
Haber: Murat Yakar
İsviçre’nin minareleri referandumla yasaklaması Avrupa’yı şaşkına çevirdi. Yasak Avrupa’da göçmenlere, İslam’a ve Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliğine karşı sürdürülen politikaların sorgulanmasına yol açtı. Bir arada yaşama ve dinsel hoşgörüye indirilen bu son darbe Avrupa’nın yüzünü kızartırken; Vatikan kararın din özgürlüğüne darbe olduğunu belirttti, siyasiler ise, “Avrupa’nın temsil ettiği değerler için utanç verici” dedi.
BU MU AVRUPA?
Tarafsızlığıyla ünlü 7,5 milyonluk İsviçre, ‘din özgürlüğüne müdahale eden ülke’ damgası yedi. İslam aleminin tepkisine Vatikan’da destek verdi. Kararın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) götürüleceğine kesin gözüyle bakılırken, Müslümanlar, “Önyargılı ve İslam karşıtı” buldukları kararı kınadılar. İsviçre’de yasak nedeni ile ekonomik ve siyasi kaygılar her geçen gün artarken, Avrupalı liderler sonucu endişe ile karşılayarak kınadılar. Kararı ilk kınayan Fransa Dışişleri Bakanı, “hoşgörüsüzlük ifadesi, karar geri alınmalı” derken, başta Avrupa Dönem Başkanı İsveç olmak üzere, Avrupa’da gelen sert eleştiriler İsviçre’yi karıştırdı ve Adalet Bakanı, “Yasak AİHM’den dönebilir” dedi. İsviçre Yeşiller Partisi ise, minare yapımını yasaklayan referandumun evrensel değerlere ve İsviçre Anayasası’na aykırı olduğu gerekçesiyle AİHM’ne başvurmaya hazırlanıyor.
KİLİSELERİN ÇANLARI ÇALMASIN DENEBİLİR Mİ?
Yasağa Türkiye Katolik Cemaati Ruhani Sözcüsü Georges Marovitch’de tepki göstererek, “Din ve vicdan hürriyeti açısından kabul edilemez, minaresiz cami olmaz. Türkiye’de kiliselerde çanlar çalıyor ve kimse rahatsız olduğunu söylemiyor. Çünkü burada, hoşgörü var” dedi.
MÜSLÜMANLARA KARŞI NEFRETİ KÖRÜKLER:
Bu olayla, Avrupa’da bir kez daha gündeme gelen “İslamofobi” tartışmaları yeniden alevlendi. Avrupa kentlerinde camilere yönelik saldırıların artması ve Müslümanlara karşı duyulan nefretin körüklenmesi, bu topraklarda yaşayan Müslümanların durumlarını daha da zorlaştırıyor.
BİLGİSAYARLARDA ÇİRKİN OYUN:
İsviçre’de; aşırı sağcılar, minare kampanyaları sırasında bilgisayarda ‘minare vurma’ oyunu da geliştirdi. Oyunda, yükselen minareleri vurarak müezzinlerin ezan okumalarını engellemeleri gerekiyor. Minareler yükselip ezan duyulduğunda ise kişi, oyunu kaybetmiş sayılıyor.
İsviçre’deki Referandumun kesin sonuçlarına göre, konfederasyonu oluşturan 26 kantondan sadece dördü bu yasağa karşı çıkmıştı.
İsviçre hükümeti ve parlamentosu ise İsviçre anayasasına, dini özgürlüklere ve ülkenin hoşgörü geleneğine aykırı olduğunu bildirdiği girişimi reddettiğini bildirmiş, BM insan hakları izleme organı da kaygılarını dile getirmişti.
İsviçre'de sağ kanattaki İsviçre Halk Partisi ile Federal Demokratik Birlikten bir grup politikacı, referandum yapılması için yeterli imzayı toplamıştı. Nüfusu 7 milyonu geçen İsviçre'de 300 binden fazla Müslüman yaşıyor. Müslümanların çoğunu Bosna, Kosova ve Türkiye'den gelenler oluşturuyor.
