
Multifestijn şüphesiz Hollanda’da yaşayan gurbetçilerin düzenlediği mustesna faaliyetlerden biridir.
Yıllardır beğenilen bu festival artık gerçekten daha ‘multi’ bir yönetim ve anlayışla çok daha sağlam adımlarla sosyal hayatta hakettiği yeri almak için ilk adımı bu yıl atmış oldu.
Halk ve aile festivali olarak ün kazanan bu festival Türkiye ve Hollanda’dan davet edilen birçok sanatçı, komedyen, şair ve gruplarla 4 gün devam ederek, yeni yönetimi, geniş konsepti ve zengin programlarıyla 6. kez sizlerle birlikte oldu.
24 ayrı ülkenin elçilerinin de katıldığı festivalin açılış programı muhteşem bir görüntü verdi. Birçok usta kendi ülkelerinin kültür ve sanatlarını ziyaretçilerin beğenisine sundu. T.C. Kültür Bakanlığı'nın katkılarıyla, Türkiye’de çıktıkları turneleriyle büyük ün kazanan Anadolu Flarmoni Orkestrası festivale ayrı bir renk kattı.
Bunun yanında; fuar, giyim, kültür ve sanat, Türk ve dünya mutfakları, sağlık fuarı, alışveriş, konferanslar, kitap fuarı, çocuk parkı ve sergi alanlarına katılan kurum, kuruluş, şirketler de festivalin diğer bir parçasıydı. Yeni oluşturulan yönetim ve çalışma grubunun geceli gündüzlü 6 aylık çalışma ürünü olan bu festival bazılarına göre biraz sönük geçerken, bazılarına göre ise ilk olmasına rağmen gayet iyi idi. Buna rağmen katılım beklentilerin belki biraz altında oldu. Bunda faktör neden olarak coğrafi konum ile bayram arefesinin etkisi de konuşulabilir.
YOLA DEVAM:
Bir sonraki Multifestijn’in ise Mayıs 2013 tarihinde yapılması planlanıyor. Bu defa konsept üzerinde de çalışan yeni yönetim kurulu; öncelikle tanıtımın diğer dillerde de olması, başka kültürlere ait çalışmalara öncelik verilmesi, sponsorların, stand sahiplerinin, kurum, kuruluş, şirketlerin, ziyaretçilerin öneri ve tavsiyelerini dikkate alınmasını ve bunlardan yola çıkılarak çok daha iyiye ulaşmayı hedefliyor. Siz değerli okurlarımı yönetim kurulunun konu ile alakalı gazetemizde yer alan basın bildirisini 'mutlaka' okumaya davet ediyorum.
DÖNER SEKTÖRÜNE ÇELME! UYANIK OLMALIYIZ:
Bunun yanısıra gündemi meşgul eden ve dikkatinizden kaçmaması gereken bir diğer konu da son günlerde ortaya atılarak dönercilik sektörüne darbe vurmaya çalışılan ilginç bir kampanyadır. Bazı 2. veya 3. sınıf firmaların ucuz döner satabilmek adına yaptıkları usulsüzlükler sebebiyle bu işin tüm sektöre mal edilerek Hollanda’da hatırı sayılır yer elde etmiş olan Türk döner sektörüne çelme takılmak istenmesine dikkatinizi çekmek istiyorum.
Gerek helal et ve gerekse hijyen konularında en ufak bir dolandırıcılığa tevessül etmeden işini yapan bu firmalarımızı zan altında bırakarak insanların kafalarında soru işaretleri oluşturmak vebal gerektiren ahlak dışı bir tutumdur. Kaldı ki bu anlamda bizlere de bir görev düşüyor. Her konu da olduğu gibi bu konuda da 'uyanık' olmalıyız. Bazı adeta ‘merdiven altı üretim’ olarak isimlendirilebilecek doğru düzgün adı ve markası bile olmayan ürünlerden uzak durmalıyız. Ne yediğimizi bilmek ve ödediğimizin karşılığını almak en tabii ve vazgeçilmez hakkımızdır. Gazeteniz Ufuk bu konuda gün be gün gelişmeleri takip ederek hızlı bir şekilde hem websitesinden (www.ufuk.nl) hem de düzenli olarak gazetemizden sizleri bilgilendirmeye devam edecektir.
KABAK YİNE BAŞIMIZA PATLADI:
Gazetemizdeki sürmanşet haberden de göreceğiniz üzere 12 Eylül seçimlerinin faturası bir kez daha azınlığa kesildi. Tabiri yerindeyse kabak bir kez daha başımıza patladı. Aman dikkat! Haber yabancı kökenli vatandaşlarımızla alakalı önemli ayrıntılara değiniyor ve konu ile alakalı sivil toplum örgütlerimizin de dikkate şayan tepkileri var. Bizleri nelerin beklediğini bilmek istiyorsanız mutlaka okuyun.
Ancak ben sizler için burada kısaca değineyim; seçimlerinin iki galibi, VVD ve PvdA partilerinin üzerinde anlaşmaya vardığı koalisyon protokolü karşılıklı tavizlerden oluşuyor. Burada bir sorun yok. Sorunun sebebi göç ve entegrasyon politikaları konusunda VVD’nin daha etkili olmasında kaynaklanıyor. Bunun yansımaları da zaten kendini gösteriyor. Mesela UETD Genel Sekreteri Sayın A.Suat Arı'nın yapmış olduğu açıklmaya göre: Son dönemlerde özellikle göçmen gençler arasında hızla artan işsizlik konusunda etkili önlemler ve ayrımcılıkla mücadele konusunun koalisyon protokolünde yer almaması tam bir hayal kırıklığı yarattı.
Biz Türk kökenli yabancılar açısından açıklanan protokolde nefes alabileceğimiz nokta ise olsa olsa; AB-TR Ortaklık Hukuku kapsamına giren bazı yasal konularda etkilenmemizin 'beklenmemesi' durumudur.
Başbakan Yardımcısı, Sosyal İşler ve İstihdam Bakanı Lodewijk Asscher, entegrasyon politikilarından da sorumlu olacak, ancak bakanın bu kapsamda ne yapacağı protokolde yer almıyor. Entegrasyon bölümünde sadece Hollanda’ya gelecek yabancıların uyması gereken koşulların ağırlaştırılmasından söz ediliyor. Hepsi bundan ibaret. Yani açılması gereken ve bizi ilgilendiren bazı önemli hususlar gizliliğini koruyor vaziyette. Bu durumda bize düşen bekleyip görmek olacak.
Bütün bu gündem ve kasvetli havadan sonra sizleri Haber Koordinatörümüz Murat Yakar'ın, "Kamyonda ki o yazı, son durak kara toprak" başlıklı yazısına yönlendirmeden edemeyeceğim. İbret ve mizahla o köşede buluşup bambaşka diyarlara kanat çırpacaksınız...
Gözlerinizi Ufuk’tan ayırmayın...Neler göreceğiz neler!





