bakırköy escort - ataşehir escort

Ufuk Gazetesi

Zemheri (Narin’in öyküsü) 2. bölüm 3. kısım

Zemheri (Narin’in öyküsü) 2. bölüm 3. kısım
Yaşar İçyüz
Yaşar İçyüz( yhanim01@hotmail.com )
271
23 Ekim 2020 - 10:00

Evet değerli gönül dostlarım Naci beyin kurduğu aile dağılıyor, demiş kalmıştık: Kaldığımız yerden devam ediyoruz Narin kızımızın acı öyküsüne.

***

Naci Bey birkaç kez kalp krizi geçirmişti. Hacer hanım yoğun üzüntülerden ötürü şeker hastalığına yakalanmıştı.  Ancak torunlarına gece gündüz hizmet veriyorlardı. Çocuklar annelerini soruyordu. Çünkü Narin bir hafta boyunca çocuklarını ne arıyor ne soruyordu. Ancak çocuklar özlüyordu. Ninelerine soruyorlardı annelerini. Hacer hanıma Yanıt veremeyeceği sorular soruyorlardı. Hacer hanımın üzerine dağlar çöküyordu. Yunus bey ve ailesinden başka dost kapısı kalmamıştı. Utanıyorlardı, çok utanıyorlardı. Naci Bey sık sık’’ hacer hanim küme ne ettik da bize bu ayıp layık oldi? keşkül uşak yapmasaydık da’’ diye isyan ederken, zavallı Hacer hanımın ağlamadığı bir an olmuyordu. Büyük umutlarla geldikleri Hollanda’da dağılmışlardı.

Narin’in hayatında değişmeyen sadece Tuğba idi. Tuğba 2 yaşındaki kızını kaybetmişti. Hollandalı adam Tuğba’nın artık çığırından çıktığını anlayınca oğlunu da alarak Tuğba’dan ayrılmıştı. Tuğba-Narin ikilisi tamamen can dostu olmuşlardı.  Tuğba onu kötü sona doğru sürüklüyordu. Çok samimi olmuşlardı. Aralarından su sızmıyordu. Tuğba’nın sevgilisi evliydi. Uyutucu mafyasındaydı. Narin’in sevgilisi de evliydi. Ama artık evli olması problem değildi. Narinin sevgilisi Hasan Tuğba’nın sevgilisinin şoförü, ayakçısı, uyuşturucu teslimatı yapan yandaşı idi. Yani karanlık dünyanın, karanlık insanları idi bu adamlar. Narin’le Bodrum, Antalya tatillerine gitmişlerdi. Narin bu adama çok güveniyordu.

Narin’in gözü Hasan’dan başka bir şey görmüyordu. Ancak Hasan eve döndüğünde zaman zaman uyuşturucunun etkisi ile dövüyor sövüyordu. Bazen de nikâhlı eşine gidiyordu, ’’İki çocuğum var, onları özlüyorum.” diyordu. Narin çaresizdi. Biliyordu ki artık dönecek bir ailesi yoktu. Katlanıyordu. Kavga sonrası, Hasan’ın bir iki tatlı sözüne kanıyordu.  Anacığı çocuklarını Naci beyden gizli, Yunus beyin evine getiriyordu. Utana, sıkıla birkaç saat görüyordu. Çocuklar 4/5 yaşında olmuşlardı. Anneyi biliyorlardı. Peşinden feryat ile ağlarken, Hacer hanım içi yana, yana beddualar ediyordu.

Narin artık Rahnem kentine taşınmıştı. 5 yıl yıl olmuştu bu maceralı hayatın içine gireli.  Çünkü artık babasının bulunduğu yerde olamazdı. Naci Bey büyük oğlu ve Narin’i artık tamamen silmişti. Bir gece yarısı yengesi aradı ve Narin’e, büyük oğlu Uğur’un hastahanede ve komada olduğunu söyledi, Narin paramparça olmuştu. Arabasına atladı. Yol bitmiyordu. Gözlerinden akan yaşlardan yolu göremiyordu arabada çığlıklar atıyordu isyan içinde idi, “oğlum” diyerek çığlıklar atıyordu. Hastahaneye çılgınlar gibi girerken odanın önünde babası Naci bey, anacığı ve yengesi ile karşılaşır. Narin durakladı bir an kalbi titriyordu, gözyaşlarını tutamıyordu. Dudakları titreyerek annesine yaklaştı.

Yalvaran bakışlarına, zavallı annesi sitemli bakışlarla cevap veriyordu. İlk yardım kapısına baktı annesi. Hadi git der gibi. Narin usulca kapıyı açtı. Ömrünün en zor anını, en zor acısını yaşıyordu. Elinle saçını okşadı yavrusunun. Yanağını yavaşça öperken, ’’beni affet oğlum’’ derken hıçkırıkları boğazında düğüm düğüm oluyordu. Pişmandı Narin. Tüm hataları gözlerinden film şeridi gibi geçiyordu. Sabaha kadar oğlunun başında uyumadan oturdu. Sabah doktorun içeri girmesi ile irkildi. Ağlamaktan gözleri şişmiş bir halde kısık bir sesle,’’ Şimdi ne olacak?’’ diye sordu. Doktor, “oğlunuz kuşpalazı geçiriyor. Hayati tehlikeyi atlattı, korkmayın. Onun yanında olmanız çok daha etkili bir tedavi’’ diyerek omuzuna dokundu. Narin sevincinden ağlıyordu. Sarıldı yavruna ’’çok şükür kuzum çok şükür.’’ diyerek öptü kokladı yavrusunu.

