Ufuk Gazetesi

Zemheri (Narin’in öyküsü) 2. bölüm 1. kısım

Zemheri (Narin’in öyküsü) 2. bölüm 1. kısım
Yaşar İçyüz
Yaşar İçyüz( yhanim01@hotmail.com )
158
08 Eylül 2020 - 12:31

Merhaba gönül dostları, öykümüzün ikinci bölümünde, Narin kızımızın maceralı hayat öyküsünü sizlere aktarmaya devam ediyoruz. Bakalım Narin’i yaşamında nasıl bir kader, ne gibi  sürprizler bekliyor.

***

Evet, önceki bölümde Narin koşarak Ahmet’in yanına gelmiş ve birlikte kaçmayı teklif etmişti. Ahmet 24-25 yaşlarında laubali, yılışık bir tiptir. Narin’in telaşesini hiç ciddiye almaz. Doğu kökenlidir. Dağınık bir yaşam tarzı olan Ahmet, uyuşturucu kullanan kriminal  bir insandı. Ama, zavallı  Narin kız bilmiyordu. Ahmet’in rahat hali, Narin’i telaşlandırır. Narin biraz nazlanarak,’’sen beni ciddiye almıyorsun’’ Ahmet dedi.

Ahmet alaycı bir tebessüm ile, ’’ Olur mu Narin’im bir çözüm düşünüyorum’’ dedi. Narin öfkeli bir sesle,’’çözüm yok son çare birlikte kaçmak. Bu gece dünürcüler geliyor’’ diye ahmete çıkışır. Ahmet ile Narin böyle söyleşirken, farkında olmadıkları bir durum vardı. Naci bey okulun bahçe tarafında, ağaçların arkasında onları izliyordu. İzlediği yerden,’’Allah’ım daha beterinden koru, ben bu kızı ne çok şımartmışım. Bir baba için çok zor, çok onur kırıcı bir haldir bu. Elimden bir kaza çıkmadan, bizi bu durumdan kurtar.’’ diyerek dua ediyordu.

Naci bey büyük bir üzüntü ile, karışık düşünceler içinde kendi kendine konuşurken, yanında birden Şener’i görünce, hayretler içinde Şener’e,’’ uşağum sen ne araysun ha burada da?’’ diyerek şaşkınlığını saklayamaz. Şener, ’’olurmu babam, evden çıktığından beri peşindeyim’’ der. Naci bey,’’ uyy sen neredan bileysun meseleyi uşağum?’’ diyerek hayretini saklayamaz. Şener’in öfkeden yüzü kıpkırmızı olmuştu.

Sinirli bir sesle, ’’ah babam ah, sen bu kıza çok yüz verdin. Bak başımıza ne haller getirdi’’ dedi ve devam etti. ’’dün geceki konuşmaların hepsini duydum babam. Kendimi zor tuttum kızını dövmemek için. Şimdi kıracağım dişlerini hergelenin.’’ Suratını asarak Narin’in  olduğu yöne doğru  adım atarken, Naci bey oğlunun kolunu sıkıca tutar. Naci bey ’’haçan dur bakalim uşağum neyin nesudir, kimdur?  bir araşturalim’’ diyerek oğlunun öfkesini yatıştırmaya çalışır.  Zavallı Naci  bey çok  teessürde de  olsa, iyi bir çözüm bulmaktır amacı. Oğlunun elinden bir kaza çıkmasın diye çabalar. Olanlardan habersiz Narin, Ahmet’i ikna etmek için tüm çabasını sarf ediyor adeta yalvarıyor, bağırıp çağırıyordu ama Ahmet’in uyuşturucu müptelası olduğu, torbacılık yaptığı ve evli olması gibi bimediği çok şey vardı.  Zavallı Narin tatlı sözlere kurban oluyordu.

