Ufuk Media

Sabah Yıldızı (5. Bölüm)

Sabah Yıldızı (5. Bölüm)
YAŞAR İÇYÜZTÜM YAZILARI
175 Okundu
22 Kasım 2021 - 11:13

Zavallı Saliha hanımı döve döve mahveden Galip bey gözü kapıda Yıldız ve Hakan’ı bekliyordu. Kaldığımız yerden devam ediyoruz.

***

Araba ile gelen Hakan’ı gören Galip arabaya doğru yürür. Hakan’a, “Bana bak, bir daha kızımla görüşmeyeceksin. Bu iş burada bitmiştir. Babana söyle, bitmiştir!’’ derken, mahalle bağrışmalara camlara kapılara çoktan çıkmıştı bile.

Hollandalısı Türk’ü olanları şaşkın gözlerle izliyorlardı. Yıldız ne olduğunu anlamamış hayret ve korku içinde, Babam ne oldu?’’ derken Galip, “Yürü, yürü, seninle evde konuşacağım.’’ derken, Hakan’a döner,  “Hadi daha ne bekliyosun, tepemin tası atmış elimden bir kaza çıkmadan git buradan, defol!” der. Yıldız’ın eli ayağı titriyordu, ite kalka eve sürüklercesine götürüyordu babası.

Kapıda bekleyen Ayten’in elinden bir şey gelmiyordu. Zavallı Ayten çaresiz ağlıyordu. Ayten’i hızla iten Galip Yıldız’a, ’’Sen biliyordun değil mi? Biliyordun lan.’’ diyerek hem bağırıyor, hem de Yıldız’ı dövüyordu.

Saliha Hanım, ’’Etme efendi, hele konuşalım.” dedikçe Galip bir karısına bir Ayten’e bir Yıldız’a girişiyordu. Dayaktan tükenen ana kızlar Yıldız’ın odasında büzülmüşlerdi. Hiçbir şeyden haberleri yoktu. Akşam vardiyasından dönen gelin ve evin büyük oğlu şaşkın bir halde içeri girerler.

Galip,’’Gel oğul gel hele! Başımıza ne haller geldi.” diyerek devam eder. ’’Bu gahpeler bizi alevilere hısım ediydi. Rezil olacaktık oğul.” dedi. Ömer çok şaşırmıştı. ’’Babam iyi biliymisin? Dostumuz olduğu kadar düşmanımız da var.” diyerek devam etti, ’’Nerden duydun?’’ Dedi. Galip olanı biteni anlattı. Ömer, ’’Hele ben bir şunlara sorayım, sen sinirlenme babam.’’ dedi. Ve doğru Yıldız’ın odasına yöneldi. Hızla kapıyı iterek, “Hele anlatın kele ne ediysiniz, nedir bu mesele?” dedi.

Yıldız bitkin ve korku içerisinde, ’’Abim vallahi billah ben bir şey anlamadım, ne olduğunu bilmiyorum. Kötü bir şey olsa Hakan anlatırdı bana.’’ dedi. Ömer hızla elini kaldırdı hızlı bir tokat atarak, ’’Hala o eniği kayırıysın utanmaz.’’ diyerek bir tokat daha attı.

Yatağa düşen zavallı Yıldız korkudan tir tir titriyordu. Saliha Hanım ağlayarak, ’’Oğlum dur hele o ne bilsin evladım.” dur. diyerek oğlunun önünde durdu. Ayten, ’’Yapma gardaşım, etme. Babam gibi alınganlık etme.’’ der. Ömer, ’’Sen sus hele. Senide everdikbir kocayı elinde tutamadın. Döndün geldin arsız, arsız. Öleydin daha iyiydi.” deyince, Ayten, ’’Keşke ölseydim, keşke ölseydim de avradının yanında bana ettiğin bu sözleri duymasaydım.’’ diye hüngür hüngür ağlar.

***

Kader Yıldız’a yeni ve büyük bir oyun hazırlıyordu. Yıldız tükenmişti. Ömer odayı terk ederken, “Allah belanızı versin, yüz karaları diyordu.”

