
Türk toplumu olarak belediye meclis seçimlerini geride bırakarak umut ve hak ettiğimiz sonuçları aldık. Önümüzdeki dönem bu hak ve umudu yaşantımıza yansıtabilmenin yanısıra gerekli politik şeçimlerde, kararlarda insan gibi yaşamamızı engelleyen açık ve gizli tebdirlerin ortadan kaldırılmasını sağlamak için politik mücadele vermek gerekiyor.
Niçin politika yaparız ?
Toplumsal yaşantımızı etkisi altına alan kararları yerel, bölgesel ve ülkesel meclisler belirlemektedir. Bunlardan en önemli olanları, çöp ve emlak vergilerinden tutun da, belediye memurlarının; siyah, kırmızı veya sarı şaçlı olmasının belirlenmesine kadar alınan bir dizi kararlardır. İşte bu kararlarda etken olmak adına politika yapılmaktadır.
Geri kalmışlığımızda politikanın önemi.
Bazen gereksiz ve olmayacak politik eylemler ve politik hareketler beklemekteyiz. Her 4 yılda bir olduğu gibi bu politikacılar bizleri yine hayal kırıklığına uğratacaklar mı?.Gelin bunun böyle olmadığını dilimizin döndüğünce anlatmaya çalışalım.
Politikacılar ve meçliş üyeleri bireysel iş takibi eden halk temsilcileri midir ?
Tabiki bireysel problemler gerekli ilgiyi görüp, çözüm için lazım olan desteği almalıdır. Fakat bunu takip edecek belediye meclis üyeleri olmamakla beraber; bu temsilcilerimiz kendi tabanları ile iyi bir ortak çalışmaya girerek yönlendirme görevini üstlenebilirler. Bizde ise genelde tercih oyu ile şeçilen halk temsilcisi üyeden bireysel çözüm beklenmektedir.
Sorunlarımız ve politik çözümler ?
Hollanda’da geçen yıl 53.250 kişi borçların tasviye yasasından (Wet Schuldsanering Natuurlijke Personen) faydalanmak için başvuru yapmış olup daha önceki yıllara göre; borçların tasviyesi yasasından faydalanma oranı % 20 artış göstermiştir. 2009 yılında 10.000’den fazla esnaf iflas ederek ekmek teknelerini terk etmek zorunda kalmışlardır. 8 haneli bir apartman dairesinden aynı anda 4 hanesi icra kurumundan ödeme çeki ve celpname alıyorsa bunun adı nedir sizce? Kısaca bu durım Hollanda’nın geçmiş yıllara göre fakirleştiğini ve insanların artık ödeme zorlukları içerisinde kıvrandığını göstermiyor mu? İşte bu ve benzeri durumların çözümü masaya yatırılmalıdır. Tabiki politikacılar tarafından…
Yabancı vakıf ve dernekler ne yapmalılar ?
Göçmen toplumun ileri gelenleri kendi şehirsel, bölgesel ve ülkesel danışma organlarını yaşama ve harekete geçirerek, göçmenlerin sorunlarını politik arenaya taşıyıp çözümler aramalıdırlar.
Türkler için danışma ve uyum meclisleri ne yapmalıdır ?
Eğitimli ve düzenli bir yapılanmadan sonra, kimsenin etkisi altında kalmadan bağımsız ve kararlı bir çalışma ile Türk toplumunun hak edeceği yere gelmesi için gerekli politik tavsiye hizmeti vermelidirler. Yapılacak çalışmalar; eğitim, devlet kadrolarına göçmenlerin yerleştirilmesi ve kültürel ve toplumsal alanlarda geri kalmışlığımızı giderici çalışmalar v.s şeklinde olabilir. Elbetteki bu çalışmalar siyasi yelpazeyi de canlandırarak politikacıların gelecek dönemde yeniden şeçilmelerini ve gerekli yeni politik katılımı da beraberinde getirerek, siyasette dengeli yer bulma olanağının kapısını açacaktır. Bu çesit sivil kurumlaşma toplumsal kabülü de beraberinde getirir. Toplumsal kabülün bulunduğu toplumlarda ise güven, refah ve barış ortamı doğar. Bu güven ortamındandan ise ticaret, iş ve aş oluşur. Bundan güzel ne olabilir ki! Hepimizin Hollanda’ya yerleşim nedeni bu gerçeğin özlemi değil midir ?.
Politik gücü ve iradeyi göçmenlerle paylaşmak.
Arkadaşlar, bu yazdıklarımın oluşmasını elbette ki bekleyerek değil, hak ederek, belirli bir mücadeleden sonra kazanmak mümkündür. Umarım bunun örneklerini belki de yakın bir zamanda görürüz de emeklerimiz boşa çıkmaz. Ancak toplumu temsil eden kurumlar neden kamuoyu oluşturarak mesela Amsterdam Belediye Başkanı’nın bir Türk göçmen olmasına katkı sağlamazlar anlaşılır değil. Yoksa; Mustafa, Ethem veya Nejat’ların Amsterdam Belediye Başkanı olmasından mı korkarlar ? Kimse korkmasın, çünkü korkunun ecele faydası yoktur, Elbette bir gün bu yazdıklarımız da gerçekleşecek.
Güzeli güzel kılan ortak paylaşımdır
Bazen, kin ve intikam duygularından arınmış. Saf ve temiz bir insan olarak, kendimiz için güzel ve hoş olanı başkaları için isteyebilmekte güzel olsa gerek. Birilerinin yazamadıklarını başkalarına zarar vermeden yazmak…… Bu ise belki de bu en güzeli olsa gerek.
Demokrasilerde çareler tükenmez
Hollanda kabinesi görevini bıraktığında yeni şeçimlerle birlikte bizleri ve Hollandayı iyi günlerin beklemediğini düşünmüştüm. Bazen yanılmakta güzel. Demek ki demokrasiye inancı kaybetmemek ve demokrasi içerisinde çarelerin tükünmeyeceğine inanmak gerekiyor. Bunun en güzel örneğini Hollanda Sosyal Demokratları Amsterdam Belediye Başkanı’nı 9 Haziranda yapılacak parlemonto şeçimlerinde partinin başına getirerek yapmadı mı?
Sizleri güzel bir gelecek için 9 Haziran’da vatandaşlık görevine davet ederek yapılacak olan Hollanda Parlemonto Seçimlerine % 99 katılımınızı bekler, saygılarımı sunarım.
Hak ettiğimiz toplumsal katılımı sağlama yolunda saygı ve sevgi dileğimle düşünce ve önerilerinizi sucu12@zonnet.nl posta adresine beklerim.
Sağlıcakla.