Ahmet’in tek korkusu, Narin’in yaşının küçük olması idi. Hollanda’da  pek sorun değildi. Fakat şikayet sonucu ceza alabilir korkusunda idi. Çünkü dosyası oldukça kabarıktı. Ahmet’in  eşi Türkiye’de idi. Birde bebeği vardı. Ahmet Narin’i nasıl oyalayabilirim düşüncesi ile Narin’e ’’tamam sen annenleri bir iki gün oyala, ben Türkiye’ye bilet ayarlayım. Bizi orada bulamazlar’’ derken ellerinden tuttu ve devam etti, “Sen rahat ol iki güne kalmaz kaçarız’’ dedi. Narin’in içi rahat etmişti. Gözlerindeki parıltı mutlu bakışlarını yansıtıyordu Narin,’’Ahmet  yarın yine burada buluşalım’’ dedi.

Ahmet ’’tamam yarın yine burada, ben bilet işlerini halledecem.’’dedi. Böylece vedalaştılar. Narin mutlu bir şekilde, eve yollanırken, Ahmet’in kafasında çeşit çeşit şeytani fikirler dolaşıyordu. Naci bey gençlerin oradan gittiğini görünce, oğlunu da yanına alarak, doğru semtin Türk kahvesine  gider. Şener’e ’’haydi bakayum sakun Narun’e dokunmayasun. Evde, anana hiç bur şeyuda bellu etmeyesun uşağum’’ diyerek oğluna sıkı sıkı tembihler etti.

Kahveyi hemşerisi çalıştırıyordu. Kahvede geceleri kumar oynanıyordu. Naci bey de sık sık burada kumar oynuyordu. Hacer hanımla ara sıra, bunun münakaşaları oluyordu. Neyse! Kahve gündüz olduğu için  tenhaydı. Hemşerisi  Şaban  içerdeydi. Naci bey,’’ Selamün Aleyküm hemşerum’’ dedi. Şaban gülerek’’ Ve Aleykum-e selaaam’’ diyerek devam etti.’’ Ula hayirdur gargalar uyanmadan bu ne hal Neco’’ dedi. Necati bey, ’’sorma da haçan sana bir mesela hakkunda soracagum vardır’’ diye yanıt verdi. Ahmet’i anlattı tarif etti. Şaban,’’Akşam gelursun ha buraya bakalim araşturalim uşağu, ne gerekursa yaparuz da cabasıydı. senun içun rahat etsun’’ dedi.

Naci bey evde çok sinirliydi. Narin’e ve Hacer hanıma belli etmemek için çok çaba sarf etti. Ara sıra Şener Narin’e taşkınlık yapmak isterken, Naci bey kaş göz haretleri ile, oğlunu güçlükle frenliyordu. Bir ara Hacer hanım Konyalı dünürcülerden bahis edince, Naci bey hafta sonuna ertelemesi için zar zor ikna edebildi. Evden çıkarken, Hacer hanım söyleniyordu,’’ bileyrum kahveye gideysun  haçan bir bileyumki humar oynaysun  bilesun bu evu başina yıkacağum,’’ diye söyleniyordu.

Naci  bey kahveye geldiğinde saat erkendi. Bir iki el oyuna iştirak etti, fakat aklı fikri Ahmet’te idi. Kimdi bu? Nasıl takılmıştı kızına? Ne olacaktı? Zavallı baba karmakarışık düşünceleri, yüzündeki komik mimiklerin arasına saklamakta, çok zorluk çekiyordu. Yapanlara, takılanlara istemeyerek, zorlukla cevaplar veriyordu.       Dalıyordu arada yanıtlar verirken, zorlanıyordu.

Saat epey geç olmuştu. Bir saattir hoşkin oynuyordu. yanına  yaklaşan Şaban usulca kulağına, ’’ula kapiya bak bakayum bu midur araddiğun uşak’’ dedi. Kapıya doğru baktı. Kendini zor tutuyordu. Şaban sözlerine devam etti, ’’sakun yerunden kalkmayasun, biz uşaklarilen halledeceğuz’’ dedi ve uzaklaştı. Naci beyin oyunu kafası almıyordu.’’ Uşağum ben yorildum siz devam edun’’ dedi arkadaşları da şaşırıyorlardı bu durgunluğa ama kimse fazla dikkate almadı.

