hava
DOLAR 15,9744 % % 0.09
EURO 16,7738 % % 0.25
ALTIN 931,86 % % 0,18
ÇEYREK A. 1.523,59 % % 0,18
BITCOIN 29.188,70 % -0.16
SON DAKİKA

Karanlıkta bir melek (bölüm 5)

Son Güncelleme :

09 Mayıs 2022 - 11:29

/ 168 kez okundu.
Karanlıkta bir melek (bölüm 5)

Evi terk edecek olan Yasemin Cemil beye mektup bırakarak şu satırları kaleme almıştı: ’’sevgili cemil amcam: siz kardeşlerim ve bana gerçek babaların gösteremeyeceği sevgi, ilgi, her şeyi verdiniz. Maddi-manevi bizi kimselere muhtaç etmediniz, bize baba oldunuz, sağ olun size minnetimi anlatacak kelimeler o kadar yetersiz ki size minnetimi ölünceye kadar ödeyemem. Sizi öz babam gibi seviyorum, ne olur beni affedin. Ben istemeyerek gidiyorum, gitmek zorundayım. Gidişimin sebebini size izah edemem. Nihat’ı çok seviyorum ama geleceğimiz yok edildi. Bir gün elbet size her şeyi belki anlatabilirim. Mert’in geleceği, Nihat’ın selameti için gidiyorum.

Sizden rica ediyorum babacığım bu mektubumdan anneme lütfen bahis etmeyin, sizleri kalbimde götürüyorum. Annem ve kardeşlerim önce Allah’a, sonra size emanettir. Sizi çok seven kızınız Yasemin.’’ 

***

Yasemin Mert ile çocuk yıllarını hatırlar. Mert’in en büyük hayali olan avukatlık idi. Annesinin ceketini giyerek avukat taklitleri yapıyordu. “Bir gün bende avukat olacağım.” diyerek hayaller kuruyordu.

Yasemin,’’Mert, canım kardeşim daha yeni avukat olacaksın, ben nasıl senin hayatını karartırım?’’ diyerek kaderin çizdiği yoldan yürümeye karar verdi. Bir yandan ağlarken diğer yandan yavaş-yavaş çantasını hazırlamaya başladı. Nihat ile güzel anıları, film gibi gözlerinin önünde oynaşıyordu. O an! Ellerini valizden çekiyor, gözlerinden akan yaşları siliyor ve tekrar kaçmak için hazırlanıyordu. Sabaha kadar uyumadı.  Sabah saat dört gibi, elinde valiz ile sessizce hırsız gibi evden çıkarken,  son kez odasına, salona baktı.

Salonda neşeli kahkahalar ile yenilen yemekler, nişanlandığı o güzel anılar ve Çetin ile ettiği mücadeleyi görünce, yüzünde hüzünlü tebessüm kayboldu. Gözleri yaşla dola-dola kapıdan çıktı. Sessizce kapıyı çekti. Caddeye çıktı. Ürkek-ürkek caddede yürüyerek Serpil’in kapısına geldi. Kimseler yoktu. Sağına soluna ürkek-ürkek bakarken siyah bir arabadan Asena ile Serpil indi.

Asena,’’geldin mi?  Kızım biz burada ağaç olduk ya.’’ dedi

Serpil,’’canım emin misin? Sonra pişman olacaksan gitme canım arkadaşım.’’ dedi

Yasemin,’’ artık çok geç karar verdim bir kez, kimseye bir şey söyleme. Anneme Çileğe göz kulak ol Cemil amcama ara sıra uğra.’dedi.

Asena,’’ hadi kızım hadi, neredeyse yakalanacağız. Şimdi bir gören olursa rezil oluruz.  Bitir artık şu veda faslını hadi!  Hadi!’’ dedi.

Yasemin artık hıçkırıklara boğulmuştu. Serpil’e sarılarak ağladı-ağladı ve ağladı. Arabaya binerken, kaderin onu nereye götüreceğini bilmeden kaderine doğru gidiyordu.  Yasemin bir süre daha arabada ağlamaya devam etti.  Sonra da çok yorgun ve bitkin düşerek uyudu.

Sonrasında Asena’nın sesi ile irkilerek uyandı. Etrafına bakınarak telaşla sordu, ’’ senin evine mi geldik?’’ dedi.

Asena,’’ evet dışardan apartman ama içi çok güzeldir çok beğeneceksin.” dedi.

Yasemin üzgün, mağdur utangaç başını önüne eğdi ve mahcup bir tavırla, ’’ bende sana yük oluyorum  ama en yakın zamanda iş bulur bende bir ev tutarım.’’  dedi. Asena Yasemin’in yüzüne samimi ve şefkatle baktı! Baktı ve “hadi! Yasemin biz arkadaşız birbirimize her hâlükârda yardımcı olmalıyız. Hem bu kadar abartma, biz birbirimize destek olmalıyız değil mi?  Hadi içeri girelim, zaten sende bende çok yorulduk.’’ dedi.

