
Almanya’da gıda güvenliğini sağlamakla görevli denetim sistemi, ciddi personel eksikliği nedeniyle aksıyor. Meslek örgütlerine göre ülkede binlerce işletmenin düzenli olarak kontrol edilmesi gerekirken, mevcut kadrolarla planlanan denetimlerin yalnızca yarısı gerçekleştirilebiliyor.
Bin 500’den fazla gıda denetçisi eksik
Almanya Gıda Denetçileri Federal Birliği (BVLK), ülke genelinde 1500’ü aşkın gıda denetçisinin eksik olduğunu açıkladı. BVLK Genel Başkanı Maik Maschke, Welt am Sonntag’a verdiği demeçte, personel yetersizliği nedeniyle yasal denetim yükümlülüklerinin yerine getirilemediğini belirterek, “Planlı kontrollerin ancak yüzde 50’sini yapabiliyoruz. Bu nedenle en yüksek risk taşıyan alanlara öncelik vermek zorunda kalıyoruz” dedi.
Gastronomi ve bebek maması öncelikli alanlar
Meslek birliğine göre denetimlerde öncelik; restoranlar, toplu yemek hizmetleri, taze et işleme tesisleri ve bebek maması üreticilerine veriliyor. Son dönemde Nestlé, Danone ve Lactalis ürünlerine yönelik geri çağırmalar, özellikle bebek mamalarında denetim ihtiyacını daha da artırmış durumda. Uzmanlar, bu gelişmelerin gıda güvenliğinde yapısal sorunlara işaret ettiğini vurguluyor.
Denetimler risk puanına göre belirleniyor
Almanya’da gıda denetimleri büyük ölçüde yerel yönetimlerin sorumluluğunda yürütülüyor. Yaklaşık 2 bin 500 denetçi, 430 civarındaki belediyeye bağlı birimlerde görev yapıyor. Kontroller; hijyen koşulları, ürün güvenliği, depolama, etiketleme ve izlenebilirlik kriterlerini kapsıyor. Fırınlardan restoranlara, marketlerden haftalık pazarlara kadar geniş bir yelpazede işletmeler düzenli olarak denetleniyor.
Gıda dışı ürünler de denetim kapsamında
Gıda denetçileri yalnızca yiyecek ve içeceklerle sınırlı kalmıyor. Tütün ürünleri, kozmetik, oyuncak, tekstil ve mücevher gibi tüketici ürünleri de denetim alanına giriyor. Maschke, işletmelerin ürün güvenliğinden birincil derecede sorumlu olduğunu belirterek, resmî denetimlerin bu sorumluluğun yerine getirilip getirilmediğini kontrol ettiğini söyledi. Denetim sıklığı ise ürünün risk düzeyi, işletmenin geçmişi ve önceki denetim sonuçlarına göre belirleniyor.
Yönetmelik değişti, denetim sayısı düştü
Personel açığının uzun süredir bilindiğine dikkat çeken BVLK, buna rağmen kadroların artırılmadığını, bunun yerine denetim kurallarının gevşetildiğini belirtiyor. 2021’de yürürlüğe giren Genel İdari Çerçeve Denetim Yönetmeliği (AVV Rüb) ile planlı denetim sayısı önemli ölçüde azaltıldı. Daha önce yılda dört kez denetlenen bazı işletmelerin artık ortalama dokuz ayda bir kontrol edildiği ifade ediliyor.
Düşürülen hedefler bile tutmuyor
Maschke’ye göre sorun, sadece denetim sayılarının azaltılmasıyla da çözülebilmiş değil. Birçok bölgede yeni belirlenen daha düşük hedeflere dahi ulaşılamıyor. Bakanlıklardan “sorunlu işletmelere odaklanın” yönünde mesajlar aldıklarını belirten Maschke, sahadaki personel yetersizliğinin bu yaklaşımı da zorlaştırdığını dile getirdi.
Maaş ve kadro sistemi mesleği cazip kılmıyor
BVLK, krizin yalnızca genel iş gücü eksikliğinden kaynaklanmadığını savunuyor. Gıda denetçilerinin kamu personeli ücret sistemi kapsamındaki kadro ve maaş yapısının yaklaşık 40 yıldır güncellenmemesi, mesleğin cazibesini azaltıyor. Belediyelerin bütçe kısıtları nedeniyle, eğitimini tamamlamış bazı denetçilerin göreve başlatılamadığı da belirtiliyor.
Tüketici güvenliği için yapısal reform çağrısı
Meslek örgütü, gıda güvenliğinin korunabilmesi için daha fazla personel istihdamının yanı sıra güçlü bir dijital altyapı ve kurumlar arası veri paylaşımının şart olduğunu vurguluyor. Gıda denetiminin yerel yönetimlerden alınarak eyalet ya da federal düzeye taşınması önerisine ise temkinli yaklaşılıyor. Maschke, etkili denetim için yerel bilgi ve saha hâkimiyetinin vazgeçilmez olduğunu belirterek, “Sahayı tanımadan hedefe yönelik denetim yapmak mümkün değil” değerlendirmesinde bulundu.
YASAL UYARI: Haber, fotoğraf ve videolarımızı link vermeden kullananlar hakkında hukuki süreç başlatılacaktır. ©ufuk.nl UMG (Ufuk Media Grubu)



