BIST 100
13.458,10 1,24%
DOLAR
47,5119 0,11%
EURO
54,8195 0,08%
GRAM ALTIN
6.175,37 -1,31%
FAİZ
42,05 0,12%
GÜMÜŞ GRAM
87,99 -2,27%
BITCOIN
63.076,00 0,75%
GBP/TRY
64,0875 0,16%
EUR/USD
1,1527 -0,01%
BRENT
87,93 1,21%
ÇEYREK ALTIN
10.096,73 -1,31%
İstanbul Açık
İstanbul hava durumu
27 °

Umut fakirin ekmeği, ye babam ye

Reklam
Umut fakirin ekmeği, ye babam ye

Ekonomik sıkıntılar ruhi sıkıntıları da bereberinde getirdi. Her ne kadar yoksulluk ve umutsuzluk insanımızı kendi kabuğuna doğru daha da itsede, uzmanlarımız zor dönemlerde başarıyı elde etmenin daha da anlamalı olduğu konusunda hem fikirler.

Öyle ya! Her karanlık gecenin birde  umutlu ve  mutlu gündüzü mutlaka oluyor elbette.

Yeni bir nesil

Yaşam her dönemde yeni umutlarla yeşerip filizlenerek büyümek zorunda. Bizlerin yeni umutlu yarınlara bügünkünden fazla ihtiyacımız varken Yeni nesle ihtiyacı olan Hollanda eğitimli Türk göçmenini (beyin göçü) kaybetti ve kaybetmeye devam ediyor. Daha önce de söylemiştik; ruhunu kaybeden bedenden ne kadar yarar ve verim bekleyebilirisinizki ?

Geçmişten bir alıntı

Ortada umut ve umutsuzluk ikilemi arasında geçmişini arayan bir toplumun varlığını gözlemliyoruz. Hatırımda kaldığınca, Hollanda hükümetinin çocuk paralarına düşünülen kısıtlama ve uygulamak istenen kimlik yasasına karşı 20 bin göçmen Utrech’te birlike omuz omuza yürüyebilmiştik. Ancak ne acıdır ki günümüzde hiçbir kurum veya kuruluş böyle bir eylemin içinde olma cesaretini kendinde bulamıyor.  Neden? Bırakın 20 bini, 2 yüz kişiyi bir araya getiremiyorlar da ondan. Oysa günümüzde; kişisel tepkiler, ağlama ve sızlanmalar gibi bireysel çabaların dışında “Demokratik sosyal tepkiyi “ yönlendirecek  kurumsal tepkilere ne kadar da ihtiyacımız var.

Neden göremiyoruz ?

Yılgınlığın ve isteksizliğin en büyük nedeni; bireyin kendi problemine sahip çıkacak olgunlukta ve toplumsal birlik bilincide olamaması. Ayrıca sivil toplum önderlerinin kendi bünyesindeki yapılanmaya güvenememesi de ikinci neden. Akademik kariyeri olan entel, aydın ve göçmenlerimiz kendi işyerlerini, kariyerlerini ve koltuğunu kaybetmekten korkuyorlar. Kaldı ki toplumu temsil eden kurumlar kendi aralarında yeterli derecede ilişki ağına sahip olmadıkları için Türk toplumunu ne derece de  temsil ettiklerinin de bilincinde olamıyorlar.

Toplum önderlerinin önemi..!

 Hitap ettiği kendi toplumunda bir değeri olmayan, toplumun sorunlarını gündeme getiremeyen ve çözüm yollarını arayarak gerekli girişimlerde bulunamayan, ancak tutkalla yapıştırılmış gibi koltuğundan da kalkamayan toplum önderlerine ne kadar da sıkça rastlar olduk. Oysa toplumun haklı çıkarlarını savunan, değer ve saygı gören karizmatik liderlere ne kadar da ihtiyacımız var aslında.

Sakın yabana atmayın bu durumu. Zira dilini ve dinini unutmaya yüz tutmuş, asimile olmaya aday bir Türk toplumu ile karşı karşıyayız bu dönemlerde. Yeni nesil ile aileleri arasında sosyo kültürel anlamda uçurumlar ve kayda değer bir erozyon gözlemlenmekte.

İşte dananın kuyruğuda burada kopuyor zaten. Asimile olan bir toplumdan kendi grub çıkarlarını savunması beklenemez ki zaten.  Bu ortamda yetişen gençliğin olsa olsa  “Kraldan kralcı “ sözüne uygun yaşam kriteri ve gelecek beklentisi olabilir. Fazlası değil.

 Geçmişten bir örnek.

 Örnek olarak; 20 yıl önce yapılan bir araştırmaya göre; Hollanda’da yaşayan Endenozya kökenli Endonozların  % 35’i kendilerini Hollandalıdan daha çok Hollandalı hissediyormuş. Bizler de bir gün kendimizi Holandalı’dan daha çok Hollandalı hisseden bir Türk toplumunun içerisinde bulursak şasmamak gerekir. Zaten istenen de o. Bu isteklerine sahip olsalardı zaten ağrımayan başımıza ağrı olan ne uyum derdi, ne aile birleşimi, ne dil dersleri ve de uyum diploması alma gibi maazeretleri olurdu. Bunun en büyük delili ise bu zorlamaların sadece belli toplumlara geçerli olması.

Lafın kısacası; Toplumun sorunlarına sahip çıkacak, kendinin ve görevinin bilincinde adam gibi görev adamlarına çok ihtiyacımız var. Umarız umutsuzluğun ön plana çıktığı bu yazımız da bir gun tarih olur da bir gün umut yine haklı çıkar.

Her olayın ve her dönemin kendi doğal gelişimi içerisinde yaşanması gerektiğine inanan biri olarak, bu döneminde yaşanması gerektiğine inanan biriyim. Bizleri kıskaca alan bu umutsuz günlerde, düşünmek, araştırmak ve yeniden bireysel  benlik ve kimlikle toplumsal bilince ve sorumluluğa  kavuşmak umuduyla. Öyle ya, “Umut fakirin ekmeği ye babam ye”

Umutlu ve mutlu düşüncelerinizi sucu12@zonnet.nl adresine bekliyorum.

Hoşçakalın.

Reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.