
Hollanda'da yapılan kapsamlı araştırma, 29. gebelik haftasından önce doğan bebeklerin anne ve babalarında doğum sonrası travma kaynaklı stres belirtilerinin sanılandan daha yaygın olabileceğini ortaya koydu. Araştırmaya göre annelerin üçte birinden fazlasında, babaların ise yaklaşık altıda birinde posttravmatik stres bozukluğu (PTSS) belirtileri görüldü. Uzmanlar, yenidoğan yoğun bakım sürecinde yalnızca bebeğin değil, ebeveynlerin ruh sağlığının da yakından takip edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
HABER: Mesut Kapar
Araştırma 217 aileyi kapsadı
Araştırma, Hollanda'daki tüm Neonatal Yoğun Bakım Ünitelerinde (NICU) gerçekleştirildi. Çalışmaya, gebeliğin 29. haftasından önce dünyaya gelen bebeklerin bulunduğu 217 aile dahil edildi. Araştırmacılar, 2020 yılından itibaren ebeveynlerin yaşadığı stres ve depresif belirtileri değerlendirdi. Anne ve babalar, doğumdan sonraki ilk aylarda üç farklı dönemde çeşitli anketleri doldurdu. Sonuçlar, ebeveynlerin büyük bölümünde ağır düzeyde psikolojik sorun bulunmadığını gösterdi. Bununla birlikte araştırmacılar, çalışmaya katılamayan ebeveynler nedeniyle gerçek oranın daha yüksek olabileceğini düşünüyor.
Dil engeli ve kayıplar araştırmayı sınırladı
Araştırmacılara göre çalışmanın önemli sınırlamalarından biri, Hollanda veya İngilizce bilmeyen ebeveynlerin anketlere dahil edilememesi oldu. Neonatolog Gerbrich van den Bosch, araştırmanın kapsamının bazı grupları içermediğini belirterek, bu nedenle toplumdaki gerçek psikolojik sorun oranının çalışmada ortaya çıkandan daha yüksek olabileceğine işaret etti. Bebeklerini kaybeden ebeveynlere ise araştırmanın devamında bilinçli olarak yeni anket gönderilmedi. Araştırmacılar, bu durumun da elde edilen sonuçların genel tabloyu tam olarak yansıtmasını engelleyebileceğini belirtiyor.
Yenidoğan yoğun bakım süreci ebeveynler için travmatik olabiliyor
Çok erken doğum, hem bebek hem de ebeveynler açısından zorlu ve belirsiz bir sürecin başlangıcı olabiliyor. Sağlık sorunları bulunan bebekler, doğumdan sonra uzun süre yenidoğan yoğun bakım ünitesinde tedavi görmek zorunda kalabiliyor. Bu dönemde ebeveynler çocuklarının hayati durumuyla ilgili sürekli endişe yaşayabiliyor. Tedavi kararlarında sınırlı kontrole sahip olmaları ve bebeğin sağlık durumunun saatler hatta günler içinde değişebilmesi, yoğun stres yaratabiliyor. Erasmus MC ve Amsterdam UMC adına araştırmada görev alan psikolog ve araştırmacı Kirsten Muller, erken doğumun aileler üzerindeki etkisinin dışarıdan bakıldığında çoğu zaman yeterince anlaşılmadığını vurguladı.
Bazı ebeveynlerde risk daha yüksek
Araştırmaya göre her ebeveyn erken doğum sonrasında aynı düzeyde psikolojik risk taşımıyor. Daha önce travmatik veya ciddi yaşam olayları geçiren ya da geçmişte psikolojik destek alan ebeveynlerde PTSS belirtileri görülme ihtimali daha yüksek. Gebelik döneminde yaşanan yoğun stres ve bebeğin hastanede geçirdiği süreçteki zorlu koşullar da risk faktörleri arasında yer alıyor. Babalar açısından ise bebeğin sağlık durumu, ailedeki çocuk sayısı ve çevreden alınan sosyal desteğin miktarı da psikolojik durum üzerinde etkili olabiliyor.
Ebeveynlerin ruh sağlığı da takip edilmeli
Araştırmacılar, yenidoğan yoğun bakım sürecinde sağlık ekiplerinin odağının yalnızca bebeğin fiziksel sağlığıyla sınırlı kalmaması gerektiğini savunuyor. Bazı ebeveynler psikolojik desteğe ancak hastaneden ayrıldıktan ve aile hekimine başvurduktan sonra ulaşabiliyor. Uzmanlara göre bu yaklaşım, desteğe ihtiyaç duyan ebeveynlerin belirlenmesinde gecikmeye yol açabiliyor. Bu nedenle araştırmacılar, ebeveynlerin hastanede kaldıkları süre boyunca düzenli olarak ruhsal açıdan değerlendirilmesini öneriyor.
Erken tarama ile destek daha hızlı sağlanabilir
Uzmanların önerdiği yöntemlerden biri, ebeveynlerin stres ve travma belirtileri açısından hastanede bulundukları dönemde taranması. Kısa ve standartlaştırılmış anketler sayesinde sağlık çalışanları, psikolojik desteğe daha fazla ihtiyaç duyan ebeveynleri daha erken belirleyebilir. Böylece gerekli durumlarda psikolog veya diğer ruh sağlığı uzmanlarına yönlendirme yapılabilir. Araştırmacılar, erken fark edilen psikolojik sorunlara zamanında müdahale edilmesinin hem ebeveynlerin iyilik hali hem de ailenin uzun vadeli uyumu açısından önemli olduğunu belirtiyor.
Erken doğum yalnızca bebeği değil aileyi de etkiliyor
Çalışmanın sonuçları, çok erken doğumun yalnızca yenidoğanın tedavi süreci olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ortaya koyuyor. Uzun süreli yoğun bakım, belirsizlik, bebeğin sağlık durumuyla ilgili kaygılar ve ebeveynlerin yaşadığı çaresizlik duygusu aile üzerinde ciddi psikolojik yük oluşturabiliyor. Araştırmacılara göre bu nedenle yenidoğan yoğun bakım hizmetlerinin kapsamına ebeveynlerin ruh sağlığının düzenli değerlendirilmesi ve ihtiyaç halinde erken psikolojik destek sağlanması da dahil edilmeli.
YASAL UYARI: Haber, fotoğraf ve videolarımızı link vermeden kullananlar hakkında hukuki süreç başlatılacaktır. ©ufuk.nl UMG (Ufuk Media Grubu)