Yasemin mahcup bir halde çekine-çekine eve doğru yürüdü. Ev gerçekten büyük ve çok güzel döşenmişti. Yasemin hayretle ve özenti ile eve biraz şaşkın biraz hayranlıkla bakıyordu.  Asena samimi bir şekilde, ’’ hadi bakalım odana geç soyun dökün rahatla. Bende yemek siparişi yaparım. Dinleniriz.’’ dedi.

Bu adımdan sonra Yasemin’in hayatında yeni bir dönem başlıyordu. Yatağa uzanan Yasemin, çocuk yaşından bu güne dek yaşadıklarını düşünüyor, gözlerinden filim gibi geçiyor, kalbi sızlıyordu. Böylece bir ay geçti. Asena akşam belirli bir saatte gidiyordu. Gece sabaha karşı dönüyordu. Asena müzikli bir yerde garsonum diyordu. Yine bir akşam iki genç bayan yemek yiyorlardı. Yasemin birazda utanarak, “artık bir iş bulmalıyım, sana yük olduğum yeter.’’ dedi.

Asena,’’ bak Yasemin burası Köln. Bulursun elbet.Bak senin sesin de çok güze,l belki klas bir yerde şarkı söylersin oh! Gel keyfim gel. Haftaya Hollanda’ya davetliyiz. Çok güzel müzikli bir yer, belki orada şansın açılır.’’ dedi.

Yasemin hafiften tebessüm ederken birazda endişe duyuyordu.

Bir hafta sonra hazırlanırlar. Genç bir adam Mercedes marka bir araba ile kapıda bekliyordu. Yasemin çok heyecan içinde korkuyordu. Asena Yasemin’i son derece süslemişti. Deri bir takım giyen Yasemin kendini tanıyamıyor, içindeki huzursuzluk bir türlü geçmiyordu. Aşağıya indiklerinde genç adam Yasemin’in güzelliğinden şok olmuş bir halde hemen tanışmak için elini uzattı. Yasemin çekimser bir halde elini uzatarak tokalaştı. Genç adamın adının İbrahim olduğunu öğrendi.  Yol boyunca Asena İbo diyerek laubali sohbetler ediyordu. Den Haag kocaman bir kentti. Büyük bir su kenarına gelirler.

Kotraya benzer ufak bir deniz aracına binerler. İçerisi masalarla donatılmış, loş ışıklar müzik Yasemin belki anlayamıyordu, ama burası bir pavyondu. Asena çok rahat tavırları ile Yasemin’i şaşırtarak bazı sorulara pişkin-pişkin cevaplar veriyordu. Saat 8 de program başladı. Asena’nın masadan masaya geçerek, şuh kahkahalar atması, laubali tavırları, Yasemin’i şaşırtıyordu!  Ama onun bu ortama alışmış olduğunu anladı. Çıkan mahalli sanatçılar devam ederken Asena yanına geldi ve heyecanla gülerek,’’ hadi bakalım şansın açıldı. Büyük patron seninle konuşmak istiyor. Galiba sesini dinleyecek beğenirse artık bir işin var.’’ dedi

Yasemin korku ile, ’’ Asena ben yapamam! Bu kadar insan içinde nasıl şarkı söylerim? Yok! Yok, ben yapamam.” dedi.

Asena,’’ olmaz burada rezil oluruz. Sadece şarkı söyleyeceksin, parayı cebe atacaksın ve evimize gideceğiz. Hepsi bu, hadi bekletmeyelim.’’ dedi.

Yasemin tereddüt ve korku ile kalktı, patronun odasına doğru Asena ile yürüdü. Patron Yasemin’i ayakta karşıladı. Adı Tahir olan patron, Erzurumluydu. Her karanlık işte parmağı olan Tahir’in lakabı topaldı.   Devamlı yeni-yeni şarkıcılar getirir; birkaç ay sonra borçlandırarak, onları karanlık işlerinde kullanıyordu. Zavallı Yasemin’in bunlardan hiç haberi yoktu. Asena’nın onu nasıl bir karanlığa sürüklediğini bilmiyordu. Korku ile ayakları titriyordu. Kapıda durdu. Tereddüt ederek geri dönmek için davrandı ama Asena bir eli ile odaya itelerken topal bunu fark etti.

Topal,’’ gel korkma Yasemin hanım. Ben adam yemem, Asena sesinin güzel olduğunu söyledi. Hele bir dinleyelim dedim. Belki buradan daha güzel yerlerde şarkı söylersin. Henüz yaşın küçük burada kendini gösterirsin, bakmışsın İstanbul’da büyük bir sanatçı olursun. Muazzez Abacı’yı geçersin. Ama biraz yürekli ol be kızım! Buralardan geçmezsen yükseklere çıkamazsın. Beni bir abi bil ve derdin sıkıntın olunca bana söyle arkanda dururum.’’ dedi. Yasemin şaşkındı! Ne yapması gerektiğini bilemiyordu. Topal sözlerine devam ederek, ’’ sana hemen Den Haag’tan bir ev tutalım. Çalışma müsaadesi alalım. Almanya’ya istediğin zaman yine gidersin. Dayalı döşeli ev, seni İbo akşamları gelir alır. Şimdi şuradan bir elbise giy sahneye çık performansını görelim.’’ dedi.

