
Sosyal medya platformlarında yapay zeka tarafından oluşturulan içeriklerin sayısı giderek artıyor. YouTube, TikTok ve LinkedIn gibi platformlar yapay zeka ile üretilen içerikleri tamamen yasaklamayı düşünmezken, kullanıcıların bu tür içeriklerle karşılaştıklarını anlamasını sağlayacak etiketleme sistemlerine ağırlık veriyor.
HABER: Mesut Kapar
Yapay zeka içerikleri günlük akışın parçası oldu
Sosyal medya kullanıcıları artık yapay zeka tarafından hazırlanan metin, görsel ve videolarla daha sık karşılaşıyor. Bir gönderi ChatGPT gibi bir araç tarafından yazılmış bir metin olabilirken, başka bir içerik tamamen yapay zeka kullanılarak hazırlanmış gerçekçi bir fotoğraf veya video olabiliyor.
Bazı içeriklerin yapay zeka tarafından üretildiği kolayca anlaşılırken, bazılarını gerçek içerikten ayırt etmek oldukça zorlaşabiliyor. NU.nl'nin platformlarla yaptığı görüşmelere göre sosyal medya şirketlerinin büyük bölümü yapay zeka kullanımına izin veriyor. Ancak temel sınır, kullanıcıları yanıltan veya zararlı sonuçlara yol açabilecek içerikler söz konusu olduğunda çiziliyor.
Yanıltıcı yapay zeka içerikleri risk oluşturuyor
Delft Teknik Üniversitesi'nden yapay zeka araştırmacısı Roel Dobbe, yapay zeka tarafından üretilen yanıltıcı içeriklerin özellikle sağlık gibi hassas konularda ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekiyor. Yanlış sağlık veya ilaç bilgilerinin kullanıcıları yanıltabileceğini belirten Dobbe, çocukların yapay zeka ile hazırlanmış ve gerçekmiş gibi görünen tehlikeli hareket videolarını izleyerek bunları taklit etmeye çalışmasının da risk oluşturduğunu ifade ediyor. Bu nedenle platformlar, yapay zeka içeriklerini tamamen kaldırmak yerine kullanıcıların içerikle ilgili daha fazla bilgi sahibi olmasını sağlamaya yöneliyor.
Yapay zeka içeriklerine etiket geliyor
Avrupa Birliği'nin yapay zeka mevzuatı kapsamında sosyal medya platformlarının yapay zeka kullanılarak oluşturulan görseller konusunda daha şeffaf olması gerekiyor. Instagram, TikTok, Pinterest ve YouTube gibi platformlar yapay zeka tarafından oluşturulan veya yapay zeka ile değiştirilmiş içerikleri etiketlemeye başladı.
Ancak NU.nl'nin görüştüğü platformların hiçbiri yapay zeka içeriklerini genel olarak yasaklama niyetinde olduğunu belirtmiyor. Bunun yerine kullanıcıların gördükleri içeriğin nasıl üretildiğini anlayabilmesi ve buna göre değerlendirme yapabilmesi hedefleniyor.
Platformlar yapay zeka içeriklerini tamamen yasaklamıyor
Bülten platformu Substack'in kurucu ortağı Chris Best'e göre asıl sorun yapay zekanın kullanılması değil, kullanıcıların içerikle ilgili beklentisiyle içeriğin gerçekliği arasındaki fark. LinkedIn ise özellikle düşük kaliteli ve birbirine benzeyen yapay zeka içeriklerinin yayılmasından endişe ediyor. Platform, herhangi bir özgün bakış açısı veya anlamlı katkı içermeyen, düşük kaliteli yapay zeka üretimlerini “AI-slop” olarak nitelendiriyor. LinkedIn yöneticisi Hari Srinivasan, kullanıcıların platforma gerçek insanlarla bağlantı kurmak ve kendi fikirlerini, deneyimlerini ve uzmanlıklarını paylaşmak için geldiğini belirterek bu tür içeriklerle mücadelenin öncelikleri arasında olduğunu söylüyor.
Snapchat yapay zeka videolarını önerilerden çıkarıyor
Snapchat de yapay zekanın insan yaratıcılığını desteklemesi gerektiğini, onun yerini almaması gerektiğini savunuyor.
Şirketin açıklamasına göre tamamen yapay zeka kullanılarak oluşturulan videolar artık Snapchat'in kişiselleştirilmiş Spotlight akışında önerilmeyecek. Spotlight, kullanıcıların diğer kişiler tarafından paylaşılan içerikleri kişiselleştirilmiş bir akış üzerinden keşfetmesini sağlayan bölüm olarak öne çıkıyor.
