
İngiltere’de Lordlar Kamarası Ekonomik İşler Komitesi, nüfusun hızla yaşlanmasının kamu maliyesi ve yaşam standartları üzerinde uzun vadede sürdürülemez bir baskı yarattığı uyarısında bulundu. Komiteye göre gerekli önlemler alınmazsa bu yük en çok gençlerin ve henüz doğmamış kuşakların omuzlarına binecek.
Uzun süredir ertelenen sosyal bakım krizi
“Yaşlanan bir topluma hazırlık” başlıklı raporda, yetişkin sosyal bakım alanında yıllardır çözülemeyen sorunlar sert ifadelerle ele alındı. Komite, bu alandaki politika eksikliğinin artık bir “skandal” olarak nitelendirilebileceğini belirtti. Sosyal bakım sistemindeki tıkanıklığın, hem kamu harcamalarını artırdığı hem de çalışma hayatını dolaylı biçimde daralttığı vurgulandı.
“En ağır etki gençlere yansıyacak”
Komite Başkanı Lord Wood of Anfield, yaşlanmanın iklim krizi ya da yapay zekâ gibi belirsiz bir tehdit değil, son derece öngörülebilir bir gelişme olduğunu söyledi. Wood’a göre asıl sorun, bu gerçeğin siyaset tarafından yeterince ciddiye alınmaması. Rapordaki temel mesajı özetleyen Wood, “En büyük etki gençlerin ve henüz doğmamış insanların üzerine düşecek” dedi.
Uzayan ömür, eski toplumsal düzen
Raporda, ortalama yaşam süresinin 80’lerin sonu ve 90’lara doğru uzadığına, buna karşın toplumsal düzenin hâlâ eğitim–çalışma–60’lı yaşlarda emeklilik varsayımına dayandığına dikkat çekildi. Komiteye göre bu uyumsuzluk, emeklilik sisteminden sağlık hizmetlerine kadar pek çok alanda baskıyı artırıyor.
Emeklilik yaşı ve göç tek başına çözüm değil
Komite, sıkça dile getirilen üç çözüm önerisine temkinli yaklaştı. Devlet emeklilik yaşını yükseltmek, göçü artırmak ya da doğurganlığı teşvik etmek; tek başına düşen doğum oranlarıyla artan yaşam süresinin birleşik etkisini dengelemeye yetmiyor. Rapora göre daha kapsamlı ve bütüncül bir yaklaşım şart.
Kritik yaş aralığı: 50’lerin sonu ile 60’ların ortası
Kamu maliyesine en güçlü katkının, 50’li yaşların sonundan 60’lı yaşların ortasına kadar olan grupta çalışma hayatında kalmayı teşvik etmekten geleceği belirtildi. İşgücünden erken ayrılanların geri dönüşünü kolaylaştıracak politikaların önemine işaret edildi. Komite, yaşlı çalışanların işten dışlanmasında doğrudan yaş ayrımcılığının belirleyici olmadığına, sorunların daha çok sağlık, bakım ve esneklik eksikliğinden kaynaklandığına dikkat çekti.
Kendine dönük ayrımcılık da engel
Raporda “kendine dönük yaş ayrımcılığı” kavramına da yer verildi. Buna göre bazı çalışanlar, işyerindeki ayrımcılığı olduğundan daha yaygın algılayarak kendi seçeneklerini daraltabiliyor ve erken emekliliği kaçınılmaz görüyor.
Sosyal bakım olmadan işte tutmak zor
Komite, daha fazla insanı çalışma hayatında tutma hedefinin, güçlü bir sosyal bakım sistemi olmadan gerçekleşemeyeceğini vurguladı. Ailelerde çocuk sayısının azalmasıyla birlikte, yaşlılara yönelik gayriresmî bakım desteğinin de zayıfladığına dikkat çekildi. Bu durum, profesyonel bakım çalışanlarına olan ihtiyacı artırırken, ekonominin diğer sektörlerinde çalışabilecek işgücünü de azaltıyor.
Hükûmetten reform mesajı
Hükûmet adına konuşan bir sözcü, yaşlanan nüfusun yarattığı zorlukların farkında olunduğunu söyledi. Açıklamada, yetişkin sosyal bakımında reform hedefiyle ulusal bir bakım hizmetine doğru ilerlenildiği belirtildi. 2028–29 dönemine kadar bu alana 4 milyar sterlinden fazla ek kaynak ayrılacağı ifade edildi.
Sözcü ayrıca, Get Britain Working reformlarıyla istihdamı artırmayı ve iş ile beceri desteğini daha kişiselleştirilmiş hâle getirmeyi amaçladıklarını kaydetti.
YASAL UYARI: Haber, fotoğraf ve videolarımızı link vermeden kullananlar hakkında hukuki süreç başlatılacaktır. ©ufuk.nl UMG (Ufuk Media Grubu)



