
Hollanda koalisyon hükümeti hayal kırıklıklarının yanında, yeni umutlar ve programıyla göreve başladı.
Eskisinden daha iyi olacağını yazmış ve çizmiştik.
Türk etnik kökeni, Avrupa Müslümanı Türk, Hollandalı Müslüman -Türk, Anadolu Türk – Müslümanı, ikinci generasyon, ne derseniz deyin ne isim verirseniz verin, var olan etnik sorunlarımıza çözüm istemek en olağan politik, siyasi, sosyal, kültürel ekonomik hakkımızdır diyorum.
Yeni hükümet ve olumlu hava
Geçmiş yıllarda var olan olumsuzluklarda, hak ve hukuk kayıplarında olan yasal düzenlemelerde belirgin durulma olmasını umuyoruz. Bunun ileride kaybolan hakların geri verileceğini ve iade edilmesinin uluslararası söylemere göre bir mecburiyet olduğunu burada belirtmek gerek.
Yeni gelişmeler
Hollanda Sosyal Kültürel Planlama Bürosu geçmiş aylarda üç farklı araştırma raporu yayınladı. Bu büronun yaptığı araşmalar ciddi olduğu kadar, Hollanda'da hükümetlerinin ve yasa hazırlayıcı bürokratların da önem verip, çeşitli projeler için kulladıkları güvenilir ve güzel kaynaklardır. Yapılan araştırmalarda , Batılı olmayan Müslüman toplumundaki inanç ve etnik kökene bağlı gelişmeler, Hollanda devlet kurumlarına duyulan güven ve ilişkiler, Hollandalı komşularla yaşama olgusu , iş pazarındaki gelişmeler, ayırımcılık vede göçmenler olarak yasadığımız ülkeyi yaşanabilinir kabul ediyor muyuz? gibi konular ele alınmış.
Zayıfların zayıflıkları
Yayımlanan bu raporda; geçmiş 15 yılda Hollanda'da ki hükümetlerin her ne kadar göçmenleri günah keçisi olarak görüp ona göre hareket etseler de; uygulamalarında istenen başarı grafiğini yakalayamakdıkları görülüyor.
Yeni projeler
Araştırmalara söz konusu olan grubların geri kalmışlığını gidermek için ilk önce istihdamı destekleyici eğitim ve destek projeleri yaşama geçirilmelidir. Çok az bir bütçe ile uzun yıllar ekonomiye katkı sağlayacak göçmenleri topluma yeniden kazandırabiliriz. Kendini evinde hisseden göçmenler haliyle; ev, mobilya, araba v.s... alacak ve toplumsal hayata katılarak ekonomiye katkıda bulunacaktır. Daha da açıkçası geçici de olsa kapilatizmin kronik krizlerinin hafiflemesinde rol oynayacaklardır. Öyle ki: Yaranın varlığından kimsenin süphesi yok. Sorunun kaynağı; bu yara kangren olmadan biran önce tedavine başlanmasında yatıyor.
İki ülkeye de bağımlılılık
Bir insanın yaşadığı ülkeyi her yönüyle (toplumsal, kültürel, ekonomik ve beşeri) kabullenmesi, sevmesi ve geleceğini ona göre hazırlanması gayet tabii önemli bir gereksinimdir... Özellikle ikinci dünya savaşından sonra, Hollanda gibi sanayisi gelişmiş ülkeler iş açığını kapatabilmek için Fas ve Türkiye gibi ülkelerden işçi almaya başlamışlardı. Bunu unutmamak gerek. Kaldı ki Hollanda'da işçi açığını kapatmak için gelen bu insanlar sonraları geldikleri ülkelerden kopamadıkları gibi, tam aksine yerleşmeye karar verdikleri Hollanda için ayrı bir azim ve mücadele çabası içerisine girdiler. Bu mücadelenin bu gün dahi devam etmekte olduğunu görüyoruz..Boşuna dememişler doğduğun yer mi, doyduğun yer mi diye...Bu manada benim düşüncem; her iki ülkeyide sevip iki ülke için de çalışmak (loyaliteiten) her ikisine de bağlı olmaktan doğal sosyolojik bir gelişme olamaz.
Yeni umut ve güzel dileklerle başlayalım 2013 yılına.
İhtiyacımızda var hakikaten.
Uzun yıllar olumsuz bir hava teneffüs ettik.
Artık bol güneşli ve enerjili dolu havalar görmemiz gerekli.
Nazım'ın dediği gibi:
"Güzel günler göreceğiz çocuklar
Motorları maviliklere süreceğiz
Çocuklar inanın inanın çocuklar
Güzel günler göreceğiz güneşli günler.
Hani şimdi biz
Bir peri masalı dinler gibi seyrederiz
Işıklı caddelerde mağazaları,
Hani bunlar
77 katlı yekpare camdan mağazalardır.
Hani şimdi biz
İnanın güzel günler göreceğiz çocuklar
Güneşli günler göreceğiz
Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar
Işıklı maviliklere süreceğiz."
Mutlu ve yeni bir yıl başlangıcı dileklerimle soru ve düşüncelerinizi sucu12@zonnet.nl posta adresime bekler, saygılarımı sunarım.





