
Öncelikle 9 Haziran’daki seçimlere odakladığım bu yazım öncesi geçtiğimiz günlerde elim uçak kazası sonucunda yasa boğulan Hollanda toplumunun acısını paylaştığımı ifade etmek istiyorum.
İşte ders çıkarmasını bilebilirsek hayat bu kadar kısa ve paylaşılmaya değer. Ancak dediğim gibi ders çıkarabilsek. Oysa günümüzde insanlar o kadar vurdumduymaz ve sorumsuz ki bırakın ders çıakrmayı, elinden gelse bir kaşık suda boğacak..
Bu şikayet ve serzenişlerin sayısını istediğimiz gibi çoğaltabiliriz.
Holanda’da yaşayan Türk toplumunu önümüzdeki günlerde yakından ilgilendiren en önemli konu ‘genel seçimler’ olduğuna göre isterseniz biz biraz o tarafa yönelelim.
Yönelelim çünkü hakikaten artık ‘gına’ geldi. Yönelelim çünkü artık hakikaten ‘yeter’ deme zamanı.
“Yeter’ artık sizlere, sizlerin vurdumduymazlıklarına, sessizliğinize” diyerek siz ve sizin gibilere ‘hayır’ diyelim’
Seçim vakti ortalıkta türeyip te oyları aldıktan sonra toz duman olanlara ‘hayır’ diyelim...
Yaptıklarını; ne görebilme, ne duyabilme, ne de sorgulayabilme imkanına sahip olamadıklarımıza ‘hayır’ diyelim...
Seçilipte kendini sadece kendi düşünce ve gurubunda olanlara adayanlara ‘hayır’ diyelim...
Her geçen gün daha da kötüye giden toplumsal barışı körükleyenlere ‘hayır’ diyelim...
Irkçı partilerin yükselişine imkan verenlere ‘hayır’ diyelim...
İsteklerimize, beklentilerimize, düşüncelerimize, duygularımıza, haklarımıza sırt dönenlere ‘hayır’ diyelim...
Yabancılara karşı bir bir hayata geçirilen insan haklarına aykırı ve antidemaokratik yasalara sus pus olanlara ‘hayır’ diyelim...
Yabancıları yurtdışı edeceğini söyleyerek onların hak ve hukuklarına saldıran, hatta haddi şarak kutsallarına küfretmeyi kendine ahdetmiş şımarık ve şarlatan Wilders’e karşı meclisteki sandalyesinde ‘çekirdek çıtlatırcasına’ sessiz sedasız oturanlara ‘hayır’ veya en azından ‘kendine gel’ diyelim...
Bu işler oturduğumuz yerde küsmekle veya tavır almakla olmuyor.
Ya nasıl?
Elimizde kalan bazı haklardan olan ‘seçme ve seçilme’ hakkını kullanarak tepkimizi, arzu ve siteklerimizi karşıya en anlamlı şekilde bildirebiliriz. Ama sen, “Bana ne ya, bana ne faydaları var ki, zaten bir şey yapmıyorlar, ha oy kullanmışım ha kullanmamışım” diyerek sandığa kadar zahmet etmeyip oyunu en iyi şekilde kullanmazasan, birileri gelir, senin hayatta istemeyeceğin birileri için oyunu kullanır. Tamam, oylarını protesto ederek kullanmayanlarda haksız değiller elbetete. Ama zaman, o zaman değil. İyi bir araştırma sonucunda bizim insanımızn haklarını gözeten parti ve o partilere mensup insanların var olduğu hakikatini mutlaka göreceğiz. Yeter ki o oylarımızın değerini ve kıymetini bilelim. Ve sandığa mutlaka giderek gereken yerlere gerekli mesajları verelim.
Zaman artık çekirdek çıtlatma zamanı değil..
Öyle değil mi?
Vesselam





