BIST 100
11.519,01 0,78%
DOLAR
49,5776 0,06%
EURO
55,7275 0,23%
GRAM ALTIN
6.571,58 -0,37%
BITCOIN
81.458,00 -0,56%
FAİZ
39,54 -0,10%
GÜMÜŞ GRAM
91,54 0,64%
GBP/TRY
66,2603 0,44%
EUR/USD
1,1232 0,17%
BRENT PETROL
108,34 1,35%
ÇEYREK ALTIN
10.744,53 -0,37%
İstanbul Parçalı Az Bulutlu
İstanbul hava durumu
20 °
  • ANASAYFA
  • Avrupa
  • Almanya’da çocuk isteği yüksek, doğum oranı dipte

Almanya’da çocuk isteği yüksek, doğum oranı dipte

hamile-dogum-2026-1

Almanya’da toplumun büyük bölümü çocuk sahibi olmak istemesine rağmen gerçek doğum sayıları bu isteğin oldukça gerisinde kalıyor. Federal Nüfus Araştırmaları Enstitüsü’nün (BiB) verilerine göre insanların yüzde 90’ı çocuk sahibi olmak istediğini belirtirken, kadın başına düşen ortalama çocuk sayısı 1,32’ye kadar geriledi. Araştırmacılar, savaş ve ekonomik belirsizlikten yüksek konut maliyetlerine, kariyer kaygılarından gelecek endişesine kadar birçok faktörün aile planlarını ertelediğine dikkat çekiyor.

HABER: A. Hamit Sürmeneli

FReDA aile ve nüfus araştırmasının verilerine dayanan çalışma, yılda iki kez yaklaşık 30 bin kişinin görüşlerini ortaya koyuyor. Araştırma, Almanya’da insanların arzuladığı aile büyüklüğü ile gerçekte ortaya çıkan doğum oranı arasındaki farkın giderek açıldığını gösteriyor. 2021 yılında 1,58 olan toplam doğurganlık oranının 2025’e gelindiğinde 1,32 seviyesine gerilemesi, bu eğilimin boyutunu ortaya koyuyor.

İdeal aile iki çocuk civarında

Katılımcılara ekonomik, sosyal veya başka herhangi bir engelin bulunmadığı ideal koşullarda kaç çocuk sahibi olmak istedikleri sorulduğunda ortalama yanıt 2,2 çocuk oldu. Bu rakam, Alman toplumunda iki çocuklu aile modelinin hâlâ güçlü bir ideal olarak varlığını koruduğunu gösteriyor. Buna karşın gerçek yaşam koşullarında planlanan çocuk sayısında düşüş başladı. 2024 yılına kadar yaklaşık 1,8 seviyesinde seyreden ortalama çocuk isteği, 2025 araştırmasında ilk kez belirgin şekilde geriledi. Kadınların planladığı ortalama çocuk sayısı 1,7’ye, erkeklerin ise 1,6’ya düştü. BiB Başkan Yardımcısı Martin Bujard, arzu edilen çocuk sayısıyla gerçekleşen doğurganlık arasındaki farkın dikkat çekici boyutta olduğunu belirtiyor. Başka bir ifadeyle, birçok kişi çocuk sahibi olmak istese de yaşam koşulları bu isteğin hayata geçirilmesini giderek zorlaştırıyor.

Konut masrafları aile planlarını zorluyor

Araştırmada gençlerin aile yaşamına ilişkin memnuniyetleri de ele alındı. Kreş olanakları ve doğaya erişim gibi konularda görece olumlu değerlendirmeler yapılırken, konut konusu en önemli sorunlardan biri olarak öne çıktı. Katılımcıların yalnızca yüzde 22 ila 29’unun mevcut konut koşullarından memnun olduğunu belirtmesi, barınma sorununun aile kurma kararındaki ağırlığını ortaya koydu. Yüksek kira ve satın alma maliyetleri, özellikle çocuk sahibi olmayı planlayan genç yetişkinler açısından önemli bir ekonomik baskı oluşturuyor. İş ve gelir konusundaki belirsizlikler de benzer biçimde etkili. Araştırmaya göre işinden, gelirinden ve konut koşullarından memnun olan kişilerin önümüzdeki üç yıl içinde çocuk sahibi olmayı planlama ihtimali yaklaşık yüzde 5 daha yüksek. Bu ilişkinin kadınlarda daha belirgin olduğu belirtildi.