IRKÇILAR SIRAYA GİRDİ:
HOLLANDA:
Referandumla 'minareye hayır' diyen İsviçre, bazı Avrupa ülkelerini de hareketlendirdi. İsviçre'den sonra Hollanda'da İslam ve yabancı karşıtı tutumuyla tanınan Özgürlük Partisi lideri Geert Wilders’de, minarelerin yasaklanması için referandum yapılması çağrısında bulundu.
Wilders, Özgürlük Partisi'nin internet sitesinde yayımlanan açıklamasında, "İsviçre'de yapılan burada da yapılabilir. Hükümeti böyle bir referandumun Hollanda'da da yapılmasına çağıracağız" ifadesini kullandı. İsviçre'deki referandumun sonucundan memnuniyet duyduğunu belirten Wilders, sonucu "müthiş" olarak nitelendirdirirken, Hükümet partileri Sosyal Demokratlar ve Hıristiyan Demokratlar ise Wilders'in referandum önerisini hemen reddetti. İslam karşıtı aşırı sağcı siyasetçi Wilders'ın benzer referandumun Hollanda'da da yapılmasını önermesinden sonra, konuyu meclis gündemine taşıyan Reformcu Devlet Partisi'nin (SGP) sunduğu önerge reddedildi. Büyük ölçekli minareler ile cami yapımının sınırlandırılmasını isteyen önergeye, sadece SGP'nin iki milletvekiliyle Wilders'ın partisi ve eski Uyum Bakanı Rita Verdonk'tan oluşan küçük bir azınlık destek verdi. Wilders'in partisi son yıllarda İslam düşmanı ifadeleriyle kamuoyundan çok büyük tepkiler aldı. Parti, ülkede yeni camilerin yapılmasını da durdurmak istiyor. Özgürlük Partisi, 150 sandalyeli Hollanda Parlamentosunda 9 sandalyeye sahip.
AVUSTURYA:
Öte yandan aşırı sağ Avusturyalı Özgürlükler Partisi lideri Heinz Strache’de karar sonrası memnuniyet içeren açıklamalar yaptı. Kararın, kendi ülkelerinde de uygulanabileceğini ifade eden politikacı, kendilerini güçlenmiş hissettiklerini ifade etti.
İTALYA:
İtalya'da ise ırkçı partiler daha da ileri giderek İtalyan bayrağına haç işareti için refarandum istedi. İtalya'da Kuzey Ligi Partisi'nin gazetesi Padania İsviçre'deki yasaklamanın İtalya'da da uygulanması için çağrıda bulundu; eski Adalet Bakanı Castelli, İtalyan bayrağına haç işareti konulmasını talep etti.
DANİMARKA:
Danimarka Halk Partisi'nin lideri Pia Kjaersgaard’de dün İsviçre'nin kararını destekledi ve "İnsanların istedikleri konuda karar verme yeteneklerinin olduğu bir ülkede yaşamak çok güzel" dedi.
FRANSA:
Fransa'da aşırı sağcı parti ülkedeki camilerde minare yapımına karşı olduğunu açıkladı. Ulusal Cephe Partisi Başkan Yardımcısı Marine Le Pen, "Kamusal alanda minarelerin görsel olarak uygun gözünmediğini" ileri sürerek, "Fransa'da cemaatçi görsel simgelerin yaygınlaşmasına karşı olduğunu" ifade etti. Le Pen, "Fransa'da İslam dininin kamusal alanda değil, özel alanda yaşanmasını istediklerini" söyledi.
İsviçre'de geçen hafta düzenlenen referanduma atıfta bulunan Le Pen, "Eğer bu referandum Avrupa'da genel olarak yapılsaydı yine aynı sonuç çıkardı" diye konuştu. Le Pen, konuya ilişkin hükümetin tavrını eleştirdi ve açık bir tavır sergilemediği gerekçesiyle hükümeti "korkaklık" ve "zayıflıkla" suçladı. Fransa'da geçen hafta düzenlenen bir kamuoyu araştırması, halkın yüzde 46'sının ülkedeki camilerde minare yapımına karşı olduğunu ortaya koymuştu.
