BIST 100
14.405,25 1,79%
DOLAR
48,4770 0,02%
EURO
56,4043 0,06%
GRAM ALTIN
6.805,54 0,27%
BITCOIN
78.641,00 0,20%
FAİZ
39,67 0,25%
GÜMÜŞ GRAM
102,80 0,29%
GBP/TRY
65,7079 0,06%
EUR/USD
1,1629 0,04%
BRENT PETROL
97,61 -0,11%
ÇEYREK ALTIN
11.127,05 0,27%

Hollanda’da verginin yükü kimin omzunda?

Reklam
hollanda-belastingdienst-vergi-posta-yz-2026-1

Hollanda’da 2027 bütçesi şekillenirken ortaya çıkan tablo, çalışanlar açısından pek iç açıcı görünmüyor. Devletin gelir vergilerinden elde edeceği gelirin önümüzdeki yıl yaklaşık 4 milyar avro artması, uzun vadede ise bu artışın yıllık 8 milyar avroya kadar çıkması bekleniyor.

Aslında meselenin öne çıkacak kısmı ve bizi ilgilendiren detayı biraz daha farklı. Elbette devletin gelire ihtiyacı vardır. Buna kimsenin itirazı olamaz, olmamalı. Kamu hizmetlerinin sürdürülebilmesi, sağlık, eğitim ve sosyal güvenlik gibi alanların finanse edilmesi için vergi kaçınılmazdır. Ancak asıl mesele, verginin ne kadar olduğu kadar, yükün kimin omuzlarına bırakıldığıdır.

2027 bütçesine bakıldığında bu sorunun cevabı aslında büyük ölçüde kendini gösteriyor ve net oalrak çalışanları işaret ediyor. Hükümet bir yandan vatandaşın alım gücünü korumak amacıyla 1,7 milyar avroluk bir destek paketi hazırlıyor. Diğer yandan gelir vergilerinden milyarlarca avro daha fazla gelir elde etmeyi planlıyor.

Yani bir el veriyor, diğer el alıyor. Bizim deyimimizle bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu.

Çalışmak neden daha pahalı hale geliyor?

Hollanda’da uzun zamandır çalışma hayatını daha cazip hale getirmek, insanların daha fazla çalışmasını ve emeklerinin karşılığını daha fazla almalarını sağlamak gerektiği konuşuluyor.

Bunun yolu ise genel olarak açık: Çalışanın eline geçen net geliri artırmak. Fakat şimdi önümüzde duran tablo bunun tam tersini gösteriyor. Gelir vergisinin birinci ve ikinci dilimlerinde daha önce planlanan değişikliklerin önemli bölümü korunuyor. Bazı düzenlemeler geri çekilse de vergi yükünün önemli bir kısmı çalışanın üzerinde kalıyor. Bunun sonucunda devletin kasasına milyarlarca avro daha fazla girecek.

Peki çalışanın cebine ne olacak? İşte üzerinde düşünülmesi gereken asıl soru bu.

Çünkü çalışanın kazandığı paranın daha büyük bir bölümünü vergi olarak vermesi, yalnızca bugünkü bütçesini etkilemez. Aynı zamanda çalışma isteğini, ek iş yapma kararını, daha fazla kazanma arzusunu ve uzun vadede ekonomik davranışları da etkileyebilir. İnsana “daha fazla çalış” deyip, kazandığının daha büyük bölümünü vergilendirmek bir noktadan sonra kendi içinde çelişkili bir politikaya dönüşebilir.

Vazgeçilen reformun vergisi neden kaldı?

Meselenin daha da düşündürücü bir tarafı daha var. Bir dönem sağlık sigortasında vatandaşların yaptığı kişisel katkı payının yarıya indirilmesi planlanmıştı. Bu düzenlemenin ortaya çıkaracağı maliyetin bir bölümünün gelir vergileriyle karşılanması düşünülmüştü. Sonra bu sağlık reformundan vazgeçildi. Fakat reform için düşünülen gelir vergisi artışlarının büyük bölümü korunmaya devam etti.

İşte burada insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Ortadan kaldırılan bir harcamanın finansmanı için düşünülen vergi neden hâlâ vatandaşın sırtında?

