
Hollanda politik hayatı aslında seçimlerden seçimlere bizim dikkatimizi çektiğinden olsa da son dönemde ırkçı partinin ve onun ırkçı lideri Wilders’ın çıkışları ile ister istemez hepimizin gündelik konuşmalarına inmiş bulunuyor.
Son yerel seçimlerin hemen öncesinde yaşanan ve nerdeyse ülkenin tamamının Wilders’tan yüz çevirmesine hatta politik kariyerinin sonunun başlangıcı olarak görülmesine neden olan açıklamaları ve devamında ısrarla sözlerini savunmaya devam etmesi ülkede yaşayan yabancıların ve onların varlığından mutlu olan yerli grubun seçimlere birazcık daha fazla ilgi göstermesine sebep oldu.
Bütün gerilime rağmen seçimlere katılımın önemli olması ise Hollanda açısından hem tuhaf hem de sebeplerine bakıldığında doğal karşılanabilecek bir durum gibi duruyor.
Bir halk neden seçimlere yoğun ilgi göstermez?
Bu sorunun cevabı elbette kişisel bazda çok farklıdır ancak milyonların umursamazlığının ardında yatan büyük gerçekler ve gerekçeler olsa gerek.
Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:
Hollanda seçmeni ülkesinin gidişatından memnundur ve bu gidişata müdahale etmek istememektedir.
Yine seçmen seçimlerle bu gidişatın değişebileceğine inanmamaktadır.
Yahut değişse bile bu değişimi umursamıyorlardır.
Yine Hollanda seçmeni ülkesinin yerel yönetim biçimi nedeniyle belediye başkanlarını değil de meclisi seçtikleri için nihai ve radikal değişimlerin ancak belediye başkanlarının dolayısıyla ülke genel politikasını yönlendiren dinamiklerin onaylamadığı bir şeyin olmayacağına inanmaktadır.
Seçimlerin galibi şu sıralar anketlere göre deşişik gösteriliyorsa da iktidar partileri önemli oy kayıplarına rağmen sonuçlardan çok etkilenebilirler. Hatta seçim ertesi yapılan anketlerde genel seçim olması durumunda iktidarın değişmeyeceği sonucu bile çıkabilir.
Bundan sonraki seçimler ise hemen önümüzdeki Mart’ın 18’inde yapılacak olan Belediye seçimleri olacak. Katılımın yine düşük olması bekleniyor ve tabii ki öyle de olacaktır. Hollanda’nın yüksek katılım oranlarına ulaştığı seçimleri unutalı çok oldu.
Ancak bu araya bizi ilgilendiren kısmı eklemek gerek..
18 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimler, özellikle Müslümanlar ve yabancı kökenli vatandaşlar açısından ayrı bir önem taşımaktadır. Son dönemde bazı partilerin ve politikacıların açık ya da örtük biçimde dile getirdiği ayrımcı söylemler, yerel yönetimlerin yetki alanlarında günlük hayatı doğrudan etkileyebilecek uygulamalara dönüşme riski taşımaktadır. Sosyal yardımlardan konut politikalarına, güvenlik söyleminden eğitim ve kültürel haklara kadar birçok başlıkta alınacak kararlar, bu toplum kesimlerinin yaşam kalitesini ve aidiyet duygusunu yakından ilgilendirmektedir. Bu nedenle yerel seçimler, sadece belediye meclislerinin şekillenmesi değil, aynı zamanda ayrımcılığın normalleşmesine karşı demokratik bir duruş sergilenmesi açısından da kritik bir eşik olarak görülmelidir.
Genel seçimlerinde ortaya çıkan tablonun genel gidişata etkisi elbette olmayacak ve partiler yapılan her seçim, (gerek genel, gerek yerel) sonrasında birtakım idarecilerini değiştirebilirler ancak yapılan her hata da insanların gönüllerinde ve tarih önünde asla masum kalamayacaklar ve gelecek nesiller atılan adımları hep inceleyecek ve affedilmeyecek olanı asla affetmeyecektir. Her daim olduğu gibi.
Muhabbetlerimle,




