BIST 100
14.228,90 0,71%
DOLAR
47,9374 0,06%
EURO
55,6588 0,32%
GRAM ALTIN
6.717,81 0,61%
FAİZ
40,96 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
97,45 -0,17%
BITCOIN
64.406,00 -0,23%
GBP/TRY
65,0525 0,28%
EUR/USD
1,1602 0,22%
BRENT
91,31 0,32%
ÇEYREK ALTIN
10.984,25 0,62%
İstanbul Açık
İstanbul hava durumu
28 °

“Hattab’ın merkebi Müslüman olur da Ömer Müslüman olmaz” demişlerdi..

Reklam
kuran-i-kerim-nur-yz-1-2026

Habeşistan muhacirlerinden olan Amir İbn Rabia’nın hanımı Leyla binti Haşme Ümmü Abdullah şunları anlatır: “Biz Habeşistan’a hicret etmek üzere yola çıkmıştık, Mekke’nin varoşlarındayken Ebû Abdullah (eşi) bazı ihtiyaçlarımızı almak üzere yanımdan ayrıldığı bir sırada Ömer İbnu’l- Hattab ile karşılaştım.

Bize sürekli işkence eden ve sıkıntı veren Ömer’i görünce hiç hoşlanmamış, hatta bir hayli endişelenmiştim. Zira o, biz Müslümanlara karşı son derece acımasızdı. Onun burada bize saldırıp bizi yolumuzdan alıkoymasından korktum.

Ama hayret edilecek bir ses tonu ile ve üzüntülü bir çehre ile: “Ümmü Abdullah! Bu hicret için bir hazırlık galiba, Nereye gidiyorsunuz?” deyince biraz şaşırmıştım, ama ona cevaben dedim ki: “Allah’a yemin olsun ki Allah’ın arzında işkence görmeyeceğimiz bir yere gidiyoruz. Sen bizi işkenceden işkenceye sürükledin, perişan ettin. Belki Allah bize rahat nefes alabileceğimiz bir yurt ihsan eder.”

Ömer ise, bu sözlerime karşılık kendisinden beklemediğim bir cevap vermişti: “Allah yardımcınız olsun.” O güne kadar Ömer’de her nedense görmediğimiz bir şefkat ve merhametli bir hal vardı. Üzgün bir çehre ile yanımızdan ayrılıp gittikten çok kısa bir müddet sonra eşim Âmir geri döndüğünde ona Ömer’de gördüğüm bu hal ile aramızda geçen konuşmayı aktardım. Bana “Yoksa sen Ömer’in Müslüman olacağını mı bekliyorsun, bunu mu umdun?” demişken hemen tereddütsüzce eşime: “Evet” dediğimde şöyle cevap verdi: “Hattab’ın merkebi Müslüman olur da Ömer Müslüman olmaz.”

Âmir’in sözleri Ömer’in kalbinin katılığı ve sert tavırlarından kaynaklanıyordu, ama kalpleri evirip çeviren ve kişiye iman bahşeden Allah’tır.

Yaşanan bu olay da Hz. Ömer’in Habeşistan hicretlerinden sonra Müslüman olduğunu göstermektedir. Ömer gibi Müslümanların aleyhinde olan demir bir yumruk, işkenceci bir zorba ve Mekke şirk düzeninin parlamentosu olan Dâru’n-Nedve adına hareket eden silahlı bir kuvvet Müslüman olursa, acaba müminlerin yardımcılığına dönüşüp de müminlerin enseleri üzerinde sallanan ve her an zalimce kullanılan kılıçları yok etmeye bir vasıta olur muydu?

Ömer gibi gaddar birisi için bu değişim mümkün müdür?

Bu sorular akla gelebilir miydi?

Ömer İslam’a nasıl yakınlaşmaya başlamıştı?

Hadis mecmuaları, Siyer ve İslam tarihi kaynaklarında Hz. Ömer’in Müslüman olmasıyla ilgili olarak genellikle bir kaç olay anlatılmaktadır. Bu makale de Siyer problemlerinden biri olan bu hadisenin etraflıca ele alınması gerektiği düşüncesi ile kaleme alınmıştır.

Hz. Ömer’in İslam’a Girişi İle İlgili Rivayetlerin Tahlili

Bazı kaynaklarda Ömer İbnu’l-Hattab’ın bizzat Kur’an-ı Kerim’i Resulullah’tan dinleyerek iman ettiği kaydedilmektedir. Onun Kur’an’ı dinleyerek ve okuyarak Müslüman olduğunda asla şüphe yoktur. Ancak aynı şekilde kaynaklarda onun nasıl Müslüman olduğuna dair kaydedilen iki farklı rivayet vardır. Bu rivayetlerin hangisinin doğru olduğunu kaynaklardan tespit etmek kolay değildir. Çünkü tarih ve Siyer âlimlerinin bir kısmı, her iki rivayeti arka arkaya sıralayıp kaydettikleri gibi sadece birini ve daha çok şöhret bulmuş olan kız kardeşinin evinde Müslüman olduğuna dair rivayeti tercih edenler de vardır. Bir kısmının ise sadece bu rivayeti aktararak “başka rivayetlerin de olduğunu” ifade etmekle yetindiklerini görüyoruz.