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’de minare yasağını ırkçı liderler gibi alkışladı. İsviçrelilerin endişesini anladığını savunan Sarkozy, 'İsviçreliler minare, Fransızlar da çarşaf görmek istemiyor' dedi. Sarkozy, İsviçre’nin aldığı kararın kendi milli kimliklerinin bir göstergesi olduğunu, Fransızlar’ın da sokaklarda çarşaflı kadınlar görmek istemediğini söyledi.
Sarkozy’ye ilk tepki kendi ülkesinden geldi. Sosyalist milletvekilleri açıklamaları “çok tehlikeli” olarak niteledi. Sosyalistlerin lideri Jean-Marc Ayrault da “büyük sorumsuzluk” dedi.
İSVİÇRE:
Minare referandumuna sebep olan imza kampanyasını başlatan İsviçre Hristiyan Halk Partisi Başkanı Christophe Darbellay, dün yine krizi körüklemeyi sürdürdü. Yerel bir televizyona konuşan Darbellay, ülkedeki Yahudi ve Müslüman mezarlıklarının yasaklanması konusunu referanduma götürüceklerini söyledi. Irkçı lider ayrıca kamuda çalışan Müslüman kadınların başörtüsü takmasının yasaklanmasını ve Müslüman mezarlarının da yasağa dahil edilmesini istediklerini belirtti. Irkçı liderin bu sayede sağcı seçmeni kazanmayı planladığı belirtiliyor.
ALMANYA:
Almanya'da radikal sağcı Cumhuriyetçi Parti (REP), 2030 yılında Berlin'i resmeden bir afiş hazırlayarak Müslümanları ve Türkleri tehdit olarak gösterdi. Federal Meclis binasını camiye benzeten ırkçı parti REP, meclis girişinde yazan "Alman Halkına" (Dem Deutschen Volke) yazısını ise, "Dem Islamischen Volke" (İslam Halkına) şeklinde değiştirdi.
MÜSLÜMANLARDAN ÖZÜR DİLEMEYECEKLER:
Refarandumla minareyi yasaklayan ve sadece Müslümanlar'ın değil, Hristiyan dünyasının da tepkisini çeken İsviçre'de Konfederasyon Başkanı Hans-Rudolf Merz, ülkesinin özür dilemeyeceğini söyledi. İsviçre'nin, Tribune de Geneve gazetesine yaptığı açıklamada, İsviçre Konfederasyonu Başkanı Hans-Rudolf Merz minare yasağı ile sonuçlanan referandum için İsviçre'nin özür dilemeyeceğini, ancak, Müslüman kesimle diyaloga gireceklerini belirtti.
TEPKİLER ÇIĞ GİBİ
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül
Resmi ziyaret için Ürdün'e hareketinden önce konuşan Cumhurbaşkanı Gül, İsviçre'de yapılan ''minare referandumu''nun temel hak ve özgürlüklere aykırı olduğunu belirtti. Gül, konunun ciddiyetle takip edilmesi gerektiğini ifade ederek, ''Batı dünyasında, İslamofobia dediğimiz İslam düşmanlığının nasıl geliştiğini göstermesi açısından dikkat çekici bir unsurdur. İsviçreliler için ayıp olmuştur'' dedi.
Başbakan R.T. Erdoğan
Başbakan Erdoğan, kararın ilkel, çağ dışı ve batılı bir anlayışın tezahürü olduğuna işaret ederek, "Bu yanlıştan bir an önce dönülmeli." dedi.