Bir müddet hastahanede kaldıktan sonra, babasının evinde çoluk çocuk kalırlar. İki oğlu ile bol bol çarşı pazar geziyor, parka sinemaya gidiyordu Narin. Annesi babası yine umutlanmışlardı. Zaman böyle akıp giderken, böylece yaz geldi. Sokaklar cıvıl cıvıldı. Hollanda az rastlanan yaz mevsimlerinden birini yaşıyordu. Hasan’la arada bir kısa görüşüyordu. Rahnem’deki evini unutmuş gibiydi. Mutluydu Narin. Aile ile yaşamayı, evlatlarını çok özlemişti. Annesi babası hep birlikte tatile gitmeyi düşünüyorlardı. Narin yaylayı özlemişti. Aile karar verir. Annesi Hacer Hanım, ’’haçan biz gidelim ben otaluğu toplarım uşaklarım, rahat efsun sizde arkadan gelursunuz.’’ diyerek kararı netleştirirler. Narin artık kendini evlatları ile meşgul ediyor, onlarla yatıyor onlarla kalkıyordu.

Hacer hanım büyük oğlunun evi terk etmesi, küçük oğlunun paralı askere gitmesi ile yalnızlığını Narin ve torunları ile paylaşıyordu. Ancak yüreğindeki korku devam ediyordu. Çünkü Naci beyin artık son derece toplumda mahcubiyeti, utancı yıpratmış son geçirdiği kalp krizinden sonra, ’’Hacer hanem artık Türkiye’ye döneceğim, çok utanıyorum.” demişti. Nereden bilebilirdi kaderin durmadan ağlarını örebileceğini.

Temmuzun sonlarına doğru bir sabah kahvaltılar edilmiş, Naci Bey köşesinde kahvesini içiyordu. Narin çocuklara yaptığı alış verişi, valizlere koymakla meşguldü. Hacer hanımda bir yandan hazırlanıyordu. Narin’in telefonu çalar. Arayan Hasan’dı. Hasan, ’’Narin konuşmamız lazım, ben boşandım evlenme zamanımızdır artık. Hem sana büyük sürprizim var.” dedi. Narin çok sevinmişti. Telefonu kaptı hemen yukarı yatak odasına çıktı heyecanla telefona, ’”uy yy Hasanım buna çok sevindim, hem ula seni çok,  özledim da. Ama annem babam cuma günü Türkiye’ye gideyur. Bugün görüşemeyiz.’’ Der

Hasan’’ o zaman beni cumartesi sabah ararsın’’ der. Narin, “tamam ararım. Yengeme çocukları bir saat bırakırım’’ diyerek vedalaşırlar. Cuma sabahı Naci Bey ve Hacer hanımı Narin arabası ile Duesseldorf havaalanına götürürken Hacer Hanım, ’’Amman kozum dikkat edeysun uşaklara. Siz gelene dek ben her şey hazire edeceğim’’ diyerek benzeri bir sürü anne tembihlerini eder. Havaalanında Naci Bey Narin’e sarılırken hiçbir şey demez sadece, ’’hoşça kal kara üzümüm’’ diyerek saçını okşar. Böylece uçağa binerler. Narin eve gelince yengesini allem eder kullem eder çocuklara bakması için ikna eder. Yengesi abisinden ayrılmasına rağmen, aileden hiç ayrılmamıştı. Evi ayrı olan gelinleri, gün boyunca aile ile birlikteydi.

Narin süslenir püslenir, arabasına atlayarak iki aydır gitmediği evine gider. Hasan evdedir. Hasan kapıyı açar. Hasret giderdikten sonra Hasan, ’’artık hürüm, ayrıldım. Sana sürprizim olsun dedim. “Birlikte Amerika’ya gider, dönüşte kâğıtlarımız gelir gelmez evleniriz. Sonra da Türkiye’ye gideriz, annenin babanın elini öperim.” Der.

Narin hem mutlu hem mutsuzdu. Sorar Hasan’a,’’ne kadar kalırız hasanım.”  Hasan’’15 gün sürer Narin’im, ben biletleri aldım bile’ ’diyerek Narin’e sarılırken, ’’biz balayımızı önce yaparız yoksa gelmeyecekmisin?” Der

Narin şaşkındı. Böyle bir şey aklına hiç gelmemişti. Narin, ’’tövbe yengem 15 gün bakmaz çocuklara.’’ der. Hasan, ’’üzülme!’’ der ve devam eder, ’’Ben hallederim. Veririz yengene 1000 Euro, ohoooo. Bir ay bakar. Benim patrona para laf mı Narin’im?’’ diyerek problemi çözer. Yengesi ah vah dese de kabul eder. Narin, “Amman yengecim kimselere deme. Babamlara da söyleme.’’ der. Böylece plan tamamdır. Narin’in Amerika sevdası dünyasını bir anda tozpembe yapar.

***

Değerli gönül dostlarım,

Bakalım Narin’in yeni hayelleri hayatında neleri de beraberinde getirecektir. Biliyorum beni takip ettiğinizi. Çok olumlu tepkiler de alıyorum. Bir sefer de yazmamı, heyecana dayanamadıklarını  söyleyenler oluyor. Ancak bunlar yaşanmış öykü ve takdir edersiniz ki, o konuda karar merci sayın editörümüz. Ben de sizin gibi çok heyacanlanıyorum yazarken. Hele de bunlar yaşanmış öykü olunca insan daha da merak ediyor. Bir iki haftaya yeniden beraberiz.

Şimdilik kalın muhabbetle,

SON EKLENEN FİRMALAR

Ufuk Gazetesi Hollanda'nin en uzun soluklu Türkçe gazetesi Türkiye haberleri - nieuws van Turkije, Hollanda haberleri - nieuws van Nederland