BIST 100
12.200,95 0,93%
DOLAR
43,0761 0,08%
EURO
50,1329 -0,24%
GRAM ALTIN
6.251,35 0,91%
FAİZ
37,05 0,27%
GÜMÜŞ GRAM
110,69 4,00%
BITCOIN
90.669,00 0,30%
GBP/TRY
57,7956 -0,27%
EUR/USD
1,1640 -0,17%
BRENT
63,34 2,18%
ÇEYREK ALTIN
10.220,96 0,91%
İstanbul Parçalı Bulutlu
İstanbul hava durumu
5 °

Suriye maskeleri düşürmeye devam ediyor

Reklam
suriye-b
Reklam

Son 15 yılımızın değişmez gündemlerinden Suriye meselesi, her aşamasında birilerinin maskelerini düşürmeye, başkalarına suçlama ve hakaretlerle saldıranların kendi içlerindeki cürufu meydana dökmelerine sebep oluyor.

Kimin hangi konuda gerçekten samimi olup olmadığını anlamanın yeri ve zamanı, o konuda bir sınama ile karşılaşma anıdır. Meydan boşken yiğitlik taslamak kolaydır. Başına iş gelmeyenin sabrı ve sebatı da teoriktir. Fikirleri ile fiiliyatta muhatap olup bir yük çekme anına kadar kimsenin asıl fikir yapısından emin olunamıyor.

Gayet insancıl ve özgürlükçü görünenlerin konu Müslüman halklar olduğunda ne tür bir vahşi canavara dönüştüğünü görmek artık hayatın sıradan gelişmelerinden biri oldu.

Hümanistlik dersleri veren ve etrafa güllerle gülücükler saçan, mezhepçilik gibi bir sapkınlığı sürekli lanetleyenlerin konu Sünniler olunca nasıl da sınır tanımaz mezhepçi katillere evrildiklerini çok ağır bedeller pahasına gördük ve öğrendik.

Gayet ümmetçi ve hatta ırkların telaffuz edilmesinden bile rahatsız olanların söz konusu kendi ırkları ile ilgili bir gelişme olunca nasıl da karınlarının derinlerinden bir faşistin ortaya kusulduğunu görmekten midemiz bulanıyor.

Son günlerde Halep’te yaşananları -özellikle- Kürtlere yönelik bir harekât olarak algılamak SDG’yi Kürtlerin yegâne temsilcisi görmek olur ve tıpkı Türkiye’de yaşanan PKK sorununda Kürtlerin meşru temsilcisi olarak bu eli kanlı ve yüreği İslam düşmanlığı ile örtülü örgütü kabul ederek algılamakla aynı yere varır.

Suriye Kürtlerinin büyük çoğunluğunun İslami bakışları sonucu devrim sürecinde muhaliflerin içinde olmaları ve sonrasında da mevcut idareyle ortak hareket etmeleri göz ardı edilemez. Hatta Halep içindeki son kalıntılara yapılan operasyonlarda da bizzat yer aldıkları gerçeği bize bir şey anlatıyor.

SDG’nin Müslüman Kürtlere yaptığı muamelenin devrik Baas rejiminden bir farkının olmadığı son 15 yılda Suriye’yi içeriden takip eden insaf ve izan sahibi her Kürt tarafından da bilinmekte ve anlatılmaktadır.

Müslüman Kürt kanaat önderlerinin ve sivil toplum yapılarının kontrolü SDG’nin elinde olan yerlere girmelerine izin verilmediğini, bir şekilde girenlerin ise sağ çıkmalarının mümkün olmadığını herkes biliyor. Hatta ezan gibi asla bir kenara bırakılamayacak İslam şiarına karşı düşmanlıkları ve sair zulümleri zaten malumun ortaya konmasından ibaret.

