

Alman şirketlerinin yurt dışındaki yatırımları hızla artarken, bu yatırımların arkasındaki motivasyon da değişiyor. Alman Ekonomi Enstitüsü’nün (IW) araştırmasına göre maliyetleri azaltma amacıyla yurt dışına yönelen şirketlerin sayısı yükselirken, bu eğilim Almanya’daki üretim tesisleri, tedarik zincirleri ve nitelikli istihdam açısından yeni riskler oluşturuyor.
HABER: A. Hamit Sürmeneli
IW verileri, Alman şirketlerinin yurt dışındaki doğrudan yatırım stokunun 2010 yılında yaklaşık 832 milyar avrodan 2024’te 1 trilyon 689 milyar avroya yükseldiğini ortaya koyuyor. Ancak bu rakam, yatırımların tamamının Almanya’daki üretimin başka ülkelere taşındığı anlamına gelmiyor. Doğrudan yatırım stokundaki değişimde yeni fabrika ve tesis yatırımlarının yanı sıra şirket iştiraklerinin değerindeki değişimler, grup içi krediler, elde tutulan kârlar ve döviz hareketleri de etkili oluyor.
Maliyet baskısı yatırımları değiştiriyor
Alman şirketlerinin yurt dışına yatırım kararlarında maliyetlerin ağırlığı giderek artıyor. Alman Sanayi ve Ticaret Odaları Birliği’nin (DIHK) verilerine göre, yurt dışında yatırım yapan sanayi şirketlerinin yüzde 41’i maliyetleri azaltmayı temel gerekçe olarak gösteriyor. Bu oran bir önceki yıl yüzde 35 seviyesindeydi.
Böylece maliyet avantajı, 2008’den bu yana ilk kez Alman sanayi şirketlerinin yurt dışı yatırım kararlarında en sık dile getirdiği neden haline geldi. Özellikle yüksek iş gücü maliyetleri, enerji fiyatları ve düzenleyici yükler şirketlerin üretim merkezlerini yeniden değerlendirmesine neden oluyor.
IW ekonomisti Samina Sultan da kâr marjlarının daralması halinde şirketlerin daha düşük maliyetli üretim merkezlerine yönelme eğiliminin güçlendiğine dikkat çekiyor. Bununla birlikte araştırmada, şirketleri Almanya dışına yönelten maliyet unsurunun tek başına işçilik giderleri mi, enerji fiyatları mı yoksa düzenlemeler mi olduğu kesin biçimde ayrıştırılamıyor.
Almanya yatırımlarında kritik kırılma
Alman şirketlerinin yurt dışındaki yatırımlarının geçmişte Almanya’daki yatırımlarla doğrudan bir rekabet içinde olmadığı görülüyordu. Aksine, 2023 yılına kadar yurt dışında yatırım yapan şirketlerin Almanya’daki yatırım planları çoğunlukla sektör ortalamasının üzerinde seyrediyordu.
Bu durum, uluslararası büyümenin Almanya’daki faaliyetleri de destekleyebildiğine işaret ediyordu. Ancak 2024 itibarıyla tablo değişmeye başladı. Yurt dışında yatırım yapan şirketlerin Almanya’daki yatırım planları sektör genelinin biraz altına geriledi. IW, bu değişimin yurt dışındaki yatırımların artık Almanya’daki yatırımların tamamlayıcısı olmaktan çıkıp kısmen alternatifi haline geldiğine dair bir sinyal olabileceğini belirtiyor. Araştırma doğrudan kaç fabrikanın kapandığını veya kaç işin Almanya’dan başka ülkelere taşındığını ortaya koymasa da yatırım eğilimindeki değişimin yakından izlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Bu gelişme özellikle Almanya'nın sanayi altyapısı açısından önem taşıyor. Üretimin başka ülkelere kayması yalnızca fabrikaları değil, bu fabrikalara parça, hizmet ve lojistik sağlayan yerli tedarikçileri de etkileyebilir.
Çin’de üretim küresel rekabete dönüştü
Alman şirketlerinin yurt dışındaki yatırımlarında Çin’in konumu da dikkat çekici biçimde güçlendi. Alman şirketlerinin Çin’deki doğrudan yatırım stoku 2010'dan 2024'e kadar yüzde 281 arttı. Buna karşılık aynı dönemde Almanya’nın Çin’e ihracatındaki artış yaklaşık yüzde 67’de kaldı. IW, iki gösterge arasındaki belirgin farkın Alman şirketlerinin daha önce Almanya’dan Çin’e ihraç ettiği bazı ürünleri artık doğrudan Çin’de üretmeye başlamış olabileceğine işaret ettiğini belirtiyor.