Savaş en büyük gelecek kaygısı

Aile planlarını etkileyen faktörler yalnızca ekonomik koşullarla sınırlı değil. Araştırmada katılımcıların yüzde 85’i savaş konusunda endişeli veya çok endişeli olduğunu ifade etti. Böylece savaş, gençlerin geleceğe yönelik kaygıları arasında ilk sıraya yerleşti. Almanya’daki demokrasinin zarar görebileceği yönündeki endişeler de önceki döneme kıyasla yükseldi. İklim değişikliği ise özellikle genç yetişkinlerin önem verdiği diğer temel gelecek sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Araştırmacılara göre farklı krizlerin aynı dönemde yoğunlaşması, gençlerin gelecek konusunda daha temkinli karar vermesine neden oluyor. Ekonomik belirsizlik, savaş, iklim değişikliği ve siyasi istikrara ilişkin endişeler aynı anda yaşandığında çocuk sahibi olmak daha büyük bir risk olarak algılanabiliyor.

Yoğun kaygı çocuk isteğini azaltıyor

Araştırmada geleceğe yönelik kaygıların çocuk sahibi olma planları üzerindeki etkisi de dikkat çekiyor. Demokrasi ve iklim konusunda ciddi endişe taşıyan kadın ve erkeklerin daha az çocuk sahibi olmayı düşündüğü görüldü. Savaş korkusunun ise özellikle erkeklerin aile planlarında daha belirgin bir etkisi olduğu belirtildi. Araştırmacılar, bu durumun olası askerlik hizmetinin erkekler açısından daha doğrudan bir gelecek riski olarak algılanmasıyla bağlantılı olabileceğini değerlendiriyor. Genel olarak geleceğe ilişkin yoğun kaygı yaşayan kişilerin çocuk sahibi olma isteğinin yaklaşık yüzde 10 azalması, ekonomik faktörlerin yanı sıra psikolojik ve toplumsal koşulların da aile planlamasında önemli rol oynadığını ortaya koyuyor.

Ertelenen çocuk planları doğumları düşürüyor

Uzmanlara göre Almanya’daki düşük doğurganlık oranının önemli nedenlerinden biri, çocuk sahibi olma kararının sürekli ileri bir tarihe bırakılması. İki çocuk isteyen bir çift ekonomik belirsizlik, uygun konut bulamama veya kariyer planları nedeniyle ilk çocuğu birkaç yıl ertelediğinde, ikinci çocuk için kalan süre de daralabiliyor. Biyolojik yaş sınırları nedeniyle uzun süre ertelenen aile planları, başlangıçta iki çocuk olarak düşünülen bir ailenin sonunda tek çocukla sınırlı kalmasına yol açabiliyor. Böylece bireylerin çocuk sahibi olma isteği tamamen ortadan kalkmasa bile gerçekleşen doğum sayısı düşüyor.

Araştırmacılara göre Almanya’da doğum oranını yükseltmek için yalnızca insanları daha fazla çocuk sahibi olmaya teşvik etmek yeterli olmayacak. Uygun fiyatlı konutların artırılması, güvenilir ve erişilebilir çocuk bakım hizmetlerinin sağlanması, istikrarlı çalışma koşullarının oluşturulması ve aile yaşamıyla kariyer arasında daha iyi bir denge kurulması gerekiyor. Böylece çocuk sahibi olmak isteyen ancak mevcut koşullar nedeniyle kararını erteleyen kişilerin önündeki engellerin azaltılması hedefleniyor.

YASAL UYARI: Haber, fotoğraf ve videolarımızı link vermeden kullananlar hakkında hukuki süreç başlatılacaktır. ©ufuk.nl UMG (Ufuk Media Grubu)

Reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.