Kör gecelerim-2 « Ufuk Media

12 Nisan 2021 - 17:09

Kör gecelerim-2

Daha sonra Adnan beni dansa kaldırdığında yaprak gibi titriyordum.

Kör gecelerim-2
Son Güncelleme :

05 Nisan 2021 - 11:07

Evet gönül dostları,

Mumları üflerken Adnan’ın gece gibi siyah gözlerini bıçak gibi ta yüreğimin derinlerinde hissetmiş, orada kalmıştık, devam ediyoruz.

Daha sonra Adnan beni dansa kaldırdığında yaprak gibi titriyordum. Adnan fark etmemiş olmalı ki, sanki tüm duygularımı anlamış gibi beni bir an yalnız bırakmıyordu. Tabi aynı zmaanda içimi de bir korku sardı. Eğer Turgut burada beni, bu ortamda görse, kesin döverdi.  Hele bir de duygularımı bilse. Aman Allah’ım sonum olurdu. Bu korku ile Neslihan’a, ’’artık eve dönmeliyim.’’ dedim. Neslihan, ’’olmaz, biz seni Adnan abimle bırakırız.’’ dedi. Sonra Mercedes marka arabaya bindik ve yola koyulduk. Sahil yolunda hiç konuşmadık. Eve yaklaşmıştık. Neslihan, ’’ Pınarcım, yarın biz mavi tura çıkacağız, sende gel lütfen.’’ dedi. Ben, ’’ katiyen olmaz, müsaade alamam.’’ dedim. Neslihan, ’’ ben alırım sen karışma.’’ dedi. Adnan aynadan devamlı beni izliyordu. Utanıyordum. Ama gözlerine bakmaktan kendimi alamıyordum. O gece sabaha kadar Adnan ile dans ederken duyduğum heyecanı sabaha kadar yaşadım. Olmazlara kalbim hayır diyordu ancak hayatımda tatmadığım bu duygu beni nereye götürecekti doğrusu bende kestiremiyordum.

Evet gönül dosttları,

Siz değerli kardeşlerim için hazırladığımız bu gerçek hayat hikayesenin devamına önümüzdeki bir kaç hafta içerisinde kaldığımız yerden devam edeceğiz. Ben notlarımı alıp, yazıya geçerken sizden biraz sabır itiyorum. O zamana dek sağlık afiyette kalın.

***

Sabah 09:00’da Neslihan geldi. Babamı ikna edişine ben bile inanamadım. Turgut suratını asmıştı. Babam, ’’bırak oğlum, o da böyle tatil yapmış oluyor. Zaten kız sınavlardan boğuldu. Ben kızıma güveniyorum.” diyerek müsaade etti. Kapıya çıkınca arabada Adnan’ı görünce yine yüreğim başladı güm güm vurmaya. Arabaya bindik ve limana geldik. Kocaman bir tekneydi. Akşamki gurup çoktan oradaydı. Banu alaycı bakışları ile, ’’Neslihan kızcağız yüzme bilmiyorsa yazıktır kıza.” deyince, Neslihan, ’’akıllım Pınar sahilde doğdu. Babası denizci. Sen kendini düşün, Almanya’da 2 metrelik havuzlara benzemez deniz. ’’ diyerek kahkaha atarken bana muzipçe gülüyordu.

***

İşte o gün hayatıma yeni bir sayfa açıldığını ve kaderime hoş geldin dediğimin farkında değildim. Bütün gün denizin keyfini çıkardık. Koylarda yüzdük, balık yedik, güneşin batışını seyir ettik ve akşamüstü Akyar yakınlarda demir attık. Güneş geceye teslim olurken hiç bu kadar güzel olmamıştı. 20 kişi vardık masada. İnanılır şey değil ama ilk defa şarap içmiştim orada. Başka inanılmayacak olan ise, kendimi hiç bu kadar mutlu hissetmememdi. Sanki rüyadaydım ve müzik, deniz, doğa beni sarhoş etmişti. Herkes bir köşelerde kenarlarda sohbetteydi. Ben de dalmıştım. Yüreğimin heyecan dolu sesi ile denizi seyrediyordum. Adnan’a kıyıdan bir kolluk almıştım utanıyordum vermeye. Derken Adnan yanıma yaklaştı. Yüreğimin sesini duyacak diye korkuyordum.

