hava 22° Orta
DOLAR 17,9676 % % 0.01
EURO 18,2634 % % 0.01
ALTIN 1.027,00 % % -0,08
ÇEYREK A. 1.679,14 % % -0,08
BITCOIN 24.111,60 % 0.19
SON DAKİKA

Sabah Yıldızı (11. Bölüm Final)

Son Güncelleme :

03 Ocak 2022 - 11:20

/ 439 kez okundu.
Sabah Yıldızı (11. Bölüm Final)

Ölüm sessizliğinin kapladığı Galiplerin evinde derken kapı açıldı. Galip Yıldız’ın odasına girdi, istifini bozmadan sert bir dille Yıldız’a, ’’Bırak ağlamayı, kalk bir namaz kıl. Sağ döndün ya, olan olmuş ne edek.’’ derken bir yandan da kapının eşiğinde öfke içinde Yıldız’ı ve sarıldığı Enver’i izleyen Ömer’e garip garip bakıyordu.

***

Saliha hanımın içine bir korkudur düşmüştü, ’’Yine ne hainlik düşünüyorsunuz baba oğul?’’ diyerek kendi kendine içinden konuşuyordu.

Akşam yemeğinde sofraya oturan Yıldız’ın boğazından su bile geçmiyordu. Galip çok düşünceliydi. Eli şakağından inmiyordu. Gece yarısı herkes bitkin, Yıldız ise tüm gece Hakan’la güzel anılarını düşünerek uyumuştu. Saliha Hanım geç vakte kadar kızının yanında uyukladı durdu.

Ancak bir ara su almak için mutfağa yöneldi. Balkonda Galip ve Ömer usul-usul konuşuyorlardı. Biraz kapıya yaklaştı. Farkına varan Galip, ’’Ne o avrat, kapı mı dinliyorsun.” deyince Saliha hanım, ’’Yok merak ettim vakit hayli geç oldu.  Kötü bir şey var sandım.’’ dedi. Galip, ’’Hadi sen de yat avrat. Yarına çok ağlayacaksın kızını gelin edince.’’ dedi.

***

Saliha Hanım yatmadan Enver’in odasına girdi. Uyuyordu garibim, saçlarını okşadı anası, sevgi ile kapısını çekti, odasına gitti. Saat gece yarısı olmuştu. Derken bir inilti duydu. Yıldız çok ağlamıştı. “Acaba yine mi ağlıyor?” diye odanın kapısına geldi. Bir de ne görsün Ömer’in elinde yastık Yıldız’ı boğuyor.

Saliha Hanım bağırıyordu, ’’Yapma oğlum kıyma bacına oğluum. Yapma oğlum kıyma bacına.’’ diyerek çırpınıyordu çaresiz anne.

Ne var ki Ömer Yıldız’ın üzerinden elinde yastıkla doğrulmuştu. Bu doğruluşun bir anlamı vardı. Koştu anneciği kızına ve çaresizce sallıyordu kadersiz Yıldız’ını.

Geç kalmıştı, çok geç kalmıştı. Vurmaya başladı Ömer’e, ’’Ne yaptın sen. Ne yaptın seeenn. Nasıl kıydın yavruma Ömeeerrrr?” diyerek çırpınıyordu.

Galip ise taş kesilmiş bir halde Yıldız’ın yüzüne bakıyordu. Gözlerinden süzülen yaşın farkında değildi.

***

Anne çırpınıyordu, bir Galip’e vuruyor, bir Ömer’e vuruyordu. Ve sonunda çöktü dizlerinin üzerine zavallı kadın tükenmişti.

Zavallı Yıldız nefessizdi. Enver sadece, “Aba uyuyor, aba uyuyor.” diyordu.

Ömer taş gibiydi, çığlığa gelen konu-komşu ve ev ana-baba gününe dönmüştü. Öykünün en başındaki tehdidini gerçeğe dönüştüren Galip gelen polise Enver’in adını vermişti.

Enver, “ABA ÖLDÜ.” diyordu. Polis Enver’in kriz sonucu yaptığına inandı. Saliha hanım hastaneye kaldırıldı. Hakan çıldırmış bir şekilde Ömer’e saldırıyor…

***

Dualar, ağlayanlar ağıt yakanlar vs….

Fakat ne çare güzeller güzeli Yıldız’ı kurban etmişlerdi. Morga giden Hakan parmağında yüzüğü gördü. Elini öperken artık Yıldız cevap veremiyordu.  

Ertesi gün cami avlusuna Yıldız’ın tabutu gelmişti. Annesi elinde gelinliğini kınalığını tabuta elleri ile serdi. Herkes ağlıyordu. Saliha Hanım bağırıyordu, “Galip bey gözün aydın kızın gelin olmuş. Duydun mu Galiiiippp” diyordu.

Ömer’e de, “Bacın gelin olmuş Ömeeerrr. Bacına bak bacınaaaa” diyerek delirmiş gibi, “kızım Yıldız’ım gelin oldu.” diye çığlıklar atıyordu.

Ayten’in yanında iki polis vardı. Perişandı Ayten. Galip’e ve Ömer’e, ’’Gazanız mübarek olsun, bacımı toprağa gelin ettiniz.’’ diyerek cenaze namazında titreyen bedenine zor sahipti. Tam düşecekken Hakan, ’’Abla.” diyerek tuttu.

Anasına sarılan Ayten, “Üzülme anam, cennete gitti Yıldız’ım. Cehenneme gidecekler düşünsün.” dedi. Tabut giderken Ayten anasını aldı iki polisle ayrıldı cenaze yerinden.

***

Aradan 6 ay geçmişti. Ayten annesi ile polise tüm gerçekleri anlatmıştı Galip hapishanede 3 ay yaşamıştı. Kalp krizinden ölürken Ömer’de kendini hapiste asmıştı.

Ayten ve annesi memleketlerine temelli dönmüşlerdi. Saliha Hanım her sabah Yıldız’ın mezarına gidiyor, yavrusu ile dertleşiyordu. Yine bir sabah mezarlığa gitti. Yıldız’ın mezarı gül bahçesi gibiydi. Saliha hanım mezarın başında Hakan’ı görünce yığıldı mezarın yanına ve sarıldı. Hakan sevdiğinin anasıyla ağlıyordu. İkisi de sarmaş dolaş sessizce ağlaştılar.

YORUM ALANI

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.