BIST 100
12.790,98 1,30%
DOLAR
44,4412 0,00%
EURO
51,3431 0,74%
GRAM ALTIN
6.688,27 3,73%
FAİZ
43,92 -0,07%
GÜMÜŞ GRAM
107,47 7,25%
BITCOIN
67.804,00 1,82%
GBP/TRY
58,8379 0,37%
EUR/USD
1,1550 0,74%
BRENT
104,73 -2,48%
ÇEYREK ALTIN
10.929,53 3,67%
İstanbul Parçalı Bulutlu
İstanbul hava durumu
14 °

Koca bir devi ağlatan hikâye

Reklam
canakkale-sehitlik
Reklam

Çanakkale nedir diye sorulduğunda aklıma gelir hep... Bu topraklar yalnızca zaferlerle değil, yürek yakan hikâyelerle de yoğruldu. Çanakkale, işte bu hikâyelerin en derin iz bıraktığı yerdir. Cepheye gidip dönemeyen mektepliler, insanüstü direnişler, toprağın kana bulandığı günler… Savaşı yaşamayanların bile yüreğini titreten sahneler.

Bir Anzak subayının yıllar sonra söylediği şu sözler bile bunu anlatmaya yeter:
“Conk Bayırı’ndaki toprağın rengi donuk, kahverengimsi bir kırmızıydı. Kurumuş kandı.”

İşte o kanın sahiplerinden biri de Azman Dede’ydi.

Balıkesir İvrindi Mallıca Köyü doğumlu Azman Dede, 104 yaşında vefat etmiş bir Çanakkale gazisiydi. İki metreyi aşan boyu, heybetli cüssesiyle köyde “dev” diye anılırdı. Sert mizacına rağmen Çanakkale sorulduğunda hıçkıra hıçkıra ağlardı.

Bir araştırmacı yıllar sonra onunla konuştu. Azman Dede ağır işitiyordu; sorular yüksek sesle soruldu. Her şeye cevap verdi ama konu Çanakkale’ye gelince çözüldü:

Bir hücumda bölük erimiş, gece yarısı takviye gelmişti. Gelenler gencecikti. Aralarında çocuk denecek yaşta üç-beş asker vardı. Yüzbaşı, sabaha yapılacak süngü hücumu için hepsiyle tek tek ilgileniyordu. Çocuklara kim oldukları sorulduğunda içlerinden biri haykırdı:
“Galatasaray Mektebi Sultanisi talebeleriyiz. Vatan için ölmeye geldik!”

Azman Dede onların eğitimiyle ilgilendi. Süngüyü, tüfeği öğretti. Sabaha karşı dinlenmeye çekildiler. Gün ağarırken düşman bombardımanı başladı. Yer gök inliyordu. Siperler parçalanıyor, ölüm her yerden fışkırıyordu.

Çocuklar siperin köşesinde birbirlerine sarılmış, titriyordu. O an içlerinden biri marşa başladı. Ardından diğerleri… Marş bitti, yeniden başladı. Gözleri ateş saçıyordu.

Hücum emri verildiğinde, ilk fırlayanlar onlardı.

Ve bir makineli tüfek…
Hepsi bir anda yere düştü.

Azman Dede, “Kucağıma döküldüler,” diyordu.
“Gül gibi yüzleri gözümün önünden hiç gitmiyor. Ben ona ağlıyorum…”

O gün kahvede Azman Dede ağladı, araştırmacı ağladı, dinleyen herkes ağladı. Kahveci, gözyaşlarıyla çayı getirdi:
“Azman Dede hep ağlar ama nedenini ilk defa anlattı,” dedi.

Çanakkale budur.
Hamasi sözlerden önce, insanın içini yakan hakikattir.
Vatan için ölmeyi göze alan çocukların, bir devi bile ağlatan hatırasıdır.

Bugün bize düşen yalnızca bu hikâyelerle övünmek değil; o ruha layık olmaya çalışmaktır. O bilinç, sadece cephede değil; hayatın her anında taşınmalıdır.

Eğer bu satırlarda gözleriniz dolduysa, bilin ki yazılırken kelimeler de ıslandı.

Vesselam,

Reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.