Vergi bir kez konulduğunda kaldırılması zor oluyor. Devletin gelirine dönüşen bir kalem, zaman içinde bütçenin doğal bir parçası haline geliyor. Sonra da başlangıçtaki gerekçe unutuluyor, vergi ise yaşamaya devam ediyor. Belki de bu nedenle vergi politikalarında yalnızca “devlet ne kadar kazanacak?” sorusunu değil, “Bu vergi neden konuldu ve bugün hâlâ gerekli mi?” sorusunu da sormak gerekiyor.

Servetin değil, emeğin yükü artıyor

Bir başka dikkat çekici konu ise vergi yükünün servet sahiplerine kaydırılması önerisinin kabul edilmemesi. Bütçe hazırlıkları sırasında servet üzerinden alınan vergilerin artırılması gündeme geldi. Böylece çalışanların üzerindeki yükün bir bölümünün servet sahiplerine aktarılması mümkün olabilirdi. Ancak bu yaklaşım kabul görmedi. Sonuçta ihtiyaç duyulan ek gelirin önemli bir bölümünün yine çalışanların gelirlerinden karşılanması gündeme geldi. Burada mesele herhangi bir kesimi suçlamak değil. Mesele, toplumun farklı kesimlerinin kamu harcamalarının finansmanına ne ölçüde katkıda bulunduğudur. Çünkü vergi adaleti, herkesin aynı miktarda vergi ödemesi demek değildir. Önemli olan, ekonomik gücü ve kazancı dikkate alan dengeli bir sistem kurabilmektir. Çalışan, maaşından alınan verginin ne kadar olduğunu her ay bordrosunda görür. Kazandığı para daha eline geçmeden vergisi kesilir. Bu nedenle çalışan üzerindeki her vergi artışı doğrudan hissedilir.

Rakamların arkasında insan var

Alım gücüne ilişkin tahminler de bu tartışmayı daha anlamlı hale getiriyor. Ortalama vatandaşın alım gücünde yüzde 0,1 oranında düşüş beklenirken, düşük gelirli vatandaşların alım gücünün yüzde 0,2, emeklilerin ise yüzde 0,3 oranında artması öngörülüyor. Buna karşılık orta gelir grubunda yüzde 0,1, yüksek gelir grubunda ise yüzde 0,2 oranında düşüş bekleniyor. Yüzde 0,1 veya yüzde 0,2 ilk bakışta küçük rakamlar gibi görünebilir. Fakat mutfak masrafını yapan, kira ödeyen, enerji faturasını yatıran, çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayan bir aile için mesele yalnızca yüzde hesabı değildir.

Ay sonunda elde kalan para önemlidir. Çalışan insanın asıl baktığı yer de budur.

Devletin geliri 4 milyar avro artabilir. Uzun vadede bu rakam 8 milyar avroya çıkabilir. Fakat vatandaşın kendi bütçesinde birkaç yüz avroluk değişiklik bile hayatın içinde çok daha büyük bir anlam taşıyabilir. Bu yüzden bütçe rakamlarının arkasındaki insanı unutmamak gerekir.

Hollanda’nın 2027 bütçesi yalnızca gelir ve gider tablosu değildir. Aynı zamanda emeğin, çalışmanın ve kazancın nasıl değerlendirildiğini gösteren bir tercih belgesidir.

Çalışmayı teşvik etmek istiyorsanız, çalışan üzerindeki yükü de buna göre düşünmeniz gerekir.

Devletin daha fazla gelire ihtiyacı olabilir. Ancak her ihtiyaç doğrudan çalışanın vergisini artırarak karşılanırsa, bir süre sonra şu soruyu sormak kaçınılmaz hale gelir:

Çalışan daha fazla kazanmak için neden daha fazla çalışsın; kazancının daha büyük bölümü yine vergiye gidecekse?

Bence 2027 bütçesi etrafındaki tartışmanın en önemli noktası tam da budur. Vergi almak kolaydır. Asıl zor olan, adil bir vergi sistemi kurmak ve çalışmanın karşılığını çalışana bırakmaktır.

Selam ve muhabbetlerimle,

Reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.