
Avrupa’nın savunma kapasitesini güçlendirme çabaları devam ederken, Türkiye’nin gelişen savunma sanayisi kıta için önemli bir seçenek olarak öne çıkıyor. Ancak Avrupa Birliği’nin (AB) Ankara ile kapsamlı bir savunma iş birliği kurma konusunda temkinli davranması, bazı uzmanlara göre Avrupa’nın kendi stratejik çıkarlarını zayıflatabilir.
Haber Analiz/ Çeviri: Murat Yakar
Türkiye son yıllarda savunma sanayisinde büyük ilerleme kaydetti. Ülke; insansız hava araçları, insansız savaş uçakları, helikopterler, füze sistemleri, savaş gemileri ve askeri araçlar gibi birçok alanda kendi teknolojilerini geliştirmeye başladı.
Rutte: Türkiye savunmada devrim yaşadı
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, bu yıl Ankara’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında Türkiye’nin savunma sanayisindeki gelişmelerine övgüde bulunmuştu. Rutte, Türkiye’nin bir “savunma devrimi” yaşadığını belirterek Türk savunma sektörünün daha hızlı ve daha büyük ölçekli yenilikler geliştirmesi gerektiğini söylemişti. NATO açısından daha güçlü bir Avrupa savunması büyük önem taşıyor. Rutte, ülkelerin birlikte inovasyon yapması ve ortak üretim gerçekleştirmesi gerektiğini vurgulamıştı.

Türkiye Avrupa’nın yeniden silahlanma sürecinde önemli ortak olabilir
İngiltere merkezli düşünce kuruluşu Chatham House’un Avrasya Programı’na göre, Avrupa kendi savunmasında daha fazla sorumluluk almaya hazırlanırken Türkiye göz ardı edilemeyecek bir ortak konumunda bulunuyor. Uzmanlara göre Türkiye; sahip olduğu silah sistemleri, üretim kapasitesi ve teknik deneyimiyle Avrupa’nın yeniden silahlanma sürecine hızlı katkı sağlayabilecek ülkeler arasında yer alıyor.
AB, Türkiye ile iş birliğine siyasi açıdan yaklaşıyor
Türkiye, Avrupa’nın savunma ve güvenlik projelerinde daha aktif rol almak istediğini belirtiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Zirvesi öncesinde yaptığı açıklamada Türkiye’nin Avrupa savunma girişimlerine katılmaya hazır olduğunu ifade etmişti. Ancak Brüksel, Ankara’nın bazı önemli savunma programlarına katılımına mesafeli duruyor. Türkiye, AB’nin milyarlarca euroluk SAFE savunma yatırım fonunda yer alamıyor. Buna karşılık Arnavutluk, Kanada ve Japonya gibi ülkelerle savunma alanında ortaklık kurulması planlanıyor. Ayrıca Türkiye’nin, AB’nin araştırma ve inovasyon programı Horizon Europe kapsamındaki gelecekteki savunma projelerine katılımı da sınırlandırılmış durumda.
Siyasi engeller stratejik ihtiyaçlarla çatışıyor
Istanbul Political Research Institute uzmanı Riccardo Gasco’ya göre, AB Türkiye ile savunma iş birliğine daha çok siyasi açıdan yaklaşırken NATO bu ilişkiyi stratejik ihtiyaçlar üzerinden değerlendiriyor. Gasco, Türkiye ile iş birliğinin Brüksel açısından stratejik olarak önemli ancak siyasi olarak zor bir konu olduğunu belirtiyor. AB için savunma iş birliği yalnızca askeri kapasite anlamına gelmiyor. Ortak siyasi değerler, güven, yönetim standartları ve güçlü kurumlar da önem taşıyor. AB raporlarında Türkiye’nin bu alanlarda eleştirildiği biliniyor.
Avrupa ülkeleri Türkiye’den savunma ürünleri satın alıyor
AB düzeyinde kapsamlı bir anlaşma bulunmasa da Avrupa ülkeleri savunma ihtiyaçlarını karşılamak için Türkiye ile doğrudan iş birlikleri kuruyor. Türkiye’nin Portekiz ve Romanya’ya savaş gemileri sağlaması planlanıyor. İspanya ise eğitim uçakları ve simülatörler alacak. Madrid yönetiminin ayrıca Türk savaş uçaklarını satın alma ihtimalini değerlendirdiği belirtiliyor.