Başbakan Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmasında, İsviçre'de cami minarelerinin referandumla yasaklandığına işaret ederek, şunları ifade etti: "İsviçre'de hafta sonunda yapılan referandumla, maalesef, mabetlerimizdeki Müslümanlara ait minarelerin yapımına yasak getiren bir referandum oldu. Bu durum Avrupa'da yükselen ırkçı ve aşırı milliyetçi dalgaların tezahür etmesi bakımından oldukça manidardır. Daha önce anti semitizmin bir insanlık suçu olduğunu söyledik. Antisemitizm ne kadar insanlık suçuysa İslamofobia da o denli insanlık suçudur. Varşova'da bununla ilgili karar çıktı. O günden bugüne ne yazık ki sağlıklı bir gelişmenin Müslümanlar açısından olmadığını, bir zaman İslami terör ifadelerini kullandılar. Onlar yeni yeni gündemden düşmeye başladı. Şimdi de böyle bir dalga esmeye başladı. İnanç özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, bu tür özgürlükler insanın doğuşla birlikte en doğal haklarıdır. Bunlar sonradan verilmez. Bunlar doğuşla birlikte inanın var olan haklarıdır. Dünyadaki bu yeni gelişme maalesef, sizin niçin şu ırktan doğduğunuzu veya şu inançla doğduğunuzu sorgulayacak çağdışı, ilkel bir anlayışın tezahürüdür ve batılı bir anlayışın tezahürüdür. Temenni ediyorum ki başta AB ülkeleri, AİHM, ilgili merciler bu konuda duyarlılıklarını ortaya koyan ülkeler var. Hep birlikte duyarlılıklarını ortaya koysunlar ve dünyayı başta Avrupa olmak üzere böyle bir gerilime sevk etmesinler. Medeniyetler İttifakı'nın Eş Başkanı sıfatıyla, bu yanlıştan bir an önce dönülmesinin gereğini hatırlatmak bizim görevimizdir."
"Bu şövenist yaklaşımların ortadan kalkması lazım" diyen Erdoğan, "Dünya bu çağda bunu yaşayamaz, görmekte istemez. İsviçre Adalet Bakanı, gelen uluslararası tepkiler üzerine, 'yasaklamanın Müslümanları değil, kökten İslamcılığı, köktenciliği' hedeflediğini söylüyor. Caminin minaresinin köktencilikle ne alakası var? O da şecaat arz ederken sirkatini söylemiş. Bu yasak, bu ifadeyi kurmak birbiriyle mütenasip iki yanlıştır. Tehlikelidir, kabul edilemez bir değerlendirmedir. İsviçre gibi güya demokrasinin beşiği sayılan, özgürlüklerin rahatça yaşanabildiği bir ülkede, böyle referandum sadece İslam dünyasının değil, medeniyetler çatışması konusunda endişesi olan kesimi de rahatsız etmiştir. Bu tür konular referanduma götürülemez. Yanlış buradadır. Ülkemizde de zaman zaman bunu konuşanlar oluyor. Bu tür konular referanduma götürülmez. Bunlar doğuştan alınan haklardır. Ben cami, havra, sinagogun yüzyıllardır aynı cadde üzerinde var olmuş bir medeniyeti temsil eden bir ülkenin başbakanı ve Medeniyetler İttifakı'nın Eş Başkanı olarak bunu ifade ediyorum. Biz, bu tür mabetleri devletin kasasından restore ederken, bunların bu adımları atmasının anlaşılması mümkün değil." diye konuştu.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli
İsviçre'deki ''minare yasağı referandumuna'' ilişkin bir açıklama yapan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Bu gelişme, İslam karşıtlığının hangi tehlikeli boyutlara ulaştığını göstermiş ve batılı değerlerin Hristiyanlık'la sınırlı olduğunu ve diğer dinleri dışladığını ortaya koymuştur." dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İsviçre'deki minare yasağına ilişkin, “ülkede yaşayan Müslüman toplumun ibadethaneleri konusunu referanduma götürmesi ve bunun minare yasağı ile sonuçlanması, Avrupa'nın insan hakları ve din vicdan özgürlüğü alanındaki siciline kara bir leke olarak geçmiştir. Türkiye'ye her vesileyle insan hakları dersi vermeye yeltenen, 1915 olaylarını 'soykırım' olarak gören, Ermeni yalanlarına sahip çıkarak şerefli tarihimizi karalamaya yeltenen İsviçre, din ve kültür farklılıklarını bir kırılma ve çatışma hattına dönüştüren bu yaklaşımıyla temsilcisi olduğunu iddia ettiği evrensel değerlerden nasibini almadığını acı bir şekilde sergilemiştir. İsviçre hükümetinin bu ayıbı tevil ve izah çabaları beyhudedir. Bu gelişmeyi şiddetle kınıyoruz.'' dedi.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı
İsviçre'de yapılan referandum sonrası minare yapımlarının durdurulması kararı bütün dünyada yankı bulmaya devam ediyor. Dışişleri Bakanlığı da yasağın özgürlüklere aykırı olduğunu ve talihsiz bir gelişme olduğunu açıkladı.