Topal dışarı çıktı.  Asena bir telaş ile gardıroba koştu ve hemen elbise seçmeye başladı.  Zavallı Yasemin şaşkın ve korkak bir halde, ’’ Asena gidelim!  Yapamayacağım ne olur gidelim.’’ dedi.

Asena,’’ Olmaz! Olmaz! Arkamıza adam takar şimdi aman Yasemin. Hadi çık korkma, hepsi iki şarkı söyleyeceksin, canımsın hayatımızı tehlikeye atma.’’ dedi.

Zavallı Yasemin elbiseyi istemeyerek aldı giydi. Ayakkabılar o kadar yüksektiki yürümekte zorlanıyordu. Asena Yasemin’in makyajını biraz daha abarttı ve parfüm ile sanki yıkadı.

Salonda anonsu duyan Yasemin’in ayakları titriyordu. Ellerini ovuşturuyor, bütün organları titriyordu.  Asena ona kaşla gözle işaretler yapıyordu. Yasemin sahnede iyice şaşırmıştı! Masalara bakıyordu. Sarhoşlar ve yanlarında açık saçık kadınlar, şerefe diyen magandalar arkasında sazlar ona hayretle bakıyordu.  Kemancı yavaşça Yasemin’e fısıldadı, ’’ ablacım başlayalım mı?’’ dedi. Yasemin çaresiz usul-usul şarkıya başladı. Salonda sesler durmuştu. Herkes şarkıyı dinlerken, Yasemin’i hayran-hayran izliyordu. Yasemin zavallı korku içinde kalbi yerinden çıkacakmış gibi söylüyordu.

Bu anın bitmesi için içinden yalvarıyor, “İnşallah topal sesimi beğenmez.” diyerek için-için dua ediyordu. Şarkı biter bitmez büyük bir alkış fırtınası koptu. Patlayan şampanyaların sayısını izleyen topal  keyfinden dört köşe olmuştu. Yasemin sahneden ayrılıp  hemen soyunma odasına koştu.

Topal çok keyifli bir halde, laubali-laubali sırıtarak Yasemin’e yaklaştı ve, ’’ gel bakalım Yasemin, bu gece büyük başarı yaptın. Artık bu barın as solisti sensin Vallahi ben bile bu kadarını beklemiyordum. Haydi hayırlısı olsun.’’ dedi. Ve kasasına giderek hemen beş bin Gulden’i Yasemin’e uzatarak, ’’ hemen yarın saçlarını sarıya boyat; süslü-püslü sahne sahne elbiseleri al, ayakkabılar al. Asena sana yardım eder.” dedi.

Yasemin büyük bir şaşkınlık içindeydi. Hiç tanımadığı ve hiç sevmediği bir dünyanın kapısının eşiğindeydi. Kendi kendine bu işi yapamayacağını düşünürken, topal elinde bir kâğıt ile masasından ayağa kalkarak “sözleşmemizde hazır.’’ dedi. Ve aşırı laubali bir tavırla sözlerine, ’’ Hadi bakalım Yasemin,’’ diyerek Yasemin’in kolundan tutarak masaya doğru yürüdüler.

Asena meraklı gözlerle olayı takip ediyordu. Bir ara Yasemin ile göz-göze gelirler. Yasemin yalvarır gözlerle bakarken, Asena bakışları ile ben bilmem der gibi bakıyordu.  Yasemin çaresizlik içinde son cesaretini toplayarak bu işte çalışamayacağını söylemek için davrandı. Ancak Yasemin’in önüne kâğıdı yavaşça süren topal gözlerine öyle bir baktı ki Yasemin’in korkudan tüm vücudu titriyordu. Elleri titreyerek kalemi aldı ve mecburen imzayı attı. 

Topal,’’ haydi bakalım Yasemin renkli hayatımıza hoş geldin. Yarın akşam as solist olarak sahneye çıkacaksın.” dedi.

Böylece Yasemin hiç bilmediği gece hayatına başlamış oldu.  Zavallı Yasemin çaresizliğini kabul etmişti. Asena Yasemin’i kandırarak getirdiği için mutlu idi. Topal yine bir genç kızı kandırmış olmanın mutluluğu içerisinde pis-pis sırıtarak, Asena’ya manalı bakışlarla bakıyordu.

Sonra,’’ haydi bakalım Asena. Yıldızımız sana emanet, yarın yıldızımızı tam bir yıldız olarak görmek istiyorum.’’ dedi ve böylece aradan tam üç ay geçti.

Devamı haftaya aynı gün ve saatte Ufuk Media’da gönül dostlarım.

YORUM ALANI

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.