Naci bey Şaban’ın ortadan kaybolduğunu farketti. Şaban gözü kara, 35 lerinde  bir delikanlıydı. Naci bey, ’’ula bu adamun elinden bir kaza çıkar isa biz sebep olmayalım, yaziktur uşaklari daha kuçuktur.’’ gibi çeşitli endişeli düşünceler içinde huzursuzdu. Aradan bir saat geçti. Şaban kapıda belirdi. Yanına gelerek, ’’ biraz dişari çikalim mi’’diye sordu? Naci bey hemen müsaade isteyerek ayağa kalktı. Dışarı doğru yönlendi. Kapıdan çıkar çıkmaz Şaban,’’ ha bu yana gidelum.’’dedi. Siyah bir Mercedes’e doğru yürüdüler.

Naci beyin  kafası arabaya  binerken tereddüt heyecan ile karmakarışıktı. Hiç sesini çıkarmıyor, olacakları endişe ile merak ediyordu. Bir müddet giderler. Kentin dışına çıkınca, Naci beyin iyice endişesi çoğalır. Kendi kendine,’’eyvahlar olsin bu deli uşak deldu uşağu,’’ diyordu. Biraz daha  Ormanın içinde ilerlemeye devam ederler ve dururlar. Arabadan iner inmez derin bir inilti duyan Şaban bey sese doğru yürür. Ağaçların çalıların arasından geçtikten sonra, ileride gördüğü sahne karşısında çok şaşırmış bir halde, ’’ula Şaban ne ettunuz uşağa?’’dedi. Şaban, ’’ula daha kotusini hak etmitur ama çoliği çocuği varımış.’’derken Naci bey kendini tutamayarak, yediği yumruklardan yüzü dağılmış ahmete,  sert  bir tokat indirirken,’’ula namussiz haçan evliydun ne istedun kizimdan şerefsuz’’ dedi. Ahmet’in  konuşmaya mecali yoktu. İnleyerek, ’’amca tövbe tövbe amca Vallaha Billaha buralardan gidecem. Cahillik ettim affet amca’’ dedi.

***

Naci bey bir  tütün sardı ve derin derin çekti içine. Ağlamak istiyordu. Bağımak istiyordu. Döndü Ahmet’e, ’’ula şerefsuz, ha şuracukta öldürsem senü uşaklarin varimiş, haçan senun gibu babaya tukereyim da.’’der ve devam eder, ’’ula bu gece defolup gideceksun buralardan, anam avradum olsin seni bir daha görür isem acumayacağum. Furacağum ula Şaban gardaşum atin bu kopeğu.’’ der. Eli ayağı titriyordu. Arabada tütün sararken, ’’ula Narin bak bana şu ettiğuna da’’ diye söylen, söylene Şaban eve getirir. Şaban’a teşekkür eder sarılır. Şaban,’’ula lafi olir mi? Senun namisun benum namisum’’ diyerek vedalaşırlar.

Eve giren Naci bey, olanı biteni yüksek sesle öfke ile bağıra, çağıra hiddetle anlatır. Odasından herşeyi duyan Narin şaşkınlık ve korku içindeydi. Naci bey’, ’’soyle Narin’e yarun dunurcular gelecek verecegum oni bu mesele kapanur. Yoksa yollarim koye, verurum çobana. Yettu bu yaptuğu bena rezul oldum da’’ dedi. Ertesi gün dünürcüler geldi, yenildi içildi karar verildi. İki gün içinde düğün dernek bitecekti. Aile arasında, nişan yapılacaktı. Çünkü, bu karar Narine ceza olacaktı. Vede öyle de oldu. Narin damada ısınamadı. Bir ara evden kaçmayı denediği bir gece babası kalp krizi geçirdi. Bu olaydan sonra artık kaderine razı olmuştu.

Öykümüze burada bir kez daha ara veriyoruz. Çok değil, bir iki haftaya kaldığımız yerden devam edeceğiz. O zamana dek hoş ve seda içerisinde kalın gönüldaşları.

SON EKLENEN FİRMALAR

Ufuk Gazetesi Hollanda'nin en uzun soluklu Türkçe gazetesi Türkiye haberleri - nieuws van Turkije, Hollanda haberleri - nieuws van Nederland