Özellikle otomotiv sektörü bu dönüşümden güçlü biçimde etkileniyor. Alman otomotiv şirketlerinin dünya genelindeki yurt dışı yatırımlarının yaklaşık dörtte biri 2024 itibarıyla Çin’de bulunuyor. Çin pazarı böylece yalnızca satışların gerçekleştirildiği bir merkez olmaktan çıkarken, üretim ve yatırım açısından da Alman otomotiv şirketlerinin küresel stratejisinde daha büyük bir rol üstleniyor.
Çin fabrikaları Almanya ile yarışıyor
Çin’deki Alman yatırımlarındaki en önemli değişimlerden biri de üretimin yalnızca Çin iç pazarına yönelik olmaktan çıkması. Alman Dış Ticaret Odası tarafından yapılan araştırmaya göre, Çin’de faaliyet gösteren Alman şirketlerinin yüzde 28’i burada ürettikleri ürünleri üçüncü ülkelere ihraç ediyor. Bu durum, Çin’deki Alman fabrikalarının yalnızca Çinli şirketlerle rekabet etmediğini gösteriyor. Söz konusu tesisler, bazı ürünlerde Almanya’daki üretim merkezleriyle aynı uluslararası pazarlarda müşteri ve sipariş için de yarışabiliyor. Uzmanlara göre risk yalnızca üretimle sınırlı değil. Araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin de zamanla üretimin bulunduğu ülkelere kayması halinde Almanya’nın yüksek katma değerli işlerdeki konumu zayıflayabilir. Bu nedenle mesele, fabrikaların nerede kurulduğunun ötesinde teknoloji geliştirme kapasitesinin hangi ülkelerde yoğunlaşacağı açısından da önem taşıyor.
ABD’de tablo farklı seyrediyor
Alman şirketlerinin yurt dışındaki yatırımlarında en büyük tek ülke ABD olmaya devam ediyor. 2024 itibarıyla Alman doğrudan yatırım stokunun yüzde 27,3’ü ABD’de bulunuyor. Avrupa Birliği ülkeleri birlikte değerlendirildiğinde ise toplam pay yaklaşık yüzde 38’e ulaşıyor. Çin’in payı yüzde 6,5 seviyesinde kalıyor. ABD yatırımlarında Çin’den farklı bir tablo ortaya çıkıyor. 2010-2024 döneminde Alman şirketlerinin ABD’deki yatırımları ile Almanya’dan ABD’ye yapılan ihracat genel olarak paralel biçimde arttı. Bu nedenle ABD’ye yapılan yatırımların Almanya’daki üretimin doğrudan ikamesi olduğuna yönelik güçlü bir tablo bulunmuyor.
Donald Trump döneminde uygulanan ve genişletilen gümrük vergilerinin Alman şirketlerini ABD’de üretime yöneltip yöneltmediği de yakından izleniyor. Ancak mevcut verilere göre Alman şirketlerinin ABD’ye kitlesel biçimde yatırım taşıdığına ilişkin net bir kanıt bulunmuyor. 2026’nın ilk yarısındaki Alman doğrudan yatırım akışı, 2024’ün aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 80 daha düşük gerçekleşti.
IW’nin değerlendirmesine göre asıl tartışma, Alman şirketlerinin küresel rekabet gücü ile Almanya’nın sanayi kapasitesinin aynı şey olup olmadığı noktasında yoğunlaşıyor. Bir Alman şirketinin daha düşük maliyetli bir ülkede üretimini artırması şirketin küresel pazardaki konumunu güçlendirebilir. Ancak aynı karar Almanya’daki üretim hacmini, yerli tedarikçilerin siparişlerini ve istihdamı olumsuz etkileyebilir.
Bu nedenle IW, Almanya’nın üretim maliyetlerini aşağı çekmeye yönelik ekonomik reformlara ağırlık vermesi gerektiğini savunuyor. Özellikle enerji maliyetleri, iş gücü giderleri ve düzenleyici yüklerin azaltılması, şirketlerin üretim kararlarında Almanya’yı yeniden daha cazip hale getirebilecek başlıca alanlar arasında görülüyor. Enstitü ayrıca Çin konusunda hükümetin Alman şirketlerinin küresel başarısı ile Almanya’daki üretim ve istihdamın korunması hedeflerini birbirinden daha net biçimde ayırması gerektiğine dikkat çekiyor. Almanya açısından temel soru artık yalnızca şirketlerin ne kadar büyüdüğü değil, bu büyümenin ne kadarının ülke içinde üretim, yatırım ve nitelikli istihdam yarattığı olacak.
YASAL UYARI: Haber, fotoğraf ve videolarımızı link vermeden kullananlar hakkında hukuki süreç başlatılacaktır. ©ufuk.nl UMG (Ufuk Media Grubu)