Mevcut Suriye hükümetini “proje” kabul ederek SDG ya da PKK gibi bir yapıyı meşrulaştırmak tam anlamıyla kendini 50 yıllık bir projeye inandırmak olur. Zira bu topraklarda kan ve gözyaşı ile fitne ve fesadın sebebi olan PKK ve diğer harflerle üretilen türevlerinin asıl proje olduğu ve sahiplerinin ellerinde patlamak üzere oldukları günleri yaşıyoruz.

Ne Türkiye’de ne de Suriye’de PKK/SDG Kürtlerin meşru temsilcisi değildir ve hiçbir zaman da olamaz. Bunun en önemli nedeni bu yapının Kürtlerin dinine savaş açan ve onları coğrafyanın kullanışlı aparatlarına dönüştüren bir dava gütmesidir.

Hatta bu projenin asıl temel hedefinin bölgenin en dindar halkı olan Kürtlerin İslam’dan uzaklaştırılması olduğunu söylemek abartı olmaz. Zira İslamsız kalan bölge halkları hangi milletten olurlarsa olsunlar, dışarıdan birilerinin piyonları hatta mayın eşekleri olmaktan kurtulamıyorlar.

Bunu bölgenin tüm ırkları için genellemek mümkün; zira ne Araplardan ne Farslardan ne Türklerden ne Kürtlerden ve ne de diğer azınlık milletlerden İslam dairesi dışına çıkıp da batılıların oyuncağı olmayan kalmadı. Bunun sonucu da kullanılıp bir kenara atılan pis bir kâğıt mendil değeri görmeleri oldu.

Devrik Baas döneminde vatandaş muamelesi görmeyen, temel insani hakları olmayan ancak Baas rejimine isyan etmek yerine Türkiye’de PKK saflarında savaşan PKK/YPG elemanları şimdi Suriye’de ABD/İsrail desteğiyle federasyon isteyebiliyor. Bu bir şekilde anlaşılabilir. Fırsatçılık insani bir ayıptır neticede.

Aynı şekilde son 15 yılda bu güruhun zalim Baas rejimi ile nasıl anlaşarak bugünlere geldiği ve kendilerine zamanında sıradan bir vatandaş muamelesini bile layık görmeyenlerle yaptıkları karşılıksız anlaşmayı, bugün onlara eşit vatandaşlık teklif eden mevcut yönetimle neden yapmadıkları sorusunun cevabı da bellidir.

Kuklalar bağımsız hareket edemezler. Kuklacının çektiği ya da gevşettiği iplere göre ve o kadar kıpırdarlar.

Türkiye’de yaşayan ve Suriye gerçeklerinden habersiz Müslüman Kürtlerin yıllardır kınadıkları şeyi yaparak, ırkçılığa varan çıkarımları maalesef kınadıklarının başlarına gelmesinden ibaret. Müslümanları PKK/PYD/SDG karşıtlığı sebebiyle Kürt düşmanlığı ile suçlamak, en hafif tabirle ya basiretsiz bir ahmaklık ya da bilinçli bir münafıklıktır.

Bunlara cevap vermeye ya da ikna etmeye çalışmaya bile değmez.

Selametle deyip geçiniz.

Tüm fikri yapısını İslam dini ve ümmet kavramı üzerine bina eden birinin ırkçı olması düşünülemez. Böyle bir hali varsa da artık İslam ile alakası düşünülemez. Dinsiz ve dinsizliği kanla ve zulümle icra eden bir örgütü temize çıkarmak dini bütün Müslümanlara kalmamalıydı!

Suriye’de büyük bir mücadele verildi ve çok ağır bedeller ödendi. Bu bedelleri ödeyenler elbette hak etikleri karşılığı alacaklardır. Hariçten gazel okumanın anlamı yok ama hariçten bakarak hiç değilse bu konuda adil bir noktada durmak mümkün olmak zorunda.

Ne Suriye’nin ne de diğer bölge ülkelerinin geleceğinde dinsiz bir yapı mutlak söz sahibi olamayacaktır. Buna tarih de mevcut konjonktür de şahittir. Akıllı olana düşen, kendini ve neslini böyle bir yapıya kurban olarak sunmamaktır.

Reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.