz! Olamaz! Hayal görüyorum dedi.

Arabadan gülerek inen Nihat’tı! 

Sesi titreyerek,’’ Nihat sen misin? Yoksa hayal mi görüyorum.’’ dedi. Nihat koşarak sarıldı, “Canım benim, sevdiceğim benim.” diyerek sarıldı.

Yasemin’in ayakları yerden kesilmişti. Bulutların üzerinde uçuyordu sanki. Elleri Nihat’ın boynunda, kokusunu duyuyordu. Kendi kendine,’’ nasıl olur! Nasıl olur?’’ diye sayıklıyordu.

Nihat,’’ sana her şeyi anlatacağım, canım evimize ulaşalım anlatacağım.’’ dedi. Yasemin başını Nihat’ın omuzuna yasladı eve gelinceye dek başını kaldırmaya korkuyordu. Uçakta uyuduğu için “Rüya mı görüyorum?” korkusu vardı içinde.

Eve değil Cemil beyin evine gelmişlerdi. Yasemin Nihat’a,’’ Nihat’ım yanlış geldin burası Cemil amcanın evi.’’ dedi.

Nihat,’’ gülerek hayır canım hayır burası evimiz.’’ dedi. 

Kapıyı çaldılar. Çilek açtı. Yasemin çılgınca kardeşinin adını haykırdı. Sarıştılar, yılların özlemiydi bu sarılmalar. İçeri girince daha da şaşırdı,  “Mert! Mert canım!” Diyerek sarıldılar delice kardeşler.

İçeriye Cemil Bey girdi. Yasemin,’’ Yeter! Yeter siz benim kalbimi durduracaksınız! Bu kadar mutluluk bana çok.” şeklinde feryat ederek koştu Cemil beye sarıldı.

Yasemin,’’ babam! Cemil Babam. Can babam, canım babam.” diyerek, kısık bir sesle, beni nasıl afettiniz ben sizleri hak ediyor muyum?’’ diyerek sordu?

Cemil bey,’’ kızım biz her şeyi biliyoruz.’’ diyerek saçını okşadı.

Nihat,’’ gel can parem otur sana her şeyi anlatacağım.’’ Dedi ve başladı anlatmaya:

“Canım şimdi olay şu:  Sen düğün için geldiğinde, Mert sana hakaretler etmişti. Sen apar topar gittikten üç sonra Asena geldi. Benimle ve Mert ile konuşmak istediğini söyledi. Ben, Mert ve Çilek Asena ile buluştuk. Asena neden kaçıp gittiğini, bizlere anlattı. Ben Çetin’i buldum güzelce dövdüm. Çetin suçunu itiraf etti.  Bir gece nezarette kaldım Çetin şikâyetçi olmadı. Ama başka biri ile dövüşmüş adamı ağır yaralamış içeri girdi 5 yıl ceza aldı. Sonra Cemil baba bu olaya çok üzüldü. Dönüş yaptı. Hollanda’ dan. Şimdi Türkiye’ den emeklisini alıyor. Mert ve Çileğin eşi  Türkiye’ de iş kurdular. Temelli dönüş yaptılar. Mert Avukat bürosu açtı. Çileğin beyi iyi kazanıyor yatırımları güzel. Bana gelince ben eşimden ayrıldım. Sana geldiğimde biz ayrılmıştık. Seni çok aradım. Asena’ya ulaştım ama nerede olduğunu bilmiyordu. Sağ olsun Selma Hanım, seni araştırmış. Eskiden Almanya’ da yaşadığın yeri Asena’dan öğrenmiş. Helal olsun kadına beni sora-sora buldu. Bana her şeyi ve en son yaşadığın olayı anlattı.  Seni bebeğimizi anlattı. Ben de ailemize anlattım. Selma Hanım seni Türkiye’de beklememi istedi. Bende temelli döndüm. Rahmetli babamdan kalan bir evimiz vardı. Anacığım babama dayanamadı ve rahmete kavuştu. Ben de eve yerleştim. Elektrik bürosunda çalışıyorum. Bugün geleceğini Selma Hanım haber etti. Bizde sana sürpriz yaptık. Sana kavuştum nihayet canımın paresi,’’ dedi.

Yasemin inanmakta güçlük çekiyordu. Ama gerçekti, bitmişti çilesi bitmişti hayat imtihanı, Mert’in eşi ile Çilek kahvaltı hazırlarken, Yasemin bahçeye çıktı. Yaşadıkları dünden bu güne gözlerinin önünden filim gibi geçti. Neler yaşamıştı. Mutluluk hemen elini uzatıp yakalanamayan yâda elimde dediğin de hemen kaçıp giden miydi?

Kaderdi, kader yazılıyor ve insan onu yaşıyordu. Kimisi kaderini yaşayıp ödül olarak mutluluğu alıyordu. Kimisi de kaderini yaşıyor eli boş kalıyordu.

Çetin hayatını karartmıştı. Ama cezasız kalmamıştı. Ellerini göğe açtı ve, ’’ Allah’ım sen doğru kulunun imtihanına her zaman yardım ediyorsun, sana hamd ederim. Şükür ederim.’’  dedi.

O an Nihat beline sarılarak,’’  hadi içeriye Yasemin hanım, bebeğimizi üşütmeyelim. Bugün işimiz çok, önce annelerimize babalarımıza ziyarete gidelim, rızalarını alalım ve Fatihalar okuyalım, sonra yarım kalan düğünümüzü yapalım, çok geç kaldık.’’ dedi

Yasemin tatlı tatlı gülümseyen Nihat’a sarıldı’ ve, “seni ben çok sevdim Nihat.’’ dedi.

***

Nihat,’’ bende canım seni ölesiye sevdim, seni ölünceye kadar seveceğim, yarım kalan mutluluğumuz artık hiç bitmeyecek.’’ dedi.

Yasemin sarmaş dolaş sevdiği adamla, eve doğru mutlu bir yaşama yürürken,’’ Nihat! düğünümüze Selma ablamı, Cem abimi ailesini çağıralım.’’ dedi.

Nihat,’’ tabi canım mutlaka! Nikâhımızda şahidimiz olsunlar. Bizde onlar gibi çoluk çocuğa karışalım.’’ dedi. Ve iki genç yeni bir kaderin ilk mutlu sayfasını açmak üzere eve doğru mutluluğa yürüdüler…

Değerli gönül dostlarım:

Dileriz hiçbir yavrumuz mutsuz bir kadere mahkûm olmasın yeni bir öykümüzde gönüllerinizde buluşmak üzere mutlu kalın cümlenize saygılarımla

Vesselam,

Yaşar İçyüz

YORUM ALANI

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.