Adnan, “deniz ve doğa ne güzel kucaklaşıyor değilmiş Pınar.” dedi. Ben, ’’ evet.” dedim. Adnan, ’’şanslısın. böyle güzel bir beldede doğmuşsun. Biz Kayseri’de doğduk. Ben 12 yaşımda idim Ahmet 6 Neslihan bebekti Hollanda’ya gittiğimizde. Zorlu kışların olduğu bir yerden, yine soğuk bir ülkeye gittik. Ahmet mühendis olacak, ben daha yeni kaptan oldum ve dün 25 yaşına girdim. Kim bilir diyar-diyar gezmek var kaderde belki. Ama ilk defa mutluyum, nedenini bilmediğim bir mutluluk bu Pınar.” Dedi. Ve sustuk. Zaman durmuştu. Deniz susmuştu. Sadece hızla çarpan kalbimin çarpıntısını duyuyordum. Adnan cebinden bir kutu çıkardı. Kalpli bir altın kolye. Bana uzattı.  “yok, yok, alamam kabul edemem.’’ Dedim.

Adnan devam etti, ’’dün doğum günündü. 18 yaşına girdin. Beni hatırlarsın istediğin kişinin resmini koyarsın. Hadi takalım boynuna.’’ dedi. Gözlerimiz yüreğimiz sanki birbirine kilitlenmişti. Adnan kolyeyi takarken ayaklarım yerden kesilmişti. Kopmuştum dünyadan. Bir anda kendimi Adnan’ın kollarında buldum. Dünyadan uzaklaşıyordum. Artık yoktum kaybolmuştum. Kaç saniye sürdü bilmiyorum.

Birbirimizden ayrılırken, yüzüne bakamıyordum. Adnan, ’’Pınar ben sana âşık oldum, kapıldım rüzgârına ölsemde bırakmam seni, denize inat yosun gözlerin hep bana baksın istiyorum.” dedi.

Bu sözlerden sonra ben artık ben değildim. Sarıldım, sarıldık birbirimize. Yüreğimde onun yüreğinin sesini duyuyordum. Sadece, “Adnan benim yüreğimde seninle dolu.” Diyebildim.

Bir baktım ki Neslihan bizi izliyor, utanarak gözlerimi sildim. Neslihan tatlı-tatlı tebessüm ederken Adnan uzaklaşıyordu. Neslihan, ’’Pınarım ben çoktan farkındayım. Çekinme biz kardeşiz senin mutluluğun benim mutluluğumdur’’ dedi. Sarıldık, işte 18 yaşıma girdiğim o gün aşkı buldum. Hayatım değişti, yüreğimin yönü değişti. Ve o günden sonra kaçamak buluşmalar başladı, çok mutluydum. Hemen hemen her gün buluşuyorduk. Adnan’a aldığım bilekliği verdim. Neslihan bana çok destek oluyordu. Onun sayesinde buluşuyorduk. Adnanlara gidip gelirken annesi Hatice teyze anlayacak diye çok korkuyordum. 30 gün çabucak geçti. Ayrılık saati gelmişti. Hollanda’ya döneceklerdi ve benim derdim kahrım çok derindi.Taaki Neslihan’ın gelip, “Seni Allah’ın emri ile isteyeceğiz diyeceği ana kadar.

