Ufuk Media

Yeni dünya düzensizliği…

İşte buradan başlayan o bürokrasi, o oligarşi ve o yapı Osmanlı İmparatorluğu’nun içine doğru nüfuz etmeyi başardı.

Yeni dünya düzensizliği…
HAMİT SÜRMENELİTÜM YAZILARI
299 Okundu
29 Temmuz 2021 - 16:28

Bugün ki dünya düzenine bakmamız için biraz geriye doğru gitmemiz lazım. 1453’den analiz etmeye başlamamız lazım diye düşünüyorum. İstanbul’u aldık ve bizler burayı aldığımızda burada korkunç bir oligarşi, korkunç bir bürokrasi ve o güne kendini yerleştirmiş yerleşik bir sermaye düzeni, hem maddi hem manevi insanların aklını çelebilecek çeşitli denklemler mevcuttu.

İstanbul gerçek manada fethedildi mi?

İşin doğrusu biz İstanbul’u aldığımızda askeri bir kuşatma yaptık. Fakat Bizans oyunlarını bilmediğimiz için diğer bazı alanlarda İstanbul’u tam olarak fethedemedik. İşte buradan başlayan o bürokrasi, o oligarşi ve o yapı Osmanlı İmparatorluğu’nun içine doğru yavaş yavaş nüfuz etmeyi başardı. Yani 1453’den sonra İstanbul’u aldığımız halde o içindeki yerleşik düzeni kuşatamadığımız için 1699 Karlofça antlaşmasından itibaren o yerleşik yapı bizleri kuşatmaya başlamış oldu. Böylece batının doğuyu sömürme, batının doğuya hakimiyeti ve batının yeni dünya düzeninin nasıl olması gerektiğinin kurgulanmasının başlangıcı ilan edilmiş oluyordu.

Elbette bu düzen sadece Osmanlı topraklarında başlamıyor; Hindistan, Çin, Afrika ve Avrasya’ya kısacası tüm dünyaya yayılıyor. Bu yeni dünya düzenini kuranları ise ikiye ayırabiliriz.

  1. İngiliz Anglosakson yapı

2- Papalık kontrolündeki Avrupa’nın geri kalanı.

Bu bağlamda gelelim günümüze…

Türkiye dönem dönem belirli çıkışlar yapınca, içeriden yürütülen denge politikasını anlayamayan ve büyük çerçeveyi göremeyen bazıları ortalığa dökülüyor; vay Türkiye Batı’dan Doğu’ya mı kayıyor?

Bu bazılarının anlayamadıkları tam da burası; Türkiye kaymıyor, eksen çizerek yoluna devam ediyor ve BATI ile bağını da güçlendirip daha sağlıklı bir noktaya taşıyor.

Bu noktada önemli olan soru ise; bu BATI dediğimiz neresi veya BATI dediğimizde nereyi anlıyoruz? Açıkça belirtmek isterim ki, bu yeni dönem içersinde Türkiye için YENİ BATI artık tek başına AMERİKA gibi görünüyor. Avrupa’ya ve üstümüze külfet olabilecek maddi-manevi uzantılarına ihtiyacımız yok. Bana göre kurulan bu yeni dönemde yer alacak denge güçleri arasında Avrupa zaten yok ve olmayacak…

Hepimizin malumu olduğu gibi, Türkiye yıllarca batıdan medet umarak Avrupa ve uzantılarının yükünü ve külfetini çekti.

Kendini kullandırdı, aşağılandı, hep hor görüldü. Bu günün dünyasında artık kendilerini ‘dev aynasında gören Avrupa’ya kesinlikle ihtiyacımız yok. Üzerine basarak ifade edeyim; YENİ DÖNEMDE Avrupa diye bir güç olmayacak!

Bu ‘YENİ DÜNYA DÜZENİ’ üç büyük ana güçten oluşacak;

Amerika Kıtası, Türkiye-Rusya-Avrasya-Ortadoğu çizgisi ve Çin-Hindistan-İran bileşkesi. Bu yapılanma içerisinde Türkiye ise bütün bileşenlerle birlikte olma gücüne sahip ve geçmişten getirdiği doku da zaten buna müsait.

Bu durumda Türkiye yeni dönemde Amerika ile ortaklığı kaybetmemeye çalışıp, ilişkileri daha da derinleştirecek. Rusya ile kurduğu bu yeni denklemi devam ettirecek. ABD-RUSYA-TÜRKİYE arasındaki bu yeni denklemi çok doğru kurgulamayı bilecek. Avrupa’yı bekleyerek artık vakit kaybetmeyip, bu ilişkiyi normal bir düzeye çekip, sanal üyelik üzerinden devam ettirilmeye çalışılan sömürüye izin vermeyecek.

Ne mutlu ki Türkiye son yıllarda kendi varlığımızı ve iradesini ipotek altına alan bu düzeni yıkmaya başladı. Buna bağlantılı olarak da artık güçlü bir Türkiye’nin temellerini atmış oldu. Bu güçlülük nedeniyle dış güçlerin de oynadığı oyunlarla Türkiye çok zor ve sıkıntılı bir dönemden geçmekte. Herkesin de bildiği gibi artık bu dış güçler ile içerdeki kuklaları Cumhuriyet tarihimizin en büyük saldırısını gerçekleştirdiler. Peki sonuç ne oldu? Akil insanımız sayesinde Türkiye daha da güçlenerek yoluna devam etmeyi bildi.

Netice olarak:

Şuan bu vatanın gerçek evlatlarının üzerine düşen bir görev var.

O da atılan bu sağlam temeller üzerine yeni Türkiye’yi hep birlikte bina etmektir. Bu uğurda tüm topluma büyük işler düşüyor. Elbette yola devam etmek de yetmez, hep birlikte emin adımlarla geleceğe koşacağız. Gelecek ancak o zaman Türkiye’nin, yani bizlerin geleceği olacaktır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Hollanda ve Avrupa gündemini Türkçe takip edin.