İlk rivayetteki bilgilere göre ise çok enteresan bir olay gerçekleşir: Ömer bir gün Kâbe civarında el-Hakka suresini okumakta olan Resulullah’a (sav) rast gelir.

Resulullah haremde tebliğ gayesiyle başkalarının da duyacağı şekilde Kur’an okurdu. Ömer, Hz. Peygamber’e (sav) sezdirmeden onun arka tarafında bir yerde yere çömelerek onu dinlemeye başlamıştı. Kur’an-ı Kerim’in üslubu, fesahat ve belagati onu büyülemişti.

Şu ayetleri dinleyen Hz. Ömer arka arkaya birçok yorum yapmaya çalışarak kendisini Kur’an’ın etkisinden kurtarmaya çabalamışsa da zihni, aklı ve kalbi karmakarışıktı.

Hz Ömer şöyle anlatır: “Müslüman olmadan önceydi. Bir gün Kabe’de Nebi’yi tek başına Hakka süresini okurken buldum. İçimden, “Vallahi bu şairdir” dedim Nebi, “O bir şair değildir” ayetini okudu. Bu kez yine içinden, “Öyleyse kahindir” dedim . Bu kez de, “O bir kahin sözü de değildir” ayetini okudu. Ve İslam gönül tahtıma kuruldu. (İbn Kesir)

***

İşte insanın kalbi böyledir. Dün İslam’ın karşısında duran, Müslümanlara eziyet eden, onları Mekke’den çıkmaya mecbur bırakan Ömer; birgün İslam’ın en büyük müdafilerinden biri olacaktı. Bir zamanlar Müslümanların ensesinde sallanan kılıç, artık İslam’ın ve mazlumların müdafaası için kalkacaktı. Fakat o gün hiç kimse, Ömer’in kalbinde böyle bir değişimin başlayacağını göremiyordu. İnsanlar onun bugününe bakıyor, Allah ise onun yarınını biliyordu.

Belki o gün Âmir İbn Rabia’nın söylediği, “Hattab’ın merkebi Müslüman olur da Ömer Müslüman olmaz.” sözü, Ömer’in o günkü hali düşünüldüğünde anlaşılabilir bir sözdü. Fakat Âmir’in bilmediği bir hakikat vardı: İnsanların imkânsız gördüğü değişimler, Allah’ın hidayetiyle mümkündür.

Ömer’in kalbine Kur’an’ın dokunması, Resûlullah’ın (sav) okuduğu ayetlerin onun zihnindeki bütün perdeleri aralaması ve sonunda İslam’a teslim olması bize çok büyük bir hakikati hatırlatır:

Allah hidayet ederse, olmaz denilen olur. Allah bir kalbe nur indirirse, en karanlık kalp bile aydınlanır. Allah dilerse, dün İslam’ın karşısında duran insan, yarın İslam’ın sancağını taşıyanlardan olur.

Bu yüzden hiçbir insan hakkında “Bundan adam olmaz”, “Bu asla değişmez”, “Bunun hidayeti mümkün değil” dememek gerekir. Çünkü bizim gördüğümüz insanın bugünü, Allah’ın bildiği ise onun yarınıdır.

Hz. Ömer bunun en çarpıcı örneklerinden biridir.

Bir zamanlar “Hattab’ın merkebi Müslüman olur da Ömer Müslüman olmaz” denilen Ömer, daha sonra Fârûk oldu. Hak ile bâtılın arasını ayıran bir şahsiyet olarak İslam tarihine geçti. Müslümanların korktuğu bir adamken, Müslümanların güç ve cesaret kaynağı hâline geldi.

Demek ki mesele yalnızca insanın ne olduğu değildir; Allah’ın o insan hakkında ne murat ettiğidir. Öyleyse bir insanın bugünkü hâline bakıp onun yarınını kesin hükümlerle belirlemeyelim. Bir gönül için ümitsizliğe düşmeyelim. Kendimiz için de “Ben artık değişemem” demeyelim.

Çünkü hidayet Allah’ın elindedir.

Ve Allah hidayet ederse;

Gaddar merhametli olur, korkak cesur olur, düşman dost olur, karanlık aydınlanır, imkânsız mümkün olur.

Kısacası: Allah hidayet ederse her şey olur.

Vesselam,

Reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.