***

Annem, babam, Turgut, imkânsızların imkânsızı olaylar-olaylar ve olaylar! Hayırlar, olmazlar bir hafta boyunca umutsuzlukların en zorunu yaşadım. Annem, canım annem artık gözümün karardığını anladı, çare yoktu. Babam ve Turgut’u ikna etti. Ve derken, Adnanlar sade bir törenle nişan nikâh ikisi bir arada oldu bitti. Beni rahat götürmesi için nikâh şartmış. İnanmak zordu, mutluluk ne çabuk sarmıştı hayatımı. Koca bir yıl Adnan bedelli askerlik yaptı ve tekrar Hollanda’ya döndü. Kışı hayallerimle süsledim ve günlüğüme sadece yaşadığım aşkımı yazıyor ve yazıyordum. Kalbimi aşkla besliyordum. Kuracağımız yuvamız için hayallerimizi düşünüyordum. Böylece yaz geldi. Çok muhteşem bir düğünümüz oldu. Bu düğün aynı zamanda; abilerim, annem ve babama veda etmekti. En zor olanı ve tek üzüntüm de buydu.

***

Hayatım kaderime açılan yolda hızla ilerliyordu. Evlenerek mutluluktan uçan sevda güvercini gibi Hollanda’ya, Amsterdam’a gelin gittim ancak denizi olsa da memleketimin denizine benzemiyordu. Okul hayallerim bitmişti. İdeal bir ev kadını olmuştum ve mutluluktan uçuyordum. Tek üzüntüm Adnan’ımın aylarca uzaklarda olması, başka denizlere ve ülkelere açılmasıydı. Evleneli 5 yıl olmuştu ancak maalesef çocuğumuz olmuyordu. Ne Hollanda’daki ne de Türkiye’deki doktorlar çaresini bulamadılar. Adnan, Ahmet ve Neslihan’ın bebelerini severken Adnan’ın annesinin bakışlarında eziliyor, yok oluyordum. Neslihan yine her zamanki gibi sıcak bir dost ve yakın bir kardeşti bana. Teselliler veriyordu.

Evin büyük oğlu olarak evladı olmaması annesini çok etkiliyordu. Evde derin bir huzursuzluk vardı. Adnan yavaş yavaş benden uzaklaşıyordu. Bu sessizlik 7 yıl sürdü. Yine Adnan’ın uzun gidişlerinde babamın ağır hasta oluşu ile Türkiye’ye gittim ama geç kalmıştım. Uçaktan beni Turgut abim aldı ve mezarlığa götürdü. Dünyam kararmıştı. Annem Turgut ile yaşamaya başlamıştı. Sağ olsun Mücella anneme evladı gibi bakıyordu. Annemde Turgut’un ikizleri ile oyalanıyordu. Türkiye’den döndüğümde  beni havaalanından Neslihan aldı. Bana öyle davranıyordu ki,  teselli ederken gözleri doluyordu. Neslihan’ın böyle davranışını eve gelince anladım. Kapıyı yabancı bir kadın açtı. Herkes durgundu. Sessizdi Adnan,  bana sarılırken kadının bakışlarını gördüm.

Durumu kayınvalidem anlatmaya başlarken, zaten anlamıştım ben. Yani  Adnan kuma getirmişti. Sessizce dinledim. Hayatıma kaderime yeni bir sayfa daha açılmıştı. O kadınla iki yıl bir evde yaşamaya çalıştım. Adnan’a olan sevgim bana onurumu gururumu unutturuyordu. Geceler zindandan beterdi. Sevdiğim adamı paylaşmak, sabah onun koynunda uyanması, bu nasıl bir imtihandı. Artık dayanamıyordum. Kayın valideme ayrılmaya karar verdiğimi söyledim. Ben itiraz beklerken çok basit karşılandı. Ailece uygun buldular ve küçük bir apartmana taşındım. Geceler yalnızlığımı görmüyordu. Kördü sağırdı ve ben 35 yaşındaydım. Artık adananı hiç göremiyordum nikâhlandığı kadın bir kız çocuk vermişti ona.

Bundan sonrasına affınıza sığınarak bir sonraki sayıda devam edeceğiz dostlar. O zamana dek hoş ve seda içerisinde kalın.

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.