Dışişleri Bakanlığı, İsviçre'de 29 Kasımda yapılan referandumda, ülkede minare yapımının yasaklanması girişiminin onaylanmasının "hayal kırıklığı" yarattığı, bu çerçevede İsviçre'nin, gelenekleriyle bağdaşmayan bu durumu düzeltici adımlar atmasının, Türkiye'nin yanı sıra uluslararası kamuoyunca da beklendiği belirtildi.
Birleşmiş Milletler: Minare yasağı ayrımcılıktır
BM İnsan Hakları Yüksek Temsilcisi Navi Pillay, İsviçre'de yeni minarelerin yapılması yasağının ayrımcılık olduğunu belirtti. Yasağın, İsviçre'nin insan haklarıyla ilgili yükümlülükleri konusunda uluslararası hukukla çelişebileceğini söyleyen Pillay, konuyu referanduma götüren "Yabancı düşmanlığını kışkırtan kampanyaları" ve bunun ‘derinden bölücü’ neticesini kınadığını kaydetti.
BM Din ve İnanç Özgürlüğü Raportörü Esma Cihangir ise, İsviçre'de dün düzenlenen referandumla yeni minare yapımının yasaklanmasından endişe duyduğunu belirterek, bunun "İsviçre'deki Müslüman topluluğuna yönelik ayrımcılık olduğunu" ifade etti
Vatikan endişeli
İsviçre'de yeni minare yapımına yasak getirilip getirilmemesine ilişkin referandumda seçmenlerin yüzde 57,5'inin yasağa destek vermesi, İtalya ve Vatikan'da da kaygı yarattı.
İtalya Dışişleri Bakanı Franco Frattini, Roma'da yaptığı açıklamada, Avrupa Birliğinin "tüm dinlere özgürlük" ilkesini benimsediğini anımsatarak, İsviçre'deki referandum sonucunu endişeyle karşıladıklarını belirtti. Frattini, "İtalya, okullarda çarmıha gerilmiş İsa figürünün asılabilmesinden yana olan bir ülkedir. Bu görüşün savunucusu bir ülke olarak, bir başka dine yönelik güvensizlik ve yasakçılık göstergelerini kaygıyla karşılıyoruz" dedi. İtalya ve Vatikan'daki yetkililer, İsviçre'de referandumla getirilen yasağın, Avrupa'daki başka ülkelere de sıçramasından, bu tür gelişmelerin İslam ülkelerindeki Hristiyan azınlıkların dini hak ve özgürlüklerinde de benzer kısıtlamalara yol açmasından endişe ediyor.
Helsinki komisyonu da İsviçre'ye tepkili
ABD Kongresindeki Helsinki Komisyonu, İsviçre'de düzenlenen referandumla yeni minare yapımının yasaklanmasının endişe verici olduğunu belirtti.