Türk savunma şirketleri Avrupa’da büyüyor
Siyasi düzeyde ilerleme sınırlı olsa da Türk savunma şirketleri Avrupa pazarında önemli adımlar atıyor. Türkiye merkezli Baykar tarafından geliştirilen insansız hava araçları için Polonya, Romanya ve Hırvatistan’ın satın alma planları bulunuyor. Baykar ayrıca İtalya merkezli Leonardo ile ortak girişim kurarak Avrupa’da üretim yapmaya hazırlanıyor. Şirketin İtalyan havacılık firması Piaggio Aerospace’i satın aldığı da belirtiliyor. Macaristan ve Romanya’da ise Türk şirketleri Nurol Makina ve Otokar tarafından geliştirilen zırhlı araçların üretilmesi planlanıyor.
Daha uygun maliyet Türkiye’yi cazip hale getiriyor
Türkiye’nin özellikle savunma bütçesi daha sınırlı olan Avrupa ülkeleri için önemli bir alternatif olduğu ifade ediliyor. SETA’nın dış politika direktörü ve akademisyen Murat Yeşiltaş, bazı ülkelerin savunmaya yatırım yapmak istediğini ancak Alman ve Fransız savunma sistemlerinin maliyetlerinin yüksek olduğunu belirtiyor. Yeşiltaş’a göre Türkiye, NATO standartlarına uygun sistemleri daha düşük maliyetlerle sağlayabildiği için bu ülkeler açısından cazip hale geliyor.
Uzmanlar: Anlaşmalar olmadan kontrol zorlaşabilir
Riccardo Gasco, Türkiye ile yapılan ayrı ayrı savunma anlaşmalarının hem avantaj hem de risk taşıdığını söylüyor. Gasco’ya göre Avrupa ülkeleri bu sayede kanıtlanmış silah sistemlerine erişim sağlıyor. Ancak bu iş birlikleri siyasi bir çerçeveye oturtulmaz ve üretim, sertifikasyon ile ihracat süreçleri için ortak bir sistem kurulmazsa ortaya dağınık bir yapı çıkabilir. Avrupa’nın yeniden silahlanma programının hedeflerinden biri de zaten savunma alanındaki kuralları azaltmak ve ortak standartlar oluşturmak.
Türk savunma sanayisi Avrupa sistemine dahil edilebilir
Gasco’ya göre bu sorunun çözümü, Türk savunma sanayisinin Avrupa çapında oluşturulacak ortak bir çerçeveye dahil edilmesi olabilir. Böylece Türkiye’den gelen savunma ürünleri Avrupa standartlarına ve denetim mekanizmalarına tabi tutulabilir. Ayrıca silahların hangi ülkelere ihraç edildiği konusunda daha fazla kontrol sağlanabilir. Aksi durumda gelecekte karmaşık bir durum ortaya çıkabileceği belirtiliyor. Gasco, Türk-İtalyan ortaklığıyla üretilecek yeni nesil insansız hava araçlarının sıkı ihracat kurallarına tabi tutulurken, doğrudan Türkiye’den alınan bazı sistemlerin daha farklı koşullarda kullanılabileceğine dikkat çekiyor. Türk yapımı bazı insansız hava araçlarının Mali ve Sudan gibi ülkelerde silahlı gruplar tarafından kullanıldığı da belirtiliyor.
“Türkiye ile iş birliği AB için kaçınılmaz hale gelecek”
Gasco’ya göre Brüksel’de Türkiye’nin savunma sanayisiyle uzun vadeli ve kapsamlı bir iş birliği modeli konusunda yeterince düşünülmüyor. Murat Yeşiltaş da bu görüşe katılıyor. Yeşiltaş, birçok ülkenin Türkiye ile farklı alanlarda giderek daha fazla iş birliği yaptığını belirterek, bu sürecin zamanla AB için “kaçınılmaz bir gerçek” haline geleceğini ifade ediyor. Yeşiltaş’a göre Brüksel’in birkaç yıl sonra oluşacak duruma uyum sağlamak yerine şimdiden Ankara ile resmi bir iş birliği mekanizması kurması daha doğru olabilir.
Türkiye Avrupa savunmasının dışında değil
Uzmanlara göre Türkiye, Avrupa savunma iş birliğinde eksik kalan bir parça değil; zaten bu yapının bir parçası haline gelmiş durumda. Asıl önemli olanın, iş birliğinin yalnızca kriz dönemlerinde değil, sürekli ve kurallara bağlı şekilde yürütülmesini sağlamak olduğu belirtiliyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da NATO Zirvesi’nin başlangıcında yaptığı açıklamada, Türkiye ile savunma ticaretindeki tüm kısıtlamaların kaldırılması çağrısında bulundu. Yılmaz, ancak bu şekilde Türkiye’nin NATO’nun Avrupa kanadının güçlendirilmesine daha fazla katkı sağlayabileceğini ifade etti.
YASAL UYARI: Haber, fotoğraf ve videolarımızı link vermeden kullananlar hakkında hukuki süreç başlatılacaktır. ©ufuk.nl UMG (Ufuk Media Grubu)




