BIST 100
14.730,09 0,90%
DOLAR
45,4348 0,03%
EURO
53,3211 0,20%
GRAM ALTIN
6.862,95 0,22%
FAİZ
42,16 -0,78%
GÜMÜŞ GRAM
127,10 -0,59%
BITCOIN
79.408,00 -0,34%
GBP/TRY
61,5370 0,13%
EUR/USD
1,1705 -0,05%
BRENT
105,56 -0,07%
ÇEYREK ALTIN
11.220,92 0,22%
İstanbul Parçalı Bulutlu
İstanbul hava durumu
16 °

Bir etiketle silinen kimlikler

hollandali-turk-kimlik-arayisi-2026-01
Reklam

Hangi ülke senin memleketin?

Bu soru artık masum değil. Özellikle Hollanda’da doğup büyüyen Türklere sorulduğunda, çoğu zaman bilinçsizce yapılmış küçük bir sorgulama içerir: “Sen aslında nereye aitsin?”

Ama belki de asıl sorun, bu sorunun kendisidir.

Yıllardır dilimize yerleşmiş bir kelime var: “gurbetçi.” Türkiye’den Avrupa’ya giden ilk kuşak için bu tanım yerindeydi. Onlar gerçekten gurbete gittiler. Arkalarında bir hayat bıraktılar, yeni bir hayata tutundular. Bu kelimenin bir ağırlığı, bir karşılığı vardı. Bugün ise aynı kelime, Hollanda’da doğmuş, orada okumuş, orada çalışan birine rahatlıkla yapıştırılıyor. Hiç sorgulanmadan. Hiç düşünülmeden.

Bu sadece yanlış değil; tembel bir bakış açısı.

Çünkü “gurbetçi” demek, bir insanın hayatını yok saymaktır. Hollanda’da doğmuş birine “sen gurbetçisin” demek, aslında şunu söylemektir: “Sen buraya ait değilsin.” Daha da açık söyleyelim: Ne kadar entegre olursan ol, ne kadar başarılı olursan ol, sen hâlâ dışarıdan birisin.

Peki gerçekten öyle mi?

Hollanda’da doğup büyüyen bir Türk genci için “gurbet” neresi? Hayatında belki sadece yaz tatillerinde gördüğü bir ülke mi? Yoksa her gün içinde yaşadığı, eğitim aldığı, çalıştığı yer mi? Bu çelişkiyi görmezden gelip herkese aynı etiketi yapıştırmak, kolaycılıktır.

Evet, bu gençler iki kültür arasında büyüyor. Evde farklı bir dil, dışarıda farklı bir sistem. Aileden gelen değerler ile toplumun beklentileri arasında bir denge kurmaya çalışıyorlar. Ama bu durum onları “eksik” ya da “arada kalmış” yapmaz. Asıl sorun, onları öyle görmekte ısrar eden bakış açısıdır.

Çünkü toplum hâlâ net kategoriler istiyor. Ya Türksün ya Hollandalı. Ya buradasın ya orada. Arası yok. Oysa gerçek hayat bu kadar basit değil. Kimlik dediğimiz şey sabit bir etiket değil; sürekli değişen, şekillenen bir süreç. Ama biz hâlâ eski kelimelerle yeni hayatları açıklamaya çalışıyoruz.

“Gurbetçi” de tam olarak böyle bir etiket. Geçmişe ait. Bugünü anlatmakta yetersiz. Buna rağmen ısrarla kullanılmaya devam ediyor. Neden? Çünkü değiştirmek zor geliyor. Çünkü yeni bir dili kurmak, eski alışkanlıklardan vazgeçmekten daha zor. Ama bu rahatlık, bir nesli yanlış tanımlama pahasına sürdürülüyor.

Daha da ilginç olan şu: Bu kelime sadece dışarıdan dayatılmıyor. Bazen toplumun içinden de sahipleniliyor. Çünkü “gurbetçi” olmak bir kimlik gibi sunuluyor. Ama bu kimlik, çoğu zaman gerçekliği yansıtmaktan çok, bir nostaljiyi taşıyor.

Oysa Hollanda’da doğup büyüyen bir genç için hayat nostalji değil, gerçekliktir. Ve o gerçeklik, “misafirlik” değildir.

Artık açık konuşmak gerekiyor: Hollanda’da doğmuş, büyümüş, hayatını orada kurmuş birine “gurbetçi” demek, onu bulunduğu toplumun dışında konumlandırmaktır. Bu ister bilinçli olsun ister olmasın, sonuç değişmez. Bu bir tanım değil, bir mesafe koymadır.

Belki de artık şu gerçeği kabul etmenin zamanı gelmiştir: Yeni nesil, eski kalıplara sığmıyor. Onları anlamak için yeni bir dil gerekiyor. Daha dürüst, daha gerçekçi bir dil. Çünkü bu insanlar ne geçici ne de “arada kalmış.” Onlar burada. Ve buraya aitler.

Bunu kabul etmek zor geliyorsa, sorun onların kimliğinde değil; bizim onları hâlâ yanlış kelimelerle tanımlamaya çalışmamızdadır.

Ve evet, bazı kelimeleri artık bırakmak gerekir.

“Gurbetçi” de onlardan biri.

Sağlığınız daim, vatan sevginiz hakim olsun.

Reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.