Konuyla ilgili açıklama yayımlayan komisyonun eşbaşkanları Demokrat Parti Maryland Senatörü Benjamin Cardin ve Demokrat Parti Florida milletvekili Alcee Hastings, referandum sonucunun İsviçre mahkemelerince bozulmasına yönelik beklentilerini dile getirdi. Cardin, minarelerin yasaklanması yönündeki referandum sonucunun, İsviçrelilerin belirli bir grubun ibadetine sınırlama getirilmesini uygun gördüğü gerçeğini de içeren bir dizi nedenden dolayı endişe verici olduğunu ifade etti. Benjamin Cardin, "İsviçre hükümetinin, İsviçrelilerin hoşgörüsüz insanlar olmadığını göstermek için süratle çalışacaklarına güveniyorum" dedi.
Müslümanlar istesin İsviçre’yi bitirir
AP'deki Yeşiller grubunun lideri Daniel Cohn-Bendit, İsviçre'de minare yapımının referandumla yasaklanmasına karşılık olarak, "Müslüman ülkelerdeki zenginlerin, bu ülkenin bankalarından paralarını çekmesini" önerdi.
Cohn-Bendit, İsviçre'nin Le Temps gazetesinde yayımlanacağı bildirilen demecinde, "En iyi karşılık, Müslüman ülkelerin en zenginlerinin paralarını İsviçre bankalarından çekmesi olur. İsviçre'nin kasalarını boşaltsınlar. İşte gereken budur. Bu referandumun ekonomik sonuçları olursa, o zaman İsviçreliler anlar" ifadesini kullandı. İsviçrelilerin kararlarını iptal etmek için yeniden oylama yapmasını isteyen Cohn-Bendit, demecinde şöyle devam etti: "İsviçre'nin sorunu, zengin egoizmidir. İsviçre bu tavrını bize alıştırdı. 2. Dünya Savaşı'nı düşünüyorum. İsviçre için sınırlarına dayananları ve sığınma isteyenleri kurban etmek hiç sorun olmamıştı. "Cohn-Bendit, İsviçre'de minarelerin yasaklanması kararına karşı olan siyasi kesimin, "bu lekenin temizlenmesi için" yeni bir referandum düzenlenmesi amacıyla hemen harekete geçmesi gerektiğini belirtti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmanın da iyi bir fikir olduğunu, ancak bunun zaman alacağını kaydeden Daniel Cohn-Bendit, AB'nin İsviçre ile ikili ilişkilere hiçbir şey olmamış gibi devam edemeyeceğini de söyledi.
İKT Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu
İKT Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, yapılan referandumda yüzde 57,5'inin yasağa destek vermesini 'talihsiz bir gelişme' olarak değrlendirdi. İhsanoğlu, yaptığı açıklamada, bu gelişmenin İsviçre'nin imajını zedeleyeceğini belirterek, minare yasaklamanın din özgürlüğü ve insan haklarına aykırı olduğunu kaydetti. BM İnsan Hakları Komitesi’ni de bu konuda görüş bildirmeye çağıran İhsanoğlu, bu gelişmenin, İslam dünyasının radikal gruplara karşı mücadele ettiği bir döneme rastlaması açısından son derece üzücü olduğunu vurguladı.
Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner
Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner, İsviçre'deki minare yasağına destek verilmesini hoşgörüsüzlük olarak tanımladı. Kouchner yaptığı açıklamada, "bu karardan ötürü biraz kızgın olduğunu, çünkü minare yapılamamasının bir dine baskı yapma anlamına geldiğini" söyledi. İsviçrelilerin en kısa zamanda bu karardan geri döneceğini ümit ettiğini belirten bakan, "bunun bir hoşgörüsüzlük ifadesi olduğunu ve kendisinin de hoşgörüsüzlükten nefret ettiğini" kaydetti.
Diyanet'ten "minare" kararına tepki
Diyanet İşleri Başkanlığı, İsviçre'deki “minare” referandumuyla ilgili olarak, “temel insan haklarının iptali veya ihlalinin referandum konusu yapılamayacağı gibi herhangi bir ulus, devlet yahut organ tarafından kısıtlanması veya bu anlama gelebilecek şekilde sınırlandırılmasının da kabul edilemeyeceğini” bildirdi.