İki kız kardeş analarına sarılıp ağladılar. Ertesi gün üniversiteye gitmesi yasaklanan Yıldız odasına kapatılmıştı. Akşam saatleri, 19.00 gibi yine Gaziantepli hemşerisi gelir. Galip olayı anlatır. Hemşerisi, ’’Galip gardaşım, hemşerim bak. Bu adamlar sabah bize geldiler, bir konuşsak deyiler. Bir konuş hemşerim, belki vardır bir yolu.” der

Galip’in gözlerinde şeytani bir ifade belirir, ’’Gelsinler hele gelsinler der.”

Akşam saati Hakan, annesi ve babası çıkıp gelirler. Henüz daha oturmamışlardı. Galip Salihalara, “Çay, kahve yapacak hal yoktur. Elin ailevisine haramdır haram der.”

Hakan kendini zor tutmaktadır. Hakan’ın babası sakince,  “Galip efendi bu gençleri ayırmayalım. Biz de Allah’a, Muhammed’e inanıyoruz. Etme gel, bitirelim bu mezhep kavgasını. Evlatlarımız mutlu olsun, ele güne laf vermeyelim.’’ der.

Galibin gözleri fal taşı gibi açılmış bir şekilde tüm öfkesi ile zavallı adama aşağılayıcı bir bakışla, ’’Hadi efendi, al soykanı ve hemen evimi terk et. Yoksa elimden bir kaza çıkıya.” der. Ve devam eder, ’’Ula siz kimsiniz, soyunuz imansız, siz kimsiniz ki size giz veriymişim. Defolun evimden.’’ diyerek adamın üzerine yürür.

Evin içinde bir bağırışımalar, büyük oğlu Hakan’a yönelerek, üzerine yürürken komşu olan hemşerisi, ’’Ağalar ayıptır. Hele bir durun.’’ diyerek Hakan ile Ömer’in arasına girerken, Hakan’ın babasına döner, ’’Hadi gardaş hadi çıkak! Bu iş eğice cıvıdı.’’ der. Adamcağız hanımını da alır kapıya yönelir.

Hakan son derece üzgündür. Dış kapıya gelince, Yıldız’ı son kez görmek umudu ile arkasını dönüp bakar. Yıldız yaşlı gözleri ile yalvarırcasına çaresizce al beni de götür dermişçesine Hakan’a bakmaktaydı. Hakan döner ve yüksek sesle, ’’ Bu burada bitemez Yıldız’ım, bizi kimseler ayıramayacak bunu herkes böyle bile.” der. Ömer, ’’Yürü lan, yürü daha hala konuşıy. Defolun evimizden pis Aleviler.’’ diyerek hakaret eder.

Hakan çok sinirlidir. Tekrar Yıldız’a dönerek, Yıldız’ım eğer buradan korkak gibi çıkıyorsam senin gül hatırınadır bilesin.’’ diyerek kapıyı çarparak çıkar.

***

Apartmandan aşağı inerken son çıkış kapısına var hızı ile çok hızlı bir yumruk atmayı da ihmal etmez. Arabaya binerken Galip’in komşusu, “Üzülme evlat. Sular aka aka durulur.” der ve babasına dönerek, buyurun bir kahve ikram edelim gardaş.’’ der. Hakan’ın babası çok perişan ve üzgündü cevap verecek takati yoktu. Kısık bir sesle, ’’Yok, sağ olun biz gidelim.” der.

Eve geldiklerinde Hakan’ın eli kanıyordu. Annesi telaşlanır, “Yavrum üzülme, ne ettin eline? Bırak şu görgüsüz adamı değmez, üzülme.’’ dese de, çok hakarete maruz kalmışlardı. Evin içinden sanki cenaze çıkmıştı.

Sabrınızı zorladığımın farkındayım dostlar. Ama yine bir haftanızı rica edeceğim. Her Pazartesi sizlerle olmaya devam edeceğiz. Bakalım Hakanların tavrı bu hakarete karşı nasıl olacak?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Hollanda ve Avrupa gündemini Türkçe takip edin.