
Hollanda’da 18 Mart 2026’da yapılacak yerel seçimler yaklaşırken, PvdA Partisi’nden Liste 5, Sıra 6 adayı olarak Maastricht’te yarışan Uğur, hem yaşam hikâyesi hem de yerel siyaset vizyonuyla dikkat çekiyor.
Ufuk Media olarak kendisiyle bir araya geldik; neden aday olduğunu, Türk toplumunun beklentilerini ve Maastricht için hedeflerini konuştuk.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
Ben Uğur. Eşim ve iki çocuğumla birlikte Maastricht’te yaşıyorum. Türkiye’de doğdum, yaklaşık 25 yıldır Hollanda’dayım. Psikoloji eğitimi aldım ve bu alanda beş yıl çalıştım. Son beş yıldır ise Limburg bölgesinin en büyük sağlık kuruluşu olan Envida’da bölge yöneticisi olarak görev yapıyorum. Aynı zamanda parti içinde finans sorumluluğunu üstleniyorum. Şeffaflık ve sorumluluk benim için çok önemli.
Sizi yerel siyasete girmeye iten temel motivasyon ne oldu?
Yaşadığımız şehirde alınan kararların hayatımızı doğrudan etkilediğini görüyorum. Konuttan eğitime, sosyal destekten güvenliğe kadar birçok konuda vatandaşların sesi yeterince duyulmuyor. Özellikle Türk toplumu ve diğer göçmen kökenli gruplar için temsil hâlâ yetersiz. Bu durumu değiştirmek ve kapsayıcı bir yerel politika üretmek için aday oldum.
“Türk toplumunun sesi” vurgusunu sıkça yapıyorsunuz. Neyi kastediyorsunuz?
Kimliğimiz, inancımız ya da yaşam tarzımız ne olursa olsun eşit haklara sahip olmalıyız. Türk toplumu Maastricht’te çalışıyor, üretiyor, vergi ödüyor ama sorunları her zaman belediye gündemine yeterince yansımıyor. Konut ve kira sorunu, öğrencilerin barınması, çocuklarımızın okullardaki durumu, staj imkânları gibi konularda daha güçlü bir temsil şart. Ben bu sesi belediyede duyurmak istiyorum.
Maastricht’te sizi en çok endişelendiren sorunlar neler?
Konut krizi başta geliyor. Kiralar çok yüksek, özellikle gençler ve öğrenciler zor durumda. Kreş yetersizliği, okulların kalitesi, sosyal desteklere erişim ve güvenlik de önemli başlıklar. Ayrıca Türk kökenli gençlerin staj ve iş bulma konusunda yaşadığı eşitsizlikleri de yakından biliyorum. Bunlar somut çözümler gerektiren konular.
“Birlikte yaşama kültürü” sizin için ne ifade ediyor?
Birlikte yaşamak sadece yan yana yaşamak değildir; birbirimizi tanımak, saygı duymak ve ortak değerler üretmektir. Türk toplumunun bu şehirde daha görünür olmasını istiyorum. Neden bir Türk festivali düzenlemeyelim? Neden millî ve dinî bayramlarımızı daha geniş katılımla kutlamayalım? Birlik ve beraberlik, zor zamanlarda ne kadar güçlü olduğumuzu gösteriyor. 6 Şubat depremini hatırlayın; herkes elinden geleni yapmıştı. Bu dayanışma ruhunu yerel siyasete de taşımak istiyorum.
PvdA çatısı altında siyaset yapmak sizin için ne anlam taşıyor?
PvdA, eşitlik, sosyal adalet ve dayanışma değerlerini savunan bir parti. Benim dünya görüşümle örtüşüyor. Herkes için adil bir şehir anlayışını savunuyoruz. Kimsenin geride bırakılmadığı bir Maastricht mümkün ve bunun için çalışıyorum.
Son olarak seçmenlere ne söylemek istersiniz?
18 Mart 2026 yerel seçimleri çok önemli. Yerel siyaset hayatımıza doğrudan dokunuyor. Birleştirici, adil ve kapsayıcı bir anlayışla toplumumuzu daha mutlu ve saygın bir konuma taşımak için bu göreve hazırım. Destek veren, fikir paylaşmak isteyen herkes bana boceugur@gmail.com adresinden ya da Instagram üzerinden ulaşabilir. Şimdiden herkese teşekkür ediyorum.