Yapay zeka etiketleri her zaman yeterli olmayabilir
Avrupa Birliği'nin Yapay Zeka Yasası, yapay zekanın güvenli şekilde kullanılmasını ve temel hakların korunmasını amaçlıyor. Yapay zeka tarafından oluşturulan içeriklerin etiketlenmesi ise düzenlemenin yalnızca bir bölümünü oluşturuyor. Ayrıca Avrupa'daki kullanıcıların bir insanla mı yoksa yapay zeka sistemiyle mi iletişim kurduğunu anlayabilmesi de hedefleniyor.
Delft Teknik Üniversitesi araştırmacısı Dobbe, düzenlemenin önemli olduğunu ancak uygulama ve denetim konusunda hâlâ eksiklikler bulunduğunu belirtiyor. Yapay zekanın hızla gelişen yeni bir alan olması nedeniyle yeterli donanıma sahip denetim mekanizmalarının henüz tam anlamıyla oluşmadığına dikkat çekiyor.
Platformların yapay zeka verileri belirsizliğini koruyor
Teknoloji şirketleri yapay zeka içeriklerinin arttığını söylese de bu artışın boyutunu gösteren kapsamlı veriler kamuoyuyla düzenli olarak paylaşılmıyor. Ayrıca platformların sorunlu yapay zeka içerikleriyle karşılaştığında ne sıklıkla müdahale ettiği de tam olarak bilinmiyor. Şirketler yapay zeka içeriklerini nasıl tespit ettiklerine ilişkin ayrıntılı yöntemleri çoğu zaman açıklamazken, kullandıkları tespit araçlarının başarısına ilişkin bazı istatistikleri paylaşıyor. Bu durum, sosyal medyada gerçekten ne kadar yapay zeka içeriği bulunduğunun ve platformların bunları ne ölçüde kontrol edebildiğinin net şekilde ortaya konmasını zorlaştırıyor.
Yapay zeka etiketleri kullanıcı verisi de sağlıyor
KPMG'den yapay zeka uzmanı Marc van Meel'e göre yapay zeka etiketleri yalnızca Avrupa mevzuatına uyum sağlamak amacı taşımıyor. Bu etiketler aynı zamanda platformlara kullanıcı davranışları hakkında yeni veriler sağlayabiliyor. Örneğin bir kullanıcının yapay zeka tarafından oluşturulan müzikleri dinlemesi, hangi tür içeriklerden hoşlandığı ve yapay zeka üretimi içeriklere ne kadar açık olduğu konusunda platforma bilgi sağlayabiliyor. Van Meel, bu tür davranış verilerinin daha sonra platformların algoritmalarında kullanılabileceğini belirtiyor. Kullanıcıların hangi içeriklere ilgi gösterdiği, ne kadar süre izlediği ve nasıl tepki verdiği de analiz edilebiliyor.
Siyasi aktörler de bu verilerden yararlanabilir
Kullanıcı davranışlarının bu şekilde analiz edilmesi yalnızca sosyal medya şirketleri açısından önem taşımıyor. Elde edilen veriler, siyasi aktörler tarafından da kullanılabilecek bir bilgi kaynağı oluşturabilir. Yapay zeka sayesinde kısa sürede çok sayıda görsel, video ve metin üretilebilmesi, platformların hangi içeriklerin kullanıcıların ilgisini çektiğini daha kolay ölçmesine olanak tanıyor. Bu nedenle yapay zeka içeriklerinin yaygınlaşması, yalnızca içerik kalitesi veya şeffaflık açısından değil, kullanıcı verilerinin nasıl toplandığı ve kullanıldığı açısından da yeni tartışmaları beraberinde getiriyor.
Sosyal medya akışlarında yapay zeka etiketi daha sık görülecek
Yapay zeka üretimi içeriklerin sayısının artmasıyla birlikte kullanıcıların sosyal medya akışlarında bu tür içeriklere ait etiketleri daha sık görmesi bekleniyor. Ancak bir içeriğin üzerinde “yapay zeka tarafından oluşturuldu” ibaresinin bulunması, kullanıcının içeriğin doğruluğunu veya güvenilirliğini otomatik olarak değerlendirebileceği anlamına gelmiyor.
Platformların yapay zeka içeriklerini tespit etme sistemlerinin ne kadar başarılı olduğu, sosyal medyada gerçekte ne kadar yapay zeka üretimi içerik bulunduğu ve sorunlu içeriklere ne ölçüde müdahale edildiği ise hâlâ büyük ölçüde belirsizliğini koruyor.
YASAL UYARI: Haber, fotoğraf ve videolarımızı link vermeden kullananlar hakkında hukuki süreç başlatılacaktır. ©ufuk.nl UMG (Ufuk Media Grubu)




