
Bu kış günlerinde Türkiye’de olmanın ayrı bir tadını çıkarırken, yazımla da bir an önce okurlarımla buluşmak istedim.
Hollanda’da ekonomik kriz Türkiye’de olduğu gibi teğet geçmiyor. Bir ateş topu misali etrafını yakıp, yıkıp kavuruyor. Bunların içerisinde en önemlisi ise belki de aile birliğinin tahribatı olsa gerek.
2010 yılı Türk toplumunu Hollanda’da mutsuz ve fakir kıldı. Ekonomik sorunların yanına bir de aile geçimsizliği eklenince içinden çıkılmaz bir hal aldı. Muhafazakarından libareline; ortodoksundan katoligine Hiristiyanlarda ‘Aile toplumun temel taşıdır’ şeklinde genel bir kanı vardır. Ancak son zamanlarda öyle şöyler duyar ve görür olduk ki, bir toplumun temel çekirdeği olan yuvalar bir bir yıkılmakta. Bu yazımda biraz bu konuya eğilmek istedim.
Genel sorun nedir ?
Genel sorun sahip olduğumuz değerleri bilememek ve var olan imkanları zamanında ve yerinde değerlendirememek olsa gerek. Elbette önce ebeveynler olarak kendimize bir bakmalıyız. Öyle ki Son 50 yılda ne isteğini bilmeyen bir birey olma yolunda kişesel gelişimini tamamlamayan mutsuz ve kanaatsız bir gençlik yetiştirme yolunda adeta yarışır olduk sanki. İtiraf etmemiz gerek ki sahip olduğumuz değerlerle mutlu olma sanatını toplum olarak maalesef hala öğrenmedik.
Çocukların yetiştirilmesi ve eğitimi
Çocukarın eğitimi genelde sağlam temelleri olan bir aile tarafından sağlanmalıdır. Tabiki çocuğun kişisel gelişimi ve bireysel yetenekleri, arkadaş çevresi ve istekleri kendi gelişiminde de elbette büyük rol oynamaktadır. Bilmeliyiz ki; mutlu ve başarılı genç bir nesil yetiştirmek, uyumlu ve mutlu bir aile ortamından geçer. Aslında mutluluğun tanımını yapmakta kolay değil. Her aile ve birey için değişik zevkler veya küçük başarıların adı bazen mutluluk olabilir mi mesela…
Çocukların geleceğe yönelik evlilik planları
Çocukların yeni bir gelecek için mutlu bir yuva kurmaları her anne babanın kalbinde, bazen dilende var olan başka bir özlemdir. Mutsuz bir aile ortamından ve dağılmış ailerinin çocukları genelleme yapmamakla birlikte mutsuz olmaktalar. Günlük aile ilişkilerimdeki izlenimlerime göre, bazen başka ailelerdeki farkı gören gençler, “siz neden kavga etmiyorsunuz” gibi sorular sorabilmekteler. Bir başka tarafından bakacak ta olursak aile içi mutsuzluk nesilden nesile devam eden kalıcı aile kültürde olabilmekte bazen.
Aile içi şiddet
Aile içi siddeti kabul etmek ve onaylamak mümkün değildir. İster gelenek densin, isterse töre: Hiç bir neden aile içi şiddeti meşru kılamaz. Bu manada tabiki aile içi siddet ve töre cinayetleriyle mücadele edilmelidir. Ancak şu soruya dikkat etmek lazım. Töre cinayetleri veya aile içi şiddetle alakalı uygulanan methodlar doğru mu? Veya verilen hizmetler gerçek ihtiyacı olan gruba ulaşabiliyor mu acaba?
Türk aile birliğinin dağılması
Unutmamalıyız ki Türk – aile birliğinin dağılması asimilasyonu da hızlandıran bir etkendir. Bundan dolayıdır ki Türk toplumunun sorunlarının çozümünde belirli bir toplumsal çalışma ve katkıyı beklemek zor olsa gerek.
Göçmenlerin Hollanda’ya yerleşiminde gözlenen Akkültürasyonu (kültürel kaynaşma veya değişimi ) bu gün bizlerde yaşamaktayız...Bu değişimleri, bozulan aileler ve onların yaşamış oldukları göçmenlikten utanma sebebi olarak sıralayıp, bizlerin de sonunu Endonozyalı göçmenlerin yaşadıkları haller bekler gibi oldu.
Kendi aile değerlerini daha iyi anlamak
Var olan birliğimizi ve dirliğimizi daha iyi anlamak ve buna sahip çıkmak için küçük ama güzel seyler yapmak gerek. Başkalarına hoş görünmek için değil de; özümüz de var olan güzel değerlerimize sahip çıkarak güzel seyler yapmak durumundayız.
Ne yapabiliriz ?
Mesela Hollanda’da yeterince dernek ve camilerimiz ve bu camilerimizin kantinleri ve salonları var. Cuma akşamları ailelerin gençlerle gelip birlikte sohbet edebilecekleri, çay, kahve hatta mercimek ve yayla çorbasını birlikte içebilecekleri kültür akşamları düzenlenemez mi mesela? Bazen küçük gibi görünen şeyler birileri için oldukça önem arzedebilir. Düşünüyorum da; o anda sorunu olan ailenin içinde bulunduğu; pisikolojik kriz, yalnızlık, umutsuzluk veya hiç kimse tarafından kabül görmeme...vs...gibi sorunlarını birileriyle paylaşması. Derdine derman bulması..Hiç değilse birlikte içilen bir bardak çay veya kahvenin vereceği huzuru düşünebiliyor musunuz? Bu durumun aile birliğine, Türk toplumunun ve camilerin geleceğine vereceği hizmeti ve katkıyı şimdiden görebilmekteyim!
Ve elbette ki bu yazdıklarımın yanısıra bireyin tercihlerine ve özgür şeçimlerine sonsuz saygım da var. Bireysel özgürlükler ve tercihler bazen toplumun ihtiyaçlarını ve isteklerini karşılamada yeterli olmayadabilir.
Son olarak: Bazen kendimi “ Batı Avrupa’ya seyreden bir geminin güvertesinde Şark kültürüne geri adımlarla koşan bir garip yolcu” ya da benzetmiyor değilim hani....Diyor ve yuvaların yılmadığı huzurlu bir toplum olma yolunda...öneri ve dileklerinizi sucu12@zonnet.nl posta adresine bekliyorum.
Saygılarımla.
Nevşehir/Türkiye