Diyanet İşleri Başkanlığından yapılan yazılı açıklamada, din ve vicdan özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve bunların ayrılmaz parçası olan diğer özgürlüklerin temel insan hakları olduğu belirtildi. Açıklamada, din özgürlüğü konusunun, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 18. maddesinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 9. maddesinde ve bu sözleşmenin “Ayrımcılık Yasağı” başlıklı 14. maddesinde çok açık bir şekilde ifade edildiği anımsatılarak, “İnsan hakları ve inanç özgürlüğü konusunda önceki metinlere göre daha üst hedefleri gerçekleştirmeyi amaçlayan Lizbon Anlaşması'nın imzalanışı ile söz konusu referandumun yakın zaman dilimlerinde yapılmış olması ise büyük bir talihsizlik olmuştur” denildi.
Almanya’da yasağın yankıları sürüyor
Almanya'da İsviçre'deki minare yasağının yankıları sürüyor. Kuzey-Ren Vestfalya eyaletinin Uyum Bakanı Armin Laschet, yaptığı yazılı açıklamada, Almanya her 4 kişiden birinin göçmen kökenli olmasından dolayı din ve kültür ile uyum arasındaki bağlantının iyi bir şekilde anlaşılması gerektiğini belirterek, ''Bizim göç toplumunda dinlerin ve kültürlerin çeşitliliği çok, bundan dolayı dinler ve kültürler arası diyalog çok önemli'' dedi. Din özgürlüğü ve temel hakların İsviçre'de olduğu gibi halk oylamasına götürülemeyeceğini ifade eden Laschet, ''Almanya'nın bazı bölgelerinde kilise üyeleri azınlıkta. Burada pazar günü çan çalınmasıyla bir oylama yapılsa sonucu nasıl olur?'' ifadelerine yer verdi.
Yeşiller Partisi Eş Başkanı Claudia Roth da referandumu sert bir dille eleştirerek, ''Bu oylamayla din özgürlüğü ayaklar altında alınıyor'' dedi. Almanya'da da İslam ile ilgili korkuların ve İslam'a karşı düşmanlığın bulunduğunu ifade eden Roth, Federal Aile Bakanı Kristina Köhler'e, "İslam fobisine" karşı çaba sarf etmesi çağrısında bulundu.
Yeşiller Partisi Federal Meclis Üyesi Jerzy Montag da İsviçre'de ortaya çıkan sonuca kızdığını, aynı zamanda üzüldüğünü, "Alman anlayışına göre bunun din özgürlüğüne müdahale anlamına geldiğini" belirtti.
Alman Katolikleri Merkez Komitesi Başkanı Alois Glück de Deutschlandfunk radyosuna yaptığı açıklamada, İsviçre'de insanların bir arada yaşamasına zarar veren bir havanın oluşturulduğunu belirtti. Büyük camilerin yapıldığı yerlerde bazen sorunlar yaşandığını ifade eden Glück, ''Almanya'da camilerin inşası din özgürlüğünün bir ifadesi. Almanya'da yaşayan Müslümanların büyük bölümünü bizim değerlerimizi paylaşıyor'' şeklinde konuştu.
Almanya Müslümanlar Merkez Konseyi Başkanı Ayyüb Axel Köhler, sonuçtan dolayı Avrupa'da İslam düşmanlığının büyümesine karşı uyarıda bulundu, bu oylamanın minarelerle ilgisi olmadığını, gizli İslam düşmanlığıyla ilgisi bulunduğunu belirtti.
''Almanya Kültürlerarası Konseyi'' Başkanı Jürgen Micksch de İsviçre'dekli oyalamayı felaket olarak nitelendirdi ve Müslümanlara karşı bir ırkçılık olarak değerlendirdi.
BM İnsan Hakları Yüksek Temsilcisi Pillay: "Ayrımcılık"
BM İnsan Hakları Yüksek Temsilcisi Navi Pillay, İsviçre'de yeni minarelerin yapılması yasağının ayrımcılık olduğunu belirtti. Yasağın, İsviçre'nin insan haklarıyla ilgili yükümlülükleri konusunda uluslararası hukukla çelişebileceğini söyleyen Pillay, referanduma götüren "Yabancı düşmanlığını kışkırtan kampanyaları" ve bunun "Derinden bölücü" neticesini kınadığını kaydetti.
Avrupa Konseyi: “Din hürriyetine saldırı”
Avrupa Konseyi Irkçılık ve Hoşgörüsüzlükle Mücadele Komisyonu, İsviçre'de minare inşaatının yasaklanmasını "din hürriyetine saldırı" olarak nitelendirdi. Yasak kararının Müslümanlara ayrımcılık yapılması sonucunu doğuracağı uyarısında bulunan Komisyon, minare konusundaki referandumun "insan haklarını ayaklar altına alan bir girişim sonucu" düzenlendiği ve sonucun Müslümanlar hakkındaki peşin hükümleri artırmaktan başka işe yaramayacağı yorumunu yaptı. Komisyon, İsviçreli yetkililerin, "referandumun yol açacağı sonuçları dikkatle izlemelerini ve insan haklarına ve uluslararası hukuka uygun çözüm bulunabilmesi için ellerinden geleni yapmalarını" istedi. Irkçılık ve hoşgörüsüzlükle ilgili sorunları değerlendiren Komisyon, her ülke için ayrı rapor hazırlayıp tavsiyelerde bulunuyor.
İsviçre kendi yasağından endişeli
İsviçre Dışişleri Bakanı Micheline Calmy-Rey, hükümetinin hafta sonundaki referandumda camilere minare yasağına destek çıkmasından büyük kaygı duyduğunu söyledi. Yunanistan'ın başkenti Atina'da yapılan dışişleri bakanları toplantısına katılan Calmy-Rey, farklı kültür ve dinlerin bir arada yaşamasına konulan sınırlamaların aynı zamanda İsviçre'nin güvenliğini de tehlikeye attığını söyledi. Öte yandan ülkede şimdi özellikle Müslüman Arap zenginlerin İsviçre bankalarındaki milyar dolarları bulan hesaplarını boşaltmaları korkusu yaşanıyor..
“Ya paralarını çekerlerse”
Yasağın ardından dünyadan farklı tepkiler gelirken ülke içerisinde de tartışmalar devam ediyor. Karara tepki gösterenlerin başını ekonomistler çekiyor. Müslüman ülkelerden yılda ortalama 250 bin turist ağırlayan ve bunun turizm gelirlerinin yüzde 5'ini oluşturduğu İsviçre'de kararın ekonomik etkilerinden endişe duyuluyor. İsviçre Ekonomi Çatı Kurulusu (Economiesuiesse) Sözcüsü Urs Rellstab yaptığı açıklamada, ülke ihracatının yüzde 7'sinin Müslüman çoğunluğun yaşadığı ülkelere yapıldığını ifade etti. Rellstab, bu ülkelerin genelde gelişmekte olan pazarlar olduğu için bu kriz döneminde ayrı bir önem taşıdığını belirtti.
İsviçreli bakan yasağı böyle savundu
İsviçre Adalet Bakanı Eveline Widmer-Schlumpf, ülkesinde dün düzenlenen referandumla yeni minare yapımının yasaklanmasını, "Müslümanları değil, İslamcı köktenciliği hedeflediği" gerekçesiyle savundu.
Ülkesinin ortak vize alanı Schengen'e dahil olması nedeniyle AB adalet ve içişleri bakanları toplantısına katılan Widmer-Schlumpf, "Bu referandumun Müslümanlara değil, köktencilere karşı olduğunun altını çizmeliyiz. Minare yasağı bir sinyal gönderiyor, fakat Müslümanlara